OHAL, savaş, 'tek tip': Cezaevlerinde baskı katlanarak artıyor
- 09:06 23 Şubat 2018
- Güncel
Melike Aydın
İZMİR - Zindanlarla Dayanışma İnisiyatifi İzmir Sözcüsü Selma Altan, Ege cezaevlerindeki hak ihlallerini anlatarak, baskıların Efrîn'e yönelik saldırılarla katlanarak arttığını ve "tek tip" elbisye direnenlere işkence yapıldığını aktardı.
AKP hükümetinin çıkardığı KHK'ler ve savaş politikalarından dolayı cezaevlerindeki baskıların katlanarak arttığını belirten Zindanlarla Dayanışma İnisiyatifi İzmir Sözcüsü Selma Altan, özellikle 24 Aralık 2017'de çıkarılan KHK'de yer alan "darbe girişimi ve terör eylemlerinde şiddet uygulayan sivillerin cezadan muaf kılınması" ve "tek tip elbise" düzenlemesinin sonuçlarına dair konuştu.
'Yargı diktatörlüğün sopası oldu'
Sivillerin cezadan muaf olması düzenlemesi ile faşizmin sokaklarda aleni bir şekilde uygulanmasına kılıf hazırladığını vurgulayan Selma, kuvvetler ayrılığının da ortadan kaldırılmasıyla yargının diktatörlüğün sopası haline getirildiğini kaydetti.
'Tek tipe direnenlere işkence yapılıyor'
"Tek tip elbise" uygulamasının da aslında FETÖ bahanesiyle 'esas düşman' olarak görülen Kürtlere dayatıldığını vurgulayan Selma, suçları ispatlanmamış binlerce tutsağın aşağılandığını ve masumiyet karinesinin çiğnendiğini ifade etti. Bu işkenceye karşı direnenlerin aile görüşlerinin kaldırılması ile tehdit edildiğini, ailelerin görüş günlerinde eziyet gördüğünü söyleyen Selma, 180 bin kapasiteli cezaevlerinde 230 bine yakın insanın bulunduğunu belirtti.
'Efrin saldırısından sonra had safhaya ulaştı'
Efrin'e yönelik saldırıların ardından durumun daha vahim hal aldığını ifade eden Selma, Ege cezaevlerinde tecridin ve onur kırıcı uygulamaların had safhaya ulaştığını kaydetti. Selma, her gün sürgünlerin yaşandığını, çıplak aramanın dayatıldığını, tutsakların neredeyse yarı çıplak nakledildiğini, kabul etmeyenlerin işkence ve hakarete maruz kaldığını, tecrit uygulandığını, gece yarısı aramalarla tutsakların provoke edildiğini söyledi.
Yazar Murat Türk'ün kitabına el konuldu
Yazar Murat Türk'ün yazmakta olduğu kitabına el konulduğunu belirten Selma, bütün zindanlarda kitap kısıtlaması getirildiğini, Kur'an dışında kitap verilmediğini, Menemen Cezaevi'nde ise hiç kitap verilmediğini aktardı.
'Bağırsakları dışarıdan olan Dicle ameliyat edilmiyor'
Menemen R Tipi Cezaevi'nde tutsakların sevklerini reddederek direndiklerini, tedavi edilmedikleri gibi her gün sabahtan akşama kadar yüksek sesle radyo dinletilerek işkence yapıldığını belirten Selma elleri olmayan Ergin Aktaş'ın tek kişilik hücrede tutulduğunu ve yıkanamadığı için mantar kaptığını, KOAH'a yakalandığını aktardı. Yine belden aşağısı felçli olan Ahmet Hemi'ye bez verilmediğini dışarıdaki tedavi merkezlerine de sevk edilmediğini aktaran Selma, Türkçe bilmeyen Ahmet'ten bez için Türkçe dilekçe istendiğini söyledi.
Selma ayrıca Elazığ'dan sürgün olan Dicle Bozan'ın aylardır adli tutukluların içinde kaldığını ve bir ayağının kesik, bağırsaklarının dışarıda olması nedeniyle ameliyat edilmesi gerektiğini söyledi.
'Yusuf Bulut'un sevk talebi kabul edilmiyor'
Menemen R Tipi Cezaevi'nde tutuklu bulunan hasta tusak Yusuf Bulut'un Adana'ya sevkinin kabul edilmediğini, kitaplarının elinden alınarak gazete dahi verilmediğini belirten Selma, avukat görüşünden sonra da odalarının basıldığını belirtti. Şakran Cezaevi'nde avukat görüşlerinin 2 saatle sınırlandırıldığını belirten Selma, birçok cezaevinde tutsakların ters kelepçe ile götürüldüğünü söyledi. Selma tek tip elbise dayatmasının savaşa denk getirilmesinin manidar olduğunu belirterek, oldubittiye getirilerek 12 Eylül'de uygulanmak istenen tek tipleşmenin direnişle karşılanacağını söyledi.
'Safları sıklaştırmaktan başka çare yok'
Adalet Bakanlığı'nın on binlerce kapasiteli cezaevleri inşa ettiğinin altını çizen Selma, dışarıdaki baskılara paralel olarak cezaevlerindeki baskıların misliyle arttığını ekledi. Baskıların yıldırmak ve sindirmek amacı taşıdığını ifade eden Selma, "Faşizme karşı örgütlü olmak, direnmek ve safları sıklaştırmaktan başka seçeneğimiz yok" dedi.








