Kürtçe bu yıl da 21 Şubat'ı yasaklarla karşılıyor
- 09:01 20 Şubat 2018
- Güncel
Şehriban Aslan
DİYARBAKIR - Kürtçe, UNESCO tarafından 21 Şubat 1999 yılında kabul edilen Uluslararası Anadil Günü'nü bu yıl da yasaklarla karşılıyor. OHAL ilanından sonra ilk işi olarak her seferinde "bir sorunum yok" dediği Kürtçe dil eğitimi veren okulları kapatmak olan AKP hükümetinin tekçi politikalarını değerlendiren dil eğitmeni Roza Metina, "Amaç tek dilli bir nesil yetiştirmek" dedi.
UNESCO tarafından 21 Şubat 1999 yılında kabul edilen Uluslararası Anadil Günü Kürdistan'da bu yıl da yasaklarla karşılanıyor. Dünyanın birçok ülkesinde halklar 21 Şubat Dünya Anadil Günü’nü kendi dillerinde özgürce kutlarken, Türkiye’de ise Kürtçe halen tekçilik ve asimilasyon kıskacı altında. Milyonlarca Kürt’ün yaşadığı Türkiye’de Kürtçe halen görmezden geliniyor, yok sayılıyor. Devlet Kürtçe’nin unutulması için deyim yerindeyse tüm imkanlarını seferber ediyor. Kürtçe mahkeme kayıtlarına halen “X” yani bilinmeyen bir dil olarak geçerken, Kürdistan’da çocukların anadillerini öğrenmesi amacıyla DBP’li (Demokratik Bölgeler Partisi) belediyeler tarafından açılan Kürt dil okulları da kapatılıyor. Her seferinde Kürtçeyle bir sorununun olmadığını söyleyen AKP hükümetinin talimatıyla ilk olarak 14 Eylül 2014’teDiyarbakır’da açılan ve Türkiye’de Kürtçe ders veren ilk okul olan Dibistana Sertayî ya Ferzad Kemanger'i (Ferzad Kemanger İlkokulu) kapatıldı. 238 öğrencisi bulunan okul 9 Ekim 2016’da günü Diyarbakır Valiliği ve İl Milli Eğitim Müdürlüğü’nün kararıyla mühürlenerek kapatıldı.
Ardından ise yine geçtiğimiz yıl Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi tarafından açılan ve Kürtçe eğitim veren “Zarokîstan” kreşlerinde çalışan öğretmenlerin işine hiçbir gerekçe gösterilmeden son verildi. İşten çıkarılan Zarokîstan eğitmenlerinden yazar Roza Metîna, Zarokîstan’da sadece Kürtçenin değil birçok dilde eğitim verildiğini ve işten çıkarılmalarının amacının tek dilli bir nesil yetiştirmek olduğunu söyledi.
Anadilin yaşatılmasında kadının rolü belirleyici
Anadilin önemine dikkat çeken Roza, bireylerin anadilleriyle konuştuklarında psikolojik olarak kendilerini daha iyi hissettiğini söyledi. Kürtçenin çok zengin bir geçmişi olduğuna vurgu yapan Roza, anadilin konuşulması ve yaşatılmasında kadınların rolüne dikkat çekerek, “Dil konusunda net ve kararlı duruş sergileyenlerin kadınlar olduğunu söyleyebiliriz. Çocuklar dilin ilk aşamasını annelerinin ninnilerinden duyuyor ve öğreniyor. Dilin yayılmasında ve konuşulmasında kadınların rolü oldukça önemlidir. Buda aile içinde iyi bir örgütlenmeden geçer” dedi.
‘Kürtçe ile sorunun olmadığını iddia edenler ilk olarak Kürtçeye saldırdı’
Dilin, kültürün ve sanatın birbirine bağlı olduğunu ifade eden Roza, dili domino taşlarına benzeterek üçünün de birbirinden bağımsız olmadığına dikkat çekti. Roza, “Dört parça Kürdistan’a baktığımızda Kürtçe yani Kürtlerin ana dili baskı altındadır. Buna Kuzey Kürdistan’ı örnek verebiliriz. Özellikle OHAL şartları altında Kürtçe büyük baskı ve engellere tabi tutuluyor. Zarokîstan Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi tarafından açıldı ve orada sadece Kürtçe değil, Türkçe ve İngilizce dersleri de veriliyordu. Dille sorunu olmadığını iddia edenler ilk olarak Kürtçe eğitim veren yerleri hedef aldı” diye konuştu.
‘Anadilimize sahip çıkalım’
Zarokîstan’ın rolüne değinen Roza, “Kürtler anadillerini savunma mücadelesinde sürekli zorluklarla karşı karşıya kalıyor ve kalmaya devam ediyor. Zarokîstan’da da ana dile hizmet ediliyordu. Bununla da çocukların özgüveni gelişiyordu. Çocuklar yaşamın her alanında kendilerini özgür görüyordu. Kayyımın ardından Zarokîstan öğretmenleri işten atıldı ve çocukların psikolojisi bozuldu” diye konuştu. Celalet Eli Bedirxan’ın, “Anadil insanların suyu ve toprağı gibidir” sözünü hatırlatan Roza, “Bizim de suyumuza ve toprağımıza sahip çıkmamız gerekiyor” diyerek, tüm ailelere anadillerine konuşarak yaşatma çağrısında bulundu.








