Avukat Seda Akço'dan istismara karşı acil çözüm önerileri

  • 09:02 30 Ocak 2018
  • Güncel
İSTANBUL - Çocuk hakları alanında çalışmalar yapan Avukat Seda Akço, çocukların cinsel istismara maruz bırakılmasının sadece cezalarla engellenemeyeceğini belirtti. Cinsel istismarı önlemek için, fark etme, bildirme, müdahale etme gibi alanlara ilişkin düzenlemelerinin yapılması gerektiğini ifade eden Seda, "Devlet, mücadele iradesini sözle değil, hizmetle ortaya koyar" diyerek acil çözüm önerileri sundu. 
 
İstanbul Kanuni Sultan Süleyman Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne 5 ay içerisinde 115 çocuğun istismar sonucu gebe kaldığı için başvurmasının ortaya çıkmasının ardından, Türkiye’de çocuk istismarı oranındaki artış bir kez daha gözler önüne serildi. Çocuk hakları alanında pek çok çalışması olan Hümanist Büro'nun kurucularından Avukat Seda Akço ile çocuk istismarını, yasal boşlukları ve çocukların korunması için alınması gereken önlemleri konuştuk. 
 
Sadece tehdit şartı gerekiyor!
 
İlk olarak 115 çocuğun istismar sonucu gebe kalması ve olayın soruşturulmamasının, şimdiye kadar kayda geçmemiş olmasının nedenlerine dair açıklama yapan Seda, "Türk Ceza Kanunu (TCK), 15 yaşını doldurmuş olan çocuklar bakımından eylemin çocuğun cinsel istismarı sayılması için, cebir ve tehdit ile gerçekleştirilmesi şartını aramaktadır. Eğer bu unsurlar yoksa, eylem reşit olmayanla cinsel ilişki suçu olarak kabul edilmektedir. Bu da şikayete tabi bir suçtur" diye konuştu. 
 
Seda, Sağlık Bakanlığı'nın hastanelere, 15 yaşını bitiren çocuklar ile ilgili olarak cebir veya tehdit olduğuna dair şüphe bulunması halinde bildirim yapılmasına dair bir yazı göndermiş olduğunu belirterek, "TCK 280'inci Maddesi sağlık çalışanlarına suç belirtisini bildirme yükümlülüğü getirmektedir. Sağlık Bakanlığı 'belirti' konusunu açıklamak için böyle bir yazı göndermiş olmalı. Ancak bu yazıda verilen bilgi yanlış. Çünkü ‘belirti’ sadece cebir ve tehditle tanımlanıyor" ifadelerine yer verdi.
 
'İki tane soruşturma yürütülmeli'
 
Sağlık çalışanlarının delil toplama yetkisi yok. Yani istismar sırasında tehdit veya cebir olup olmadığını araştıracak olan adli birimler belli. Seda’ya göre, Sağlık Bakanlığı’nın bu görüşü hatalı bir görüş. Çünkü ‘belirti’ sadece tehdit ve cebir ile sınırlandırılıyor ve bu koşullar olduğu takdirde sağlık personelinin bildirim yapması isteniyor. 
 
Yaşanan olayda ve benzerlerinde iki soruşturma konusu olduğunu kaydeden Seda, bunlardan birinin hamile olan kız çocuklarına karşı cinsel istismar suçu işlemiş kişilerin soruşturulması, diğerinin de bu kişileri soruşturma makamlarına bildirmemiş olan sağlık çalışanları hakkında yürütülecek soruşturma olduğunu ifade etti.
 
'Çocuklar korunmasız kalıyorlar'
 
Seda, Sağlık Bakanlığı'nın görüşünün arka planına dair konuşarak "Erken yaşta evlendirilmiş çocukların hamile kalmaları durumunda olayın soruşturma makamlarına bildirilmesi halinde, ceza hukuku müdahalesinin evlendirilen çocuklar ve yeni doğan bakımından daha çok mağduriyet yarattığına ilişkin görüşün yattığını düşünüyorum" diye ifade etti. 
 
"Akranlar arasında rıza ile gerçekleşen eylemler sonrasında, ceza hukukunun araçları ile olaya müdahale edildiğinde amaca aykırı bir sonuç doğuyor. Ama bunu gerekçe gösterip, hukukun müdahalesi engellendiğinde çocuklar yetişkin istismarlarına karşı da korumasız kalıyorlar" diyen Seda, yetişkinden çocuğa gelen eylemlerin cinsel istismar kapsamında değerlendirilmesi gerektiğinin altını çizdi. 
 
'Müdahale edecek bir yapılanma yok'
 
Çocuk Koruma Kanunun 6. Maddesi’nin çocuğun korunmasından sorumlu makamlara bildirimi düzenlemekte olduğunu hatırlatan Seda, “Ancak bu makamın bu tür bildirimlere etkin müdahale edecek bir yapılanması bulunmamaktadır" diye konuştu.
 
'Cezaya dayalı önlemi yeterli bulmuyorum'
 
Cezaların arttırılmasının koruyucu olmadığını ifade eden Seda, "Ceza Kanunun mevcut cinsel suçlar düzenlemesi ile bir ilişkisi olduğu söylenebilir. Ancak ben cezaya dayalı bir önleme stratejisinin yeterli ve doğru bir strateji olmadığını düşünüyorum esas olarak" dedi. 
 
"Yasaların ceza hukuku kısmından önce önleme, fark etme, bildirme, müdahale etme gibi alanlara ilişkin düzenlemelerinin yetersiz olduğu kanaatindeyim" diyen Seda, delil toplanması, yargılanma süresinin uzunluğu gibi alanlara bakılması gerektiğini kaydetti.
 
'Mağdurlara hizmet sunmanız gerekir'
 
Seda, "Bir istismar eyleminde tek başına faili cezalandırmak ile mücadele edemezsiniz, mağdurlara da hizmet sunmak gerekir. Bu nedenle fark etme, bildirim ve bu süreçte sunulan destek hizmetleri ile ilgili yeterli mevzuat olup olmadığını ve bu mevzuatın uygulanıp uygulanmadığını da sorgulamak gerekir" diyerek mağduru koruyacak bildirim mekanizmalarının kurulmadığını söyledi.
 
'Bu zihniyet, bütün bir toplumun'
 
Çocuklara yönelik cinsel istismarının boyutunun ortaya çıkandan çok daha fazla olduğunu düşündüğünü aktaran Seda, cinsel istismarın toplumun bütün damarlarına yayılan bir ‘zihniyetten’ kaynaklandığına dikkat çekti. Cinsel istismar sorununu çözmek için öncelikle, dürüst olmaya ve yüzleşmeye cesaret etmenin gerektiğini belirten Seda, bakış açısını değiştirmek için başta okullarda olmak üzere toplumsal cinsiyet, kadın hakları gibi konuların ele almak gibi yöntemlere başvurulabileceğini söyledi.
 
Acil çözüm önerileri
 
"Evet, bakış açısını değiştirmeye yönelik çalışmalar yapmak gerekir. Ama çocukların bu toplumun bakış açısı değişsin diye bekleyecek hallerinin olmadığını da biliyoruz" şeklinde konuşan Seda, devletin ve toplumun bu konuda karinesinin parlak olmadığına dikkat çekti.
 
Hızla bir mücadele planı oluşturulup, acil hizmetleri devreye sokmak gerektiğini söyleyen Seda, çözüm önerilerini şöyle sıraladı: "Aile içinde tehdit, baskı altında olan veya istismara maruz kalan çocuklar için sığınma ve koruma evleri, telefonla yardım hatları olmalıdır. Çocuklara bu merkezlerin ve hatların bilgileri verilmelidir. Bu tür hizmetlerin etkili ve koruyucu nitelikte olduğuna dair toplumun güveni arttırılmalıdır. Devlet, mücadele iradesini sözle değil, hizmetle ortaya koyar. Bunu yaparsanız, toplumsal bakış açısının değişmesini de kolaylaştırmış olursunuz."