Serpil Kemalbay: Efrîn halkı toprağı, ekmeği ve suyu için direniyor

  • 09:02 28 Ocak 2018
  • Güncel
ANKARA - Efrîn'e yönelik saldırıların Kuzey Suriye halklarının statü  sahibi olmasını engellemeye yönelik olduğunu söyleyen Serpil, ABD ve Rusya'nın ikircikli tutumunu, "Kendi çıkarları uğruna halklara bu savaşı dayatıyorlar" sözleriyle eleştirdi. Serpil, "Efrîn halkı;  ne Rusya ne de ABD'nin desteğiyle bu mücadeleyi veriyor. Bölge halkı kendi vatanı, ekmeği, suyu ve toprağı için direniyor” dedi.
 
Türkiye'nin Özgür Suriye Ordusu (ÖSO) ile birlikte Efrîn'e yönelik başlattığı saldırılar 9’uncu güne girdi. Efrîn Kantonu Sağlık Meclisi tarafından 24 Ocak günü yapılan son açıklamada saldırılarda şu ana kadar 35 sivilin katledildiği, 106 kişinin de yaralandığını belirtirken, kente yönelik havadan ve karadan saldırılar devam ediyor. 
 
Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Serpil Kemalbay, savaşın yürütücüsü olduğunu söylediği AKP ve Genel Başkanı Tayyip Erdoğan iktidarını kınayarak, savaşın karşısında durmaya devam edeceklerini söyledi. 
 
'AKP ve Tayyip Erdoğan iktidarını kınıyoruz'
 
Efrîn savaşında yaşamını yitiren sivillerden dolayı büyük bir üzüntü duyduklarını söyleyen Serpil, 9 gün boyunca yapılan bombardıman ve karadan yapılan top atışlarının Efrîn’deki sivil yaşamı hedef alındığını belirtti. Serpil, “ Bu savaşın yürütücüsü olan AKP ve Erdoğan iktidarını kınıyoruz. Biz yaklaşık yedi yıldır bu savaşın içindeyiz.  Bu süre içerisinde vesayet savaşı yürütüldü bölgede. Özellikle emperyalist güçlerin ve bölge devletlerinin Suriye’de yarattığı çatışmalı ortam içinden kendi hayatlarına sahip çıkan bir Rojava halkı gerçekliği ortaya çıktı” dedi.
 
'Savaş müzakerelerin başladığı sürecine denk getirildi'
 
Rojava’da çatışmalı süreçte DAİŞ faşizmine karşı özsavunma ile başlayan mücadelenin demokratik özyönetime dönüştüğünü vurgulayan Serpil, “Yakın dönemde Rojava halkı Meclis seçimlerini yaptı. Şimdi gerçekleşen bu işgal girişimi yani Türkiye ile kışkırtılan savaş politikası, Suriye’deki vesayet savaşının sonuna gelindiği, müzakere sürecinin başladığı bir döneme denk geliyor” ifadelerini kullandı.
 
'Rojava halkların umut kaynağı'
 
Suriye’nin Rojava ile birlikte barış ve demokrasi ile anılır hale geldiğini söyleyen Serpil, Efrîn’e yönelik saldırı ile birlikte yeniden bir savaş sürecine girildiğini söyleyerek, şöyle devam etti: 
 
“İçinde gayri nizami unsurları olan ÖSO güçlerini eğiten ve sahaya süren bir iktidar ile karşı karşıyayız. Bugün Türkiye’nin yapması gereken şey hem bölgede müzakere diyalog ve barış masasını kuvvetlendirmek olmalı hem de kendi iç politikasında barışı ve müzakereyi gündeme almasıdır. Bu bizim halklarımız için en doğru seçenektir. Soçi’de, Astana’da, Cenevre’de tartışılan ve çözüm arayışı içinde olunan sürecin içine Demokratik Suriye Güçlerini de içine alarak bir çözüm gerekiyor. Demokrasi güçleri; birbirinden farklı halkları bir arada barındırması, ortak demokratik çerçevede bir yönetim şeklini öngörmesi ve doğrudan demokrasiyi güçlendirerek kantonlardan oluşan sistem kurması açısından halklar için de umut kaynağı.”
 
‘Ne kadınlar ne de halklar kabul eder’
 
Rojava’da kadınların önemli bir misyonu olduğunu vurgulayan Serpil,  kadınların Rojava devriminde demokratikleşme ve özgürleşme sürecinde özne olduğunu hatırlatarak, “Rojava devrimi bir kadın devrimi olarak  gerçekleşti. Şimdi yine Suriye yeniden şekillenirken bu gerçekleri gören bir yerden hareket edilmesi gerekiyor. Suriye’de yeni sistemin eski Baasçı çoğunluğu inkar eden ve aynı zamanda halkların özgürlüklerini bastıran anlayışta devam etmesi mümkün değil. Bunu ne o coğrafyadaki kadınlar ne halklar kabul ederler. O yüzden Rojava devrimi bir kadın devrimi olarak burada kendini ortaya koyuyor” diye konuştu. 
 
‘Rojava’daki kadınların yanındayız’
 
Suriye’deki yeni sistem içinde özgürlüğün, eşitliğin ve barışın inşasında kadınların en ön saflarda yer aldığına dikkat çeken Serpil, “Biz de Rojava devrimi kadınlarının yanında yer alıyoruz. Rojava’daki demokratik devrim sürecinin destekçisi olarak bu politikalara yaklaşıyoruz” şeklinde konuştu. AKP iktidarı ve Genel Başkanı Tayyip Erdoğan’ın savaş politikasının karşısında olduklarını ifade eden Serpil, “ Kürt halkının, Arap halkının, kadınların, halkların farklı kimlik ve kesimlerden toplumun demokratik bir şekilde yaşamının önüne geçen bir anlayış olduğu için karşıyız” dedi. 
 
‘Tek adamlık kendini tahkim ediyor' 
 
Türkiye’nin iç politikasında da baskıcı ve inkarcı bir politika geliştirildiğini söyleyen Serpil, “tek adam” rejiminin inşa edilmeye çalışıldığını söyleyerek, “Tek adam rejiminin tahkim edilmesine olanak veren bir savaş politikası izleniyor şu anda. Normal şartlarda demokratik koşullarda seçime gidilse Erdoğan rejimi yıkılacak” diye belirtti. 
 
‘Kürt halkının statü sahibi olması engelleniyor’
 
Savaş politikasının içeride “tek adam” rejimi inşa etmek için, Kürt coğrafyasında ise Kürtlerin statü sahibi olmasını engellemek için sürdürüldüğünü söyleyen Serpil, “Bu savaş demokratik modeli kendisine mesken edinmiş bir modelin yaşam bulmasının önünü kesmek için başlatılmıştır” ifadelerini kullandı. 
 
'Savaşın karşısında durmaya devam edeceğiz'
 
Kürt halkı ve Kuzey Suriye halklarının DAİŞ çetelerine karşı büyük bir mücadele verdiğini hatırlatan Serpil, Efrîn savaşı boyunca açıklamalarıyla gündeme gelen ABD ve Rusya’nın ikircikli tutumunu eleştirerek, şöyle devam etti: “ABD ve Rusya’nın Efrîn savaşında ‘bilek güreşine’ tutuştular. Kendi çıkarları uğruna halklara bu savaşı dayatıyorlar. Rusya kendi çıkarını gözetiyor bölge üzerinde ama Efrîn halkı ne Rusya, ne ABD, ne İran ne Türkiye'nin desteğiyle bu mücadeleyi veriyor. Bölge halkı kendi vatanı, ekmeği, suyu ve toprağı için direniyor. Biz de HDP olarak bu savaş politikalarının karşısında olmaya devam edeceğiz.”