‘Kırkyama Kadın Dayanışması’ kuruluşunu deklare etti
- 15:38 18 Şubat 2018
- Güncel
İSTANBUL - “Güçlenerek değiştireceğiz, mücadelemizi büyüteceğiz” sloganıyla bir araya gelen kadınlar, “Kırkyama Kadın Dayanışması”nı deklare etti. Etkinlikte Kırkyama’nın projesinde emek veren gözaltındaki HDP PM üyesi Serpil Kemalbay da selamlandı.
Kadınlar cinsel saldırı, şiddet ve katliamlara karşı örgütlü mücadelesini büyütmeye devam ediyor. Kadın mücadelesini büyütmek ve erkek devlet şiddetine karşı birlikte hareket etmek için yola çıkan kadınlar, “Güçlenerek değiştireceğiz, mücadelemizi büyüteceğiz” sloganı ilke Kırkyama Kadın Dayanışması’nın kuruluşunu deklare etti. Suriye Pasajı’nda bulunan Ortak Yaşam Derneği’nde yapılan bir şölen ile kuruluşunu ilan eden Kırkyama Kadın Dayanışması, konuyla ilgili basın açıklaması yaptı.
“Susmuyoruz, korkmuyoruz, itaat etmiyoruz” ve “Güçlenerek değiştireceğiz, mücadelemizi büyüteceğiz” yazılı pankartlar açan kadınlar, katledilen kadınlar için saygı duruşunda bulundu. Saygı duruşunun ardından kadınların mücadelesinden ve direnişinden derlenen fotoğraflardan hazırlanan sinevizyon gösterimi yapıldı. Sinevizyon gösteriminin ardından deklarasyonu kadınlar adına Tuğçe Kesim okudu. Tuğçe, Kırkyama Kadın Dayanışması olarak kadınların varoluşuna, hayatına, özgürlüğüne ve kimliğine yönelik saldırıların şiddetlendiği, kazanımların yok edilmeye çalışıldığı tarihsel bir kesitte yola çıktıklarını söyledi.
‘Mücadeleye sıfırdan başlamıyoruz’
Dönemin özgün şartlarında feminist mücadeleyi çoğaltmayı, kadın dayanışmasını ve örgütlülüğünü güçlendirmeyi temel amaç edindiklerini söyleyen Tuğçe, “Kırkyama Kadın Dayanışması olarak kırkyamanın farklıların bir aradaki uyumundan, zenginliğinden ve deviniminden esinlendik. Kadınların farklılıklarıyla beraber ortaklaşabilme gücünün büyüsüne kapıldık ve kendimizi böyle adlandırmak istedik. Mücadelemize sıfırdan başlamıyoruz. Gücümüzü kadınların eşitlik, özgürlük mücadelesinin doğduğu andan itibaren yarattığı tüm değerlerden alıyoruz. Coğrafyamızdaki kadın hareketinin bütün tarihini kendi tarihimiz sayıyor, saygı ve minnetle sahipleniyoruz” ifadelerini kullandı.
'Yaşıyoruz, görüyoruz, biliyoruz'
1980 sonrası yükselen kadın hareketine değebildiklerini ve kendilerine sundukları teorik bakış açısından, yarattıkları değerlerden ve eylemlerden etkilendiklerini belirten Tuğçe, kadın mücadelesinin ihtiyaçlarını gören, kadınların tüm farklılıkları, çoğulculuklarıyla bir araya gelmesine, birlikte hareket etmesine ve güçlenmesine hizmet eden bir perspektiften yola çıktıklarını vurguladı.
“Yaşıyoruz, görüyoruz, biliyoruz” diyen Tuğçe, şöyle devam etti: “Dünyada ve Türkiye’de militarist, milliyetçi, ırkçı, dinci ve cinsiyetçi politikalar yükseliyor. Militarizm ve savaş çığırtkanlığı kadınların yaşadığı şiddeti gün be gün artırıyor. Milliyetçi-ırkçı politikalar Kadınları baskı altına alma, susturma ve erkelerin çıkarına değerler yaratma işlevi görüyor. Dini referanslar kullanılarak erkek egemenliği güçlendiriliyor, kadınların konumu zayıflatılmaya çalışılıyor ama bu durum karşıtını yaratıyor. İçinde yaşamak zorunda bırakıldığımız sisteme en büyük, en güçlü itirazlar kadınlardan geliyor."
'Kadınların isyanına güç katacağız'
Kadınların isyanına güç katacaklarını söyleyen Tuğçe, değiştirme ve dönüştürme mücadelesini büyüteceklerini belirtti. Tuğçe, çökmekte olan neoliberal kapitalist sistemin yarattığı ekonomik krizin, sömürünün, yoksulluğun ve işsizliğin katmerlenmesine yol açtığını söyledi. Patriarkal kapitalizme karşı mücadeleyi büyüteceklerini belirten Tuğçe, kadın emeğinin değerini savunacaklarını ve yükselttikleri talepleri sahipleneceklerini söyledi.
‘Her türlü şiddete karşı koyacağız’
Sermayenin gözü dönmüş kar hırsının içinde yaşadıkları dünyayı yok ettiğine değinen Tuğçe, havanın, suyun, toprağın, yeşilin talan edildiğine vurgu yaptı. Doğa ve ekolojik sistemin insanlık tarihi içinde hiç olmadığı kadar tehdit altında olduğunu söyleyen Tuğçe, kadınlar olarak doğanın ve yaşam alanlarının korunması mücadelesini yükselteceklerini belirtti. Tuğçe, içinde yaşadıkları şiddet yüklü, ayrımcı, erkek egemen politik ve kültürel ortamın farklı cinsel yönetimlere dönük nefret dilini ve davranışını pekiştirdiğine işaret etti. LGBT+İ’lerin hedef alan nefret cinayetlerinin arttığına dikkat çeken Tuğçe, “LGBT+İ’lere yönelik heteroseksist yaklaşıma, her türlü şiddete karşı koyacağız” dedi.
'Yaşasın kadın dayanışması'
Kadınların nasıl geleceğinden, kaç çocuk doğuracağına, nasıl giyineceğinden, nasıl boşanacağına kadar dini ve muhafazakar politikalar ile müdahale edildiğini söyleyen Tuğçe, şöyle devam etti: “Evde, işte, sokakta ne yapacağımıza devlet ya da onun sosyal hayattaki temsilcisi erkek karar veriyor. Erkeklerin, kadın bedeni, emeği, kimliği üzerindeki denetimi güçleniyor. Yaşamımız, bedenimiz, emeğimiz üzerindeki söz ve karar hakkımızı savunacağız. Kadınların hayatlarına sahip çıkma mücadelesinin; erkek şiddetine, devlet şiddetine, faşizmin her türlü uygulamasına karşı kadınların isyanının; öz savunmasının geliştirici gücü olacağız. En güçlü öz savunma biçimi olan kadınların birleşik gücünü, dayanışmasını öreceğiz.”
Açıklamanın ardından kadınlar “Yaşasın Kadın dayanışması” sloganları attı. Etkinlik farklı kadın kurumlarından katılımcıların dayanışma mesajlarının okunmasıyla devam etti.








