Uludere'nin heybetli ve dik duran dağları gibi: Asya Yüksel

  • 09:17 9 Şubat 2018
  • Güncel
ŞIRNAK - “Herkes biraz memleketine benzer derler ya, işte Asya da Uludere'nin heybetli ve dik duran, başı sisli dağlarına benziyor” diye anlatıyor annesi Emine Ürün Asya Yüksel’i. Katliamın ardından geçen iki yıla inat “Ben ne onu unuturum ne de onun mücadelesini yarıda bırakırım” diye de ekliyor. 
 
Şırnak'ın Cizre ilçesinde ilan edilen özyönetim direnişinin ardından 14 Aralık 2015 tarihinde başlayan 'Sokağa çıkma yasağı’ sırasının 41.gününde  ilçede yaralıların bulunduğu 3 tane bodrum olduğu ortaya çıkmıştı. Tedavi hakları engellenen yaralılar ve siviller, polis ve asker tarafından ‘meşru savunma hakkı’ denilerek katledildi. Bodrumlarda katledilenlerden biri de Cizre Halk Meclisi Eşbaşkanı Asya Yüksel’di. Asya’nın cenazesi katliamdan 3 ay sonra 12 Mayıs 2016 tarihinde teşhis edilerek defnedilmişti. 
 
Başka bir cenaze ile karışması sonucu farklı bir kimlikle defnedilen Asya, ikinci kez son yolculuğuna uğurlandığında Uludere sokaklarında  'Se Jinen Azad' şarkısı yankılanıyordu... 
 
Cizre’de direnişin sembolü haline gelen Asya’nın yaşamını annesi Emine Ürün anlattı. Emine, "Herkes biraz memleketine benzer derler ya, işte Asya'da Uludere'nin heybetli ve dik duran, başı sisli dağlarına benziyor. Halkı için yıllarca çalışan kızım Asya bu dağların heybetinden cesaret alarak yola çıktı" diye başlıyor anlatmaya. 
 
'Kürt halkı için çalışıyordu'
 
Asya'nın kadınlara ve kadın mücadelesine çok bağlı olduğu dile getiren Emine, "Herkese çok iyiydi ve buradaki bütün insanlar da onu çok seviyordu. Kadınlara ve kadın mücadelesine çok bağlıydı. Bu mücadele için köy köy gezerek çalışma yürütüyordu. Çok saf duygular ile bu işi yapıyordu. Batman'da, Siirt'te bir sene çalıştı. En sonda Cizre'ye geldi orada da iki yıl kaldı" diyor.
 
'Şerefli bir ölüm için teslim olmadılar'
 
Cizre'de kaldığı süre boyunca kızının Mehmet Tunç ve yüzlerce insanla birlikte büyük bir direniş sergilediğini dile getiren Emine, bu direnişin tarih boyunca unutulmayacağını sözlerine ekliyor. 
 
Ne kendisinin Cizre'yi ne de Cizre'dekilerin Asya'yı unutmayacağını ifade eden Emine, sözlerini şöyle sürdürüyor: "Kızım orada onurlu bir direniş sergiledi. Onu ve bu yaşadıklarını asla unutmayacağım. Onunla çatışma zamanlarında da telefonla konuşuyordum. Bodrumlara girdiklerinde de onlarla konuşmaya devam ettim. Sonra televizyonda gördüm yaralı olduklarını, zaten konuştuğu telefon da Asya'nındı. Ben ona sizi orada öldürecekler dedim, o da bana 'Anne kendini üzme, şerefli bir ölüm mü iyi yoksa şerefsiz bir ölüm mü?' diye sordu bana. Ben de şerefli bir ölüm dedim.  O da bana 'madem öyle bana niye bunları söylüyorsun. Kızım ve oğluma sahip çıkın kendinizi de üzmeyin. Sen benim annemsin yapma bunu' dedi. Ben de sizi gördükçe nasıl üzülmem dedim. Kızımın son sözleri de bunlar oldu." 
 
'Onun mücadelesini asla yarıda bırakmayacağım'
 
Yaşadığı onca acıya rağmen elinden kalan tek şeyin direnmek olduğunu söyleyen Emine, kızının teslim olmamasına sevindiğini belirtiyor. Emine konuşmasını şu şekilde sürdürüyor: "Elimizden sadece direnmek gelir. Cizre hayatı boyunca bunu unutmasın. O yangınları, o ölümleri asla unutmasınlar. Ben gözlerim gördüğü sürece nefes aldığım sürece kızımın mirasını büyüteceğim. Ayağım sağlam olsaydı, onun geride bıraktığı görevi ben yerine getirir köy köy, şehir şehir gezerdim. Ama ölüme kadar bu dünyada var olana kadar ben ne onu unuturum ne de onun mücadelesini yarıda bırakırım. Asla unutmayacağım."