İran’dan Amerika’ya: Milyonlarca kadın, tek ses

  • 09:02 23 Şubat 2018
  • Güncel
Duygu Erol
 
ANKARA - İran’dan Amerika’ya dünyanın dört bir yanından milyonlarca kadın katliamlara, cinsel saldırıya, şiddete, baskılara, yok sayılmaya, ötekileştirilmeye karşı tek ses oldu, isyan büyüyor.
 
Kadın erkek eşitsizliğini mevcut ataerkil sistemin her alanında görüyoruz ve kadınlar olarak bu eşitsizliğe toplamsal yaşamın her alanında maruz bırakılıyoruz.  Ev içi görünmeyen emekle, iş yerinde eşitsiz koşullarda çalıştırılarak, siyasette iradesizleştirilmeye çalışılarak, sanat ve kültürel alanda emeği sömürülerek eşitsizliğe maruz bırakılan kadın evde, iş yerinde, sokakta, kamu kurumlarında, film setlerinde, parlamentoda ise direkt cinsel saldırıya, şiddete, katliamlara maruz bırakılıyor. 
 
Bütün bunlar yaşanırken kadınlar bulundukları her alanda yaşadıklarına mücadele ile karşılık veriyor. Henüz 2018 yılının 2'nci ayı bitmemişken dünyanın her yerinde topyekûn yükselen saldırılara karşı kadınlar el birliği yapmışçasına direnişe geçmiş durumda. Türkiye'de kadınlar OHAL ve KHK'lere, cinsiyetçi yasalara, kadın katliamlarına karşı alanlara çıkarken, İran'da çarşaflara karşı meydanlarda. Tunus’ta yasaklara karşı dans ediyor. Amerika’da #Meetoo diyerek maruz bırakıldıkları tacizi anlatıyor. Film galalarında siyah giyinerek, karanfil takarak kadına yönelik şiddet, taciz ve baskılara #TimesUp (Süre doldu) diyerek tepki gösteriyor.
 
İranlı kadınlar eylemde 
 
İran İslam Devrimi'nin ardından, 1979 yılında kadınlara başörtüsü takma zorunluluğu getirildi ve getirildiği günden bu yana bu karara tepkiler devam etti. Son olarak ise İran'ın başkenti Tahran'da bir kadın çıktığı başından çıkarıp attığı başörtüsünü dalgalandırdı ve bununla beraber her Çarşamba bir kadın bu eylemi yaptı. "Beyaz Çarşamba" adı verilen eylem çerçevesinde 20'yi aşkın kadın tutuklanmasına rağmen kadınlar geri adım atmadı. 
 
"Beyaz Çarşamba" eylemi devam ederken yine Tahran sokaklarında başka bir kadın yasaklara ve molla rejimine karşı kamusal alanda dans edilmesi yasağına karşı dans ederek tepki gösterdi. İranlı kadınların molla rejimine karşı eylemlerine desten veren Türkiyeli kadınlar da her Çarşamba İranlı kadınların özgürlük taleplerini Türkiye’de sokaklara taşıdı. 
 
Türkiye'de kadınlar baskılara, yasalara, KHK'lere rağmen direnişte
 
Özellikle 15 Temmuz Darbe Girişimi'nin ardından muhalefet olan her kesime karşı yoğun bir saldırı ve baskı politikaları başlatan siyasi iktidar en yoğun saldırılarını kadınlara ve kadın kazanımlarına yöneltti. Öyle ki; OHAL ilanın ardından yayınlanan KHK'ler ilk olarak kadın kurumlarını kapatmaya başladı, OHAL ve KHK hukuksuzluğunun yönetim şekli haline gelmesinin ardından kadınların sokaklarda, meydanlarda mücadele ile elde ettikleri kazanımlar hedef haline getirilerek yasalarla ortadan kaldırıldı. Kadınların siyasetteki eşit temsiliyeti olan eşbaşkanlar tutuklanırken, kadın iradesi ile Meclis’e gönderilen kadın milletvekilleri tutuklandı, vekillikleri düşürüldü, belediyelere bağlı kadın merkezleri kapatıldı, cinsiyetçi yasalar ve çocuk istismarını meşrulaştıran yasalar Meclis gündemine taşındı, yasalaştı.  Bütün bu saldırılar devam ederken sokağa çıkmayı, eylem yapmayı yasaklayan OHAL rejimine karşı kadınlar bulundukları her yerde sokaklara, meydanlara çıkarak tepkilerini dile getirdi. Çocuk istismarının önünü açan yasalara karşı Meclis önüne giden kadınlar "kıyafetime karışma" , "Bu böyle gitmez kadınlar izin vermez" diyerek alanlara çıktı.  
 
Kadınlar #MeeToo diyerek yaşadıklarını teşhir etti
 
Kadın mücadelesi kent kent büyürken, ABD'de de kadın oyuncular 2017 yılının Ekim ayında cinsel saldırı, istismar ve tacize dikkat çekmek için sosyal medyada "#MeeToo" kampanyası başlatarak kadınların yaşadıklarını anlatmasını sağladı. Özellikle film yapımcısı Harvey Weinstein'in setlerde kadın oyuncuları ve çalışanları tacize maruz bıraktığının ortaya çıkmasının ardından başlatılan kampanya milyonlarca kadın tarafından destek buldu ve kadınlar film setlerinde yaşadıkları cinsel saldırı, istismar ve taciz olaylarını anlatmaya başladı. Mısır asıllı Amerikalı feminist gazeteci Mona Eltahawy'nin “ #MosqueMeToo” ile çocukken hac ziyareti sırasında yaşadığı cinsel saldırıyı anlatmaya başlaması ile dünyanın dört bir yanından Müslüman kadınlar hac ziyaretinde maruz kaldıkları cinsel taciz vakalarını teşhir etmeye başladılar.
 
‘Times Up’ ile cinsel saldırı mağdurları ile dayanışma amaçlanıyor
 
Kadın oyuncuların yaşadıkları cinsel istismar, taciz ve şiddet olaylarını sosyal medyada paylaşmalarının ardından yine ABD'de sinema sektöründe yer alan 300'ü aşkın kadın oyuncu, yazar ve yönetmen Hollywood ve diğer sektörlerdeki cinsel tacize karşı "Times Up" adıyla kampanya başlattı. "Times Up" “cinsiyete dayalı ücret adaletsizliğinin ortadan kaldırılması ve kadınlara kamuyla ilgili tüm kurumlarda daha fazla yer ayrılması” çağrısı da yapıyor. Kampanya da ilk olarak 13 milyon dolar bağışta bulunularak, iş yerlerinde cinsel istismara maruz kalanlara yasal destek sağlamak amacıyla kullanılacak. Kampanya çerçevesinde fabrikalarda, tarlalarda, hizmet sektöründe ve bakıcılık, garsonluk yapan ve kendini savunmak için yeterli miktarda maddi kaynağı bulunmayanlara destek sağlanacak.