Nesrin Nas: Bu harekâtın haklı bir zemini yok!

  • 09:04 3 Şubat 2018
  • Güncel
Evrim Kepenek 
 
İSTANBUL - Ayetullah Humeyni’nin Irak’a savaş açarak İran’daki İslam rejimini kurumsallaştırdığını hatırlatan Nesrin Nas, AKP iktidarının da aynı yöntemi kullanarak Efrîn’e saldırdığını belirtti. DAİŞ’in Efrîn’e hiç giremediğini belirten Nesrin, “Bu harekâtın çok da gerekçelendirilecek haklı bir zemini yok” dedi.
 
Anavatan Partisi'nin 5’inci Genel Başkanı ve eski milletvekili Nesrin Nas, Türkiye'nin Efrîn'e yönelik saldırısı başta olmak üzere gündemdeki politik gelişmeleri ajansımıza değerlendirdi. Türkiye halklarının, olayları tek tip bir medyadan dinlediğini belirten Nesrin, “Şuan halklar Efrîn’de DAİŞ’e harekât düzenlendiğini sanıyor. DAİŞ’in Efrîn’e hiç girmediğini bile bilmiyorlar” dedi.
 
‘AKP, yeni rejimi güçlendirmek için…’
 
Hızla hukuk dışına kayan AKP’nin rejim değiştirmeye çalıştığını ifade eden Nesrin, bu rejim değişikliğini oturtabilmek içinse ‘dışarıda savaş’, ‘içeride baskı’ yöntemini seçtiklerini söyledi. 
 
“Ellerinde sadece savaş, şiddet ve rejimi meşrulaştırmak için kullanabileceği baskı dışında bir şey kalmadı” diyen Nesrin, Efrîn’e yönelik saldırıları nedenini de açıkladı. Nesrin, “Birincisi, AKP’nin kurucularının aklında başka bir rejim var. Bu rejim değişikliğini oturtabilmek için rejim değişikliğine karşı olanları, itiraz edenleri ortadan kaldırmaları lazım. Bu itirazları ortadan kaldırabilmenin de belli maddi koşulları var. Kamuoyunu, halkı ikna etmek, iyi ekonomik koşulların sağlaması gerekiyor. Oysa tam tersine Türkiye’nin ekonomik kısıtları var. 
 
Türkiye’nin geçmişten gelen, eksik aksak da olsa belli bir medeni yaşam düzeyi, demokrasisi, bir hukuk düzeni var. Mahkemelerin bir şekilde vatandaşın hakkını arayabileceği yerler olduğu, bir anayasası var. Eleştirsek de kızsak da bir 12 Eylül anayasası var ki inanç özgürlüğünü, ifade özgürlüğünü hatta ‘Yurtta sulh cihanda sulh’ ilkesi içinde huzur isteme hakkını içeriyor. Hal böyle olunca bütün bu itirazları kaldırabileceği bir şeye ihtiyacı var. Bunun da yolu çatışmalardır, savaşlardır” dedi.
 
‘Savaş olmadan rejim kurumsallaşamıyor’
 
Geçmiş dönemlerde sıkça sorulan, “Türkiye İran olur mu?” sorusunu hatırlatarak devam eden Nesrin, “Şah Rejimi yıkılıp yerine Ayetullah Humeyni geldiğinde, İran’da yeni rejim isteyenlerin devrimini onlardan çaldı ve bir Ayetullahlar rejimi kurdu. Ayetullahlar rejimini oturtabilmek için, yerleştirebilmek için, Irak’la savaşa girdi. ‘Biz bunu talep etmedik, biz Şah’ın işkencelerinden kurtulmak istedik, biz fakirlikten kurtulmak istedik’ diyen insanların itirazlarını sonlandırmak için yaptı bunu. Irak’la savaşa girdi ve tam 8 yıl sürdü bu savaş. Bu savaş sırasında Ayetullah Rejimi bütün çerçevesini oturttu, hukukunu oturttu, o rejimi yerleştirdi.  Irak’la savaş olmasaydı Ayetullah Rejimi bu kadar rahat kurulmazdı, itirazlar yükselirdi ve biz bugün başka bir İran görürdük. AKP’nin yeni rejimi kurma girişimi İran’a bakınca bize ne olacağını söylüyor” diye konuştu.
 
‘Harekât için haklı bir zemin yok’
 
Efrîn’in Kuzey Suriye’deki en güvenilir alan olduğunu belirten Nesrin, iç savaştan kaçan pek çok halkın Efrîn’e sığındığını hatırlattı. DAİŞ’in Efrîn’e hiç giremediğini belirten Nesrin, “Bu harekâtın çok da gerekçelendirilecek haklı bir zemini yok” dedi. 
 
‘Parlamento yok!
 
Türkiye’de ekonomideki sorunların, kendini yakan işçilerin, sağlıktaki eksikliklerin, kadın katliamların konuşulamadığını ifade eden Nesrin,  “Bütün bunları sorduğumuzda, ‘Türkiye’nin beka sorunu var’ diyorlar. Türkiye’nin beka sorunu varsa neden bu sorun parlamentoya gelmiyor. Biz, milletvekilleri seçtik, parlamentoya yolladık. Neden onlar bu konuyu tartışmıyor, çözüm üretmiyor? Çünkü yok, parlamento yok!” diye konuştu. 
 
Türkiye halklarının, olayları tek tip bir medyadan dinlediğini belirten Nesrin, “Şuan halklar Efrîn’de DAİŞ’e harekât düzenlendiğini sanıyor. DAİŞ’in Efrîn’e hiç girmediğini bile bilmiyorlar” dedi. 
 
‘TTB’nin uyarısına kulak asılmalı’
 
“Bu örtü kalktığında geride nasıl bir enkaz bırakacak, bilmiyoruz” diyen Nesrin, düşünen, endişelenen, kaygılanan insanların gözaltına alındığını ifade etti. Türk Tabipler Birliği’nin “Savaş bir sağlık problemidir” sözlerini tekrarlayan Nesrin, “Bu uyarıya kulak asılması lazım” dedi. 
 
Suriye’den Türkiye’ye göç etmek zorunda kalan insanların “Biz birbirimizi dinlemek yerine yumruklaşmayı tercih ettik. Sen osun sen busun diye ayırdık Şimdi başka bir ülkenin çöplüğünde hepimiz birleştik ” dediklerini söyleyen Nesrin, “Biz de başka ülkelerin çöplüklerin de değil kendi ülkemizde birleşelim” diyerek uyarıda bulundu. 
 
‘Türkiye ikinci İsrail olabilir’
 
Türkiye’nin Efrîn’e saldırmak için Rusya’dan izin aldığını ifade eden Nesrin,  “Rusya’nın ipin ucunu ne kadar uzun tuttuğunu bilmiyoruz. Ne zaman çekileceğini de bilmiyoruz. Bir iki gündür Türkiye’ye yönelik uyarılar da arttı. Yabancı ajanslara düşen haberlere baktığınızda, ‘ne yaparsan yap biz senin arkandayız’ gibi bir mesajın olmadığını görüyoruz. Türkiye’nin orada ikinci İsrail olabileceğini düşünüyorum. Bu çok tehlikeli bir durum” diye konuştu.
 
‘Vahim açıklamalara’ örnekler! 
 
İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun “Azez'de, Cerablus'ta, Marel'de kaymakamımız var” sözlerinin ‘işgalci devlet’ anlamına geldiğini ifade eden Nesrin, “Siz kendinizi işgalci olarak ilan ettiğinizde, ‘Bana oradan tehditler var ben o tehditleri ortadan kaldırmak için bunu yapıyorum’ diyemezsiniz. ÖSO milli bir ordudur demek de aynı. Siz ÖSO’nun bütün yaptığı savaş suçlarını üstlenmiş olursunuz. Saha da ÖSO’yu kontrol edemezsiniz. Uluslararası Ceza Mahkemesi’nden AİHM’den verilecek cezaları kendi üstünüze almış olursunuz. Bunlar son derece vahim açıklamalar” diye belirtti.