Abdullah Öcalan'ın Kobanê'de ayak bastığı ilk köy: Onları anlatmak çok zor

  • 09:18 16 Şubat 2018
  • Güncel
Devrim Amed-Ruhenda Amed 
 
KOBANÊ - PKK Lideri Abdullah Öcalan’ın Kobanê’de ayak bastığı ilk köy olan Alpenûr, halen ilk grubun kurduğu toplumsal ilişkilerin izlerini taşıyor. Köyde PKK'nin öncü kadrolarından Kemal Pir'in de kaldığını söyleyen Alpenûrlular, o günleri şöyle anlatıyor: "Apocular arasında hiç bir ayrım yoktu, herkes yemeğini yapar herkes ortak yerdi. Önderlik de diğer arkadaşları gibi davranırdı. Hatta daha çok çalışırdı. Onları anlatmak çok zor. Sadece layık olmaya çalışıyoruz." 
 
Kobanê şehir merkezine 5 kilometre uzaklıkta bulunan Alpenûr köyü, tarih nehrinde bir akışı tersine çeviren, soykırım kıskacındaki bir halkı kendi kökleri üzerinden yeniden doğuşa götüren an'ı yaratanlara tanıklık etti. PKK Lideri Abdullah Öcalan’ın Kobanê’de ayak bastığı ilk köy olan Alpenûr’da öncü kadrolardan Kemal Pir'in de aralarında bulunduğu birçok PKK kadrosu kalarak, ideolojik tartışma ve çalışma yürüttü. Köyde 3 ay kadar kalan Abdullah Öcalan, PKK’nin ideolojik ve politik çalışmasını yoğunlaştığı bir döneme tanıklık eden köye ilk olarak 1979 yılında o dönemde İstanbul’da Eczacılık Fakültesi’nde okuyan Abdullah Kadır isimli bir arkadaşıyla geldi.  
 
Halen ilk grubun kurduğu toplumsal ilişkilerin izlerini taşıyan köyde yaşayan Azad Kadır, Abdullah Öcalan ile PKK'nin öncü kadrolarından Kemal Pir ve yanı sıra birçok önder kadroyu köylerinde ağırladıklarını söyledi. O dönem 6 yaşında olan Azad, çocukluk yıllarına dair o günleri şöyle anlatıyor: “Amcam Abdullah eczacılık fakültesini İstanbul da okurken Kemal Pir ile tanışıyor. Amcam da işçi sınıfından yana ve yoksuların hakkını savunan biriydi. O da PKK'liler gibi düşünürdü. Ağa ve üst sınıfları sevmezdi. O dönemde amcam Dersim adında bir eczane açmıştı biz ise Dersim adına anlam veremiyorduk. Herkes niye kendi adına bir eczane açmadın diye sorardı. O ise Dersim'de bir katliam olduğunun farkındaydı ve bunun için böyle bir ismi seçmişti.”
 
'Gittiklerinde günlerce ağlamıştım'
 
PKK’lilerle ilk karşılaşma anını anlatan Azad, “İlk grup yanımıza geldiğinde ben altı yaşındaydım.  Sürekli benimle oyun oynuyorlardı. Onlarla beraber havuz başına oturur ayaklarımızı suya daldırırdık. Benimle çok ilgileniyorlardı. O zamanlar Apo'cular nedir, kimdir, amaçları nedir bilmiyordum.  Ama çok seviyordum ve bağlanmıştım. Onlar evimizden gittiklerinden de günlerce ağlamıştım" diye konuştu.
 
'Cesaretli ve fedarkarlardı'
 
Abdullah Öcalan ve arkadaşlarını misafir eden Şemsê İbrahim ise,  grup ilk eve geldiğinde onları çok tanımadığını söylüyor. “Kürtlerin haklarını savundukları için onları sahiplenir ve evimizi, yemeğimizi onlarla paylaşırdık” diyen Şemsê, “Bu mücadele kıt imkanlarla bu günlere geldi. Önder Apo ve arkadaşları, sürekli konuşur, tartışır ve ilişkileri örgütlerlerdi. O zamanları düşündükçe halen aklım almıyor.  Kürt ve Kürdistan kelimesinin bu denli sakıncalı olduğu bir ortamda bu kadar cesaretli ve fedakar olan Apocuları düşündükçe korkuyordum. Ne kadar çalışsak da emeklerini karşılığını veremeyeceğimi iyi biliyordum” diyor. 
 
'Ev işlerinden tarla işlerine kadar yardım ederlerdi'
 
“Abdullah Öcalan ve gruptaki tüm arkadaşlarını çocuğum gibi seviyordum” diyen Şemsê , “Onlar da beni anneleri gibi ele alıyorlardı. Bana ev işlerinden tarla işlerine kadar hep yardım ediyorlardı. Saygılı, emekçi ve bu kadar derin hislere sahip olan Apocuların yeryüzünde emsalleri yoktu” diye konuştu.  O dönem Ali adında bir çocuğunun henüz beşikte olduğunu söyleyen Şemsê, “Ben yokken bu çocuğun bakımından, yemeğine kadar her şeyiyle ilgileniyorlardı” dedi. 
 
'Önderlik herkesten daha çok çalışırdı'
 
O dönemlere tanıklık eden Abdulkadir Nehsat da, Abdullah Öcalan ve arkadaşlarını evinde ağırlayanlardan. Tanıklığını anlatan Abdulkadir, “O dönemde Kürt davası için uğraşmak çok zordu. Bir grup olarak bize geldiler. Akşamları kavak ağaçlarının altında gidip toplantımızı yapardık. Zaten önderliği sınırdan da kardeşim geçirdi ve bizim evimize getirdi” diye konuştu. 
 
'Onları anlatmak çok zor, sadece layık olmaya çalışıyorum'
 
"Apocular arasında hiç bir ayrım yoktu, herkes yemeğini yapar herkes ortak yerdi” diyen Abdulkadir, “Önderlik de diğer arkadaşları gibi davranırdı. Hatta daha çok çalışıyordu. Onları anlatmak çok zor. Sadece layık olmak istiyorum" ifadelerini kullandı.