Dilek Karabulut: Hakikati duyurmak bizim görevimiz

  • 21:35 5 Şubat 2018
  • Güncel
 
İZMİR - İzmir Kadın Platformu'nun DEÜ Rektörlüğü tarafından işine son verilen Araştırma Görevlisi Dilek Karabulut, kendisi için yapılan destek açıklamasında, "Hakikati aramak ve bunu biat etmeden duyurmak akademinin ve bizim mücadelemizin görevidir" dedi.
 
İzmir Kadın Platformu Dokuz Eylül Üniversitesi (DEÜ) Rektörlüğü tarafından Araştırma Görevlisi Dilek Karabulut'un işine son verilmesini gerçekleştirdiği basın açıklamasıyla protesto etti. DEÜ Rektörlüğü önünde gerçekleştirilen açıklamada kadınlar adına konuşan Ayşegül Akıncı Yüksel, güvencesizliğe, yoksulluğa, baskı ve tutuklamalara, kadın katliamlarına, OHAL’e ve KHK’lere karşı mücadele etmeye devam ettiklerini söyledi.
 
‘Dayanışma içinde yan yana olacağız’
 
Soruşturmaların, ihraçların, işten atmaların, gözaltına almaların, kadınları yıldıramadığını kaydeden Ayşegül, şöyle devam etti: "Susmadık, susmayacağız, barışı, eşitliği, özgürlüğü, bir arada yaşamı savunmaya devam edeceğiz. OHAL’in rektörleri, ellerinde bulundurdukları aşırı yetkilerin yanı sıra, pek çok fakülteye vekil dekanlık yaparak veya vekil dekan atayarak tek adam rejiminin üniversitedeki gölgesi haline gelmişlerdir.  Bugün üniversiteler, YÖK’ün bir talimatını emir telakki ederek ihraç listeleri hazırlayan rektörlerin ve muhbirlik yaparak ikbal peşinde koşanların cirit attığı kurumlar haline getirilmiştir. Yine ortada maddi hiç bir delil yokken, yine hukuk ve demokrasi ayaklar altına alınarak, 'Barış' diye haykıranlar sistematik bir baskıya ve tasfiyeye maruz kalmaktadır.  Ülkeyi ve üniversiteleri, karanlığa ve yıkıma sürükleyen bu politikalara teslim etmeyeceğimizi, bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da dayanışma içerisinde yan yana olacağımızı ilan ediyoruz."
 
OHAL’in sonuçlarının ortadan kaldırılması gerektiğini belirten Ayşegül, insan, toplum, doğa yararına üniversite, demokratik bir ülke ve eşit, özgür bir yaşam için herkesi birlikte mücadeleye çağırdıklarını söyledi. 
 
‘Mücadele etmeyi sürdüreceğiz’ 
 
Ardından konuşan Ferda Yamanlar, bütün akademisyenler işlerine geri dönene kadar, ülkeye barış gelene kadar mücadeleye devam edeceklerinin altını çizdi. DEÜ Rektörlüğünün tamamen keyfi bir tutumla bu olumlu görüşleri hiçe sayarak Dilek’in işine son verdiğini dile getiren Ferda, Dilek’in akademinin yüz akı olduğunu vurguladı. Ferda, “Emek, Barış ve Demokrasi mücadelesinin de bir parçasıdır. Barış imzacısı hocalarımızdan tarafız ve Türkiye’nin bilim üreten, çağdaş ve insan haklarına duyarlı bir ülke olması için mücadele etmeyi sürdüreceğiz" dedi.
 
‘Bilim insanlarını engellemek üniversiteleri karanlığa sürükleyecek’
 
Kadınlardan Bengi Avun Hasırcı da, toplumun aydınlık geleceği için önemli olan bilim insanlarının kamu görevlerini yerine getirmelerini engellemenin telafisi mümkün olmayacak toplumsal sorunlar doğuracağını ve üniversiteleri karanlığa sürükleyeceğini ifade etti. 
 
‘Eğitim emekçileri görevlerine iade edilmeli’
 
Arzu Şenel Atmaca ise, yaşamı karanlığa sürükleyen anti-demokratik politikalar ile öğrencilerinden zorla koparıldığını belirterek, eğitim ve bilim emekçisi tüm hocaların bir an önce görevlerine iade edilmeleri gerektiğini söyledi. 
 
 ‘Bu suça ortak olmayacağız’
 
Son olarak söz alan Dilek ise, barış talep etmenin insan onuruna uygun yaşamak olduğunu kaydetti. Barışının adının bile anılmasının yasak olduğu bu gibi koşullarda militarist, kadın düşmanı, homofobik ve muhafazakar söylemlerin arttığını dile getiren Dilek, buna karşı bu söylemlerden ancak barış çığlığı kurtarabileceğini kaydetti. İki yıldır "Bu suça ortak olmayacağız" dediklerini hatırlatan Dilek, "Barış talep ettiğimizde bu talep suç oldu. Arkadaşlarımız, hocalarımız işlerinden edildi; tutuklandı. Sokakta, sosyal medyada barış talep eden kadınlar, barış bildirisi dağıtanlar işlerinden edildi, tutuklandı. Ölüm ve gözyaşı getiren savaşa karşı barış savunan barış talep eden bütün kadınlara özgürlük istiyoruz. Üniversiteler özgür düşüncenin ve bilimin yerleri değil, emirlere biat eden yöneticileriyle siyasi iktidarın işlevlerini yerine getiren kurumları haline getirildi. Hakikati aramak ve bunu biat etmeden duyurmak akademinin ve bizim mücadelemizin görevidir" diye konuştu.