Çapa'da yapılmak istenen açıklamaya polis engeli
- 16:24 2 Şubat 2018
- Güncel
İSTANBUL - İstanbul Tabip Odası, Demokratik Üniversite Girişimi ve SES Aksaray Şubesi, TTB Merkez Konseyi üyesi 11 hekimin serbest bırakılmasını için basın açıklaması yapmak istedi. Polis, açıklama yapmak isteyen kitleyi engelleyince açıklama İTO'da yapıldı. Açıklamada, "Gözaltında tuttuklarını sananlara sözümüz şu, bizim de gözümüz sizin üzerinizde. Bu ülke bizim gelecek bizim" denildi.
İstanbul Tabip Odası, Demokratik Üniversite Girişimi ve SES Aksaray Şubesi öncülüğünde Türk Tabipleri Birliği (TTB) Merkez Konseyi üyesi 11 doktorun gözaltına alınmasını protesto etmek için Çapa'daki İstanbul Tıp Fakültesi Hastanesi önünde yapılması planlanan eylemi polis engelledi. Hastane önünde bir araya gelen kitleyi engelleyen çevik kuvvet polisleri, açıklamaya katılanlara kalkanlarla saldırarak hastane dışına çıkardı. Basına da saldıran polis, görüntü çekilmesine izin vermedi.
Açıklamaya katılan hastane çalışanları, desteğe gelen sağlık emekçileri, öğrenciler ve yurttaşlar bunun üzerine Millet Caddesi üzerinden Cağaloğlu'ndaki İstanbul Tabip Odası'na doğru yürüyüşe geçti. Yürüyüş boyunca polis slogan atılmasını engelledi.
Türkiye İnsan Hakları Vakfı (TİHV) Genel Başkanı Şebnem Korur Fincancı, ÖDP Başkanlar Kurulu Üyesi Alper Taş, Emek partisi Genel Başkan Yardımcısı Levent Tüzel, Raşit Tükel'in öğrencileri, Halkevleri, Kaldıraç ve Demokrasi İçin Birlik üyelerinin de katılımıyla İTO'da basın toplantısı düzenlendi.
Basın toplantısının düzenlendiği salona "İyi hekimlik, sağlık hakkı, barış ve demokratik üniversite talebinin kararlı savunucuları TTB Merkez Konseyi Üyesi arkadaşlarımız acilen serbest bırakılsın" yazılı pankart asılarak gözaltındaki Merkez Konsey üyelerinin fotoğraflarının yer aldığı "Onurumuzdur" yazılı dövizler asıldı. Fotoğrafların altına çiçekler bırakıldı.
'Bu ülke bizim gelecek bizim'
İlk olarak İTO Yöneticisi Dr. İncilay Erdoğan söz alarak Çapa'da yapılmak istenen basın açıklanmasının engellenmesine tepki gösterdi. İncilay, "Bu ülkenin doktorlarına hastanenin kapısı kapatıldı. Kantine bile geçmemize izin verilmedi. Çay içmemize izin verilmedi. Bu İstanbul Üniversitesi'nin tarihe kara leke olarak geçsin. TTB Merkez Konsey Üyelerimiz serbest bırakılmasını talep edecektik. Gözaltında tuttuklarını sananlara sözümüz şu, bizim de gözümüz sizin üzerinizde. Bu ülke bizim gelecek bizim" dedi.
'Barışı savunmak suç değildir'
Hastanede okunmak üzere hazırlanan basın metnini Dr. Coşkun Canıvar okudu. Coşkun, gözaltına alınan TTB Merkez Konsey üyesi Taner Gören ve Mehmet Reşit Tükel'in görevden uzaklaştırmasını eleştirdi. Coşkun'un sözleri sık sık alkışlar ve "Baskılar bizi yıldıramaz" sloganları ile kesildi.
Coşkun, "TTB Merkez Konseyi'nin oluşturan tüm arkadaşlarımız gibi ölüm ve nefret politikalarına karşı yaşamı ve barışı savunmuşlardır. Bu gözaltılar, bu saldırılar karşısında akademiyi, hekimliği, emeği, düşünce ve ifade özgürlüğünü savunan herkesi bulacaktır. Bizler Taner hocanın ve Raşit hocanın öğrencileri, çalışma arkadaşları, meslektaşları, hastaları olarak buradan bir kez daha çağrı yapıyoruz, barışı savunmak suç değildir" şeklinde konuştu.
TTB Delegasyonu üyesi ve İstanbul Üniversitesi Demokratik Üniversite Girişim Üyesi Prof. Dr. Pınar Saik da Çapa'da karşılaştıkları durumun düşündürücü olduğunu söyleyerek, polisin saldırısını kınadı. Pınar, dayanışma çağrısı yaptı.
Üniversite Öğretim Üyeleri Derneği adına söz alan Gülhan Türkkaya ise arkadaşlarının yanında olduklarını belirterek, İstanbul Üniversitesi'nin verdiği uzaklaştırma kararının kaldırılmasını istedi.
İstanbul Üniversitesi ve İstanbul Tıp Fakültesi öğrencilerinden Çağla Kılıç, "Öğrencileri olarak onlardan öğrendiğimiz gibi tüm bu haksız yaptırımların karşısında duruyoruz" dedi.








