Kadın Partisi'nden 115 çocuk için suç duyurusu

  • 16:17 22 Ocak 2018
  • Güncel
HABER MERKEZİ - Kadın Partisi, Kanuni Sultan Süleyman Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde 115 çocuğun cinsel istismara maruz bırakılması sonucu gebe bırakılması ile ilgili yetkililer ve çocukların aileleri hakkında savcılığa suç duyurusunda bulundu. 
 
İstanbul'da bulunan Kanuni Sultan Süleyman Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde 115 çocuğun cinsel istismara maruz bırakılması sonucunda gebe olduğunun tespit edildikten sonra üstünün örtülmesi ile ilgili Kadın Partisi, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'na suç duyurusunda bulundu. 
 
"Çocukların cinsel istismarı", "Reşit olmayanla cinsel ilişki", "Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma", "Sağlık mesleği mensuplarının suçu bildirmemesi", "Çocuğun soybağını değiştirme", Aile hukukundan kaynaklanan yükümlülüğün ihlali", "Görevi kötüye kullanma", "Suçu bildirmeme, "Suç delillerinin yok etme", "Gizleme veya değiştirme" suçlarından hastane başhekimi, başhekim yardımcıları, çocukları muayene eden tüm doktorlar, ilgili sağlık mesleği mensupları, İstanbul İl Sağlık Müdürü, İstanbul İl Sağlık Müdür Yardımcıları, İstanbul Kamu Hastaneleri Genel Sekreteri, çocuklar ile evlenen erkekler ve aileleri hakkında Kadın Partisi tarafından suç duyurusunda bulunuldu. 
 
Kadın Partisi Genel Başkanı Benal Yazgan yaptığı açıklamada taleplerini sıraladı. 
 
"*Mağdur/müşteki çocuklar ve aileleri hakkında 5395 sayılı yasanın 5, 6 ve 7. Maddeleri uyarınca Sosyal İnceleme Raporu aldırılarak; suç mağduru çocuklar hakkında 5. Maddede öngörülen tedbirlerden bir veya bir kaçının uygulanabilmesi için Çocuk Hakimi'nden koruyucu ve destekleyici tedbir kararları aldırılarak çocukların acil koruma ve denetim altına alınması,
 
*Çocukların ikamet adresleri tespit edilerek bağlı bulundukları İl/İlçe Milli Eğitim Müdürlüklerine müzekkere yazılarak; Eğitim çağında olan bu çocukların okula devam edip etmedikleri, okula devam etmiyorlar ise, hangi gerekçeyle eğitimlerini yarıda kestikleri hususunun araştırılması,  eğer bu çocuklardan bir kısmı eğitimlerini yarıda kesti ise, okul yetkililerinin çocukların okullara devamı noktasında herhangi bir girişimde bulunup bulunmadıkları, aileleri ile görüşüp görüşmedikleri, görüşmüşlerse ne yanıtı aldıkları hususunda ilgili tüm bilgi ve belgelerin istenilmesi, 
 
*Çocuklar okula gitmişlerse, okullarında bulunan rehber öğretmenleri tanık olarak dinlenilerek, çocukların söz konusu cinsel fiillerle ilgili herhangi bir destek talebinde bulunup bulunmadıklarının sorulması, eğer destek talebinde bulundularsa ilgili öğretmenin/öğretmenlerin konu ile ilgili herhangi bir girişimde ya da suç duyurusunda bulunup bulunmadıklarının tespit edilmesi,   
 
*Mağdur çocukların pedagog ve avukat eşliğinde ifadelerinin alınması ve faillerin kimler olduğunun ortaya çıkartılması, halen bu failler ile irtibatlı olup olmadıklarının tespiti ile faillerle irtibatlı olma ihtimalleri ya da benzer şekilde faillerin müdahalesine açık konumda olmaları durumunda; failler hakkında cezai yaptırımların yanı sıra 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun kapsamında uzaklaştırma kararı aldırılması,  
 
*Çocukların gerçek biyolojik yaşlarının tespiti amacıyla kemik gafillerinin aldırılması ve röntgenlerinin çektirilmesi ile yaşlarına dair Adli Tıp Raporu aldırılması, 
 
*Çocukların bahse konu fiilin anlam ve önemini ayırt etme güçlerine sahip olup olmadıkları, irade beyan etmeye ehil olup olmadıkları, bu hususta rıza beyan ettiklerine dair iddia ortaya atılması halinde; rızanın baskı altında alınıp alınmadığı ya da mecburiyetten verilip verilmediği konusunda İstanbul Üniversite Hastanesi Çocuk Psikiyatrisi Anabilim Dalı Başkanlığı'na sevkleri ile uzman raporu aldırılması,  
 
*Çocukların maruz kaldıkları fiiller nedeniyle ruh dünyalarında meydana gelme ihtimali bulunan yıkım nedeniyle, söz konusu psikolojik travmanın mağdurların yaşamlarına ve ruh sağlıklarına bıraktığı hasarın tespiti için, İstanbul Üniversitesi Çocuk ve Ergen Ruh Sağlığı Anabilim Dalı Başkanlığı'ndan uzmanlık raporu aldırılması,   
 
*Mağdur/Müşteki çocukların aile kayıt tabloları çıkartılarak; Bebekleri olup olmadığı, var ise bebekler nüfusa kaydedilirken bildirilmiş bir belge ya da doğum raporu mevcutsa, bunun onaylı bir suretinin istenilmesi, bu noktada bebeklerin nerede doğduğunun tespit edilmesi,
 
*Bebeklerin doğum yerinin tespitinden sonra, doğumu yaptıran kurum, kuruluş, hastane, muayenehane ve benzeri yerlerin ilgili makamlara bildirimde bulunup bulunmadıklarının tespit edilmesi ve bildirimde bulunmadılar ise bu kişilerle ilgili ayrı bir soruşturma yürütülmesi ya da yetkisizlik kararları verilerek mahal savcılıkların harekete geçmesinin sağlanması, 
 
*Mağdur çocukların bebekleri var ise, kimin bakım ve gözetimi altında olduğu ve hali hazırda nerede yaşadıklarının kolluk araştırmasıyla tespit edilmesi,
Mağdur çocukların bebekleri var ise, baba hanesinde kimin isminin yazılı olduğu, baba olarak görünen kişinin şüpheli sıfatıyla ifadesinin alınması,
 
*Eğer gerçek baba nüfusa kayıtlı olan kişi değilse, biyolojik babanın kimliğine ulaşılması için tahkikatın genişletilmesi, gerekirse DNA incelemesi yaptırılması,
 
*Bebeklerin, yapılacak kolluk araştırması sonucunda başka bir aile ile beraber yaşadıklarının ortaya çıkması halinde, bu aile bireylerinin tanık olarak dinlenilmesi ve bebeğin hangi gerekçelerle kendilerine teslim edildiğinin sorulması,
 
*Eğer yeni doğan bebeklerden ölenler varsa, ölüm sebeplerinin araştırılması için feth-i kabir ve otopsi işlemlerinin yapılması,
 
*Ayrıca mağdur çocuklardan doğan bebeklerle ilgili, 5395 sayılı yasanın 5, 6 ve 7. Maddeleri uyarınca Sosyal İnceleme Raporu aldırılarak; suç mağduru çocuklardan doğan bebekler hakkında 5. Maddede öngörülen tedbirlerden bir veya bir kaçının uygulanabilmesi için Çocuk Hakimi'nden koruyucu ve destekleyici tedbirlerin aldırılarak bebeklerin acil koruma ve denetim altına alınması,
 
*Eğer bebeklerin baba hanesine biyolojik babaları dışında başka bir baba adı yazıldıysa, "Çocuğun Soybağını Değiştirme" suçundan ayrıca soruşturma başlatılması ve başka yer nüfus müdürlüklerine belgeler ibraz edildiyse o yer savcılıklarına yetkisizlik kararı verilerek ilgili belgelerin gönderilmesi,
 
*Kolluk kuvvetlerine ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü'ne müzekkere yazılarak, mağdur çocukların ailelerinin sosyal, eğitim ve ekonomik durumlarının ayrıntılı tespitinin sağlanması,
 
*Söz konusu cinsel istismar eylemleriyle ilgili aile bireyleri, eğer zorlama, cebir, şiddet var ise, bu hususta yetkili mercilere bildirimde bulunmamışsa, "Suçu Bildirmeme" suçundan haklarında soruşturma başlatılması,
 
*Eğer mağdur çocukların ailesi tarafından yeterli destek görmediği, eğitim imkânlarından mahrum bırakıldığı ya da cinsel fillerle ilgili yeterli destekte bulunulmadığı anlaşılırsa; bu hususta bir şikayet söz konusu olduğunda aile bireyleri hakkında Aile Hukukundan Kaynaklanan Yükümlülüğün İhlali suçundan soruşturma başlatılması,
 
*Sağlık Bakanlığı'na söz konusu hastaneye müfettiş görevlendirilip, mevcut olayla ilgi ihmali ya da kastı olan kişilerin idari olarak tespiti ve cezalandırılması için müzekkere yazılması,
 
*İstanbul İl Sağlık Müdürlüğü ve Kanuni Sultan Süleyman Eğitim ve Araştırma Hastanesi'ne müzekkere yazılarak;
 
*Haklarında yetkili mercilere bildirimde bulunulmayan çocuklarla ilgili kaç kez hastaneye giriş çıkış yaptığı, hangi tıbbi tetkik ve teşhislerin yapıldığı, bu kapsamda tedavi görüp görmedikleri, gördüler ise her bir mağdur için ayrı ayrı olmak üzere bir dosya hazırlanarak, ilgili tüm bilgi ve belgelerin düzenli ve tasnif edilmiş bir şekilde istenilmesi,
 
*Kanuni bir yükümlülük olan, söz konusu bildirimde bulunma yükümlülüğünü yerine getirmeyen ve mağdur çocukların teşhis-tedavi sürecinde görev alan bütün doktorların, hemşirelerin, ebelerin, acil tıp doktorlarının, röntgen teknisyenlerinin, laboratuvar görevlilerinin kimlik ve adresleri tespit edilerek; hangi evrakta hangi işlemleri yaptıkları ortaya konulup, bildirimde bulunmayan bu kişilerin tamamı hakkında TCK'nın 280/2 maddesi uyarınca doğrudan soruşturma başlatılarak kamu davası açılması,  
 
*Bildirimde bulunmayan sağlık mesleği mensupları üzerinde denetim ve gözetim görevi bulunan kişiler hakkında, gerekirse soruşturma izinleri alınarak, TCK'nın 257/2 maddesi uyarınca "Görevi Kötüye Kullanma" suçundan soruşturma başlatılması."