Kadın Meclisleri çocuk istismarına karşı çözüm yollarını açıkladı
- 20:43 23 Şubat 2018
- Güncel
İSTANBUL - Kadın Meclisleri, artan çocuk istismarına karşı “Kadınlar durmayacak, çocuk istismarını durduracak” sloganıyla yaptıkları açıklamada "kimyasal hadım" ve "idam" gibi yöntemleri çözüm olmadığını belirterek, istismara karşı çözüm yollarını açıkladı.
Kadın Meclisleri, artan çocuk istismarlarına dikkat çekmek amacıyla sosyal medya hesaplarından, "Kadınlar durmayacak, çocuk istismarını durduracak" sloganıyla açıklama yayınladı. Çocuk istismarına karşı yapılması gerekenlerin madde madde sıralandığı açıklamada, şu ifadelere yer verildi:
“Uzun zamandır mücadelesini verdiğimiz, her gün artış rakamlarını açıklamak zorunda kaldığımız çocuk istismarı yine çok can yakıcı bir örnekle Türkiye gündemine oturdu. Adana’da 4 yaşında bir çocuğun istismar haberi toplumun öfkesinin kabarmasına, itirazların daha çok yükselmesine sebep oldu. Ceza yasaları yeniden tartışmaya açıldı ve 6 bakanlıktan oluşan bir komisyon kuruldu.
'Amaç çözüm değil itirazı bastırmak'
Komisyonun gündemine aldığı çocuk istismarını durdurmak için yıllardır çalışan kurumların çözüm yollarının, yasa yapıcılar ve yargı makamı tarafından dikkate alınmayışına karşılık; bugün ortaya ‘idam’ ve ‘kimyasal hadım’ gibi önerilerin atılması çok açık manipülasyona işaret etmektedir ve görülüyor ki sorunu çözmeye yönelik değil, dönemin toplumsal itirazını bastırmaya yöneliktir. Eğer bu sorun gerçekten çözülmek istense çözümün ‘hadım’ ve ‘idam’ olmadığı açıkça ortaya çıkıyor.
'Tek başına istismarı engelleyemez'
Mevcut yasaların uygulanışı, siyasilerin üzerine düşenler gibi birçok faktör dikkate alınmazken ‘hadım’ gibi insan haklarına aykırı, vücut bütünlüğünü bozacak yöntemlere başvurulması; çocuk istismarını durdurmak yerine sorunu büyütmek ve şimdiye kadar alınmayan sorumluluktan kaçmaktır. Yapılması gerekenleri bir kez daha açıklıyoruz: Çocukların cinsiyeti dolayısı ile ayrıştırılması devam ettikçe, cezalar tek başına istismarı engelleyemez.
'Çocuk çocuktur'
İlk olarak çocukları cinsiyetleri nedeniyle ayrıştıran siyaset, istismarı meşrulaştırmaktadır. Bu kabul edilemez. Çocuk çocuktur, kız-erkek çocukları ayırmak istismar edilebilir bahanesini ortaya koymaktadır. Çocukların sosyal hayata ilk adımı attığı aile ve okul başta olmak üzere; sürekli uygulanan ayrımcılık, istismarın önünü açan temel faktör oluyor. 7- 8 yaşlarında çocukları kızlar ve erkekler olarak ayrıştırmak, istismar edilen ortamın devlet eliyle açılmasına sebep olmaktadır.
'Diyanet gibi kuruluşların açıklaması suç kapsamına alınmalı'
Diyanet gibi kuruluşlar tarafından, çocukların hatta bebeklerin cinsel istismara açık bireyler olarak ifade edilmesi suç kapsamına alınmalıdır. Erken yaşta evliliğin önünü açmaya çalışmak çocuk istismarı olarak kabul edilmelidir. Yaşa ilişkin söylemlerle çocuk istismarını meşrulaştıran kişiler hakkında da yasal işlemlerin başlatılması ve bu söylemlerin önlenmesi sağlanmalıdır. 18 yaşının altındaki herkesin çocuk olması esas alınmalıdır. Müfredat ve eğitimde toplumsal cinsiyet eşitliği ve özel alanın korunma hakkı konuları temel alınmalıdır. Çocuk hakları ve politikaları konusunda ayrı bir bakanlık kurulmalı ve detaylı çalışmalıdır.
Uluslararası Sözleşmeler Uygulanmalı, Mevcut Yasaların Uygulanmasındaki Engeller Derhal Kaldırılmalıdır.
Türkiye tarafından 2010 yılında onaylanan Çocukların Cinsel Sömürü ve İstismara Karşı Korunması için Avrupa Konseyi Sözleşmesi’nin (Lanzarote) hayata geçirilmesi, doğru şekilde uygulanması birincil ve temel adımlar olmalıdır. Toplumsal bir sorun olan çocuk istismarının çözümü toplumsal ve bütünleşik bir yaklaşımla ele alınmalıdır. Türkiye’de de çocuk istismarını önleyici yasalar ve taraf olunan uluslararası sözleşmeler çocuk istismarının engellenmesi konusunda oldukça caydırıcı cezalar ön görür ancak doğru ve etkin şekilde uygulanmamaktadır.
'Önleyici, açığa çıkarıcı yasalar şart'
Söz konusu anlaşmalar sadece ceza uygulamalarına yönelik değil; çocuğun önceden izlenmesi, istismar söz konusu olduğunda başvuruların yapılması, açığa çıkarılması ve önleyici olması açısından önemlidir. Suçun ortaya çıkışını engelleyemezsek, yalnız ceza ile ortadan kaldırmak mümkün değildir. Bu açıdan bir koruma kanunu niteliğinde bu yönetmeliklere uyulmalı, önleyici ve açığa çıkartıcı yöntemler olmadan ceza konuşulmamalıdır.
İstismara uğrayanı değil, istismarcıyı korumaya çalışan uygulamalara son verilmelidir.
'Bakanın açıklamasının ardından indirim uygulanmaya devam etti'
Örneğin, Aile Bakanı’nın ‘istismar davalarında indirim uygulanmayacak’ açıklamasının ardından indirimlerin uygulanmaya devam ettiğini görüyoruz. Ayrıca siyasetin yargıya etkisinin en çok ortaya çıktığı bu dönemde, Ensar Vakfı ve Kanuni Sultan Süleyman Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde 115 çocuğa cinsel istismar gibi vakalarda görüldüğü üzere; faillerin değil istismarı açığa çıkaranların cezalandırılması, yasaları tersine uygulamanın örnekleridir.
'İstismara maruz bırakılan çocuklar için yasal düzenleme yapılsın'
Bu suçla suçlanan kişinin çocuklarla bir arada olmasını gerektiren bir ortamda çalışmasına, bakım ve gözetim yükümlülüğü gerektiren faaliyetlerde (öğretmenlik, bakıcılık gibi) bulunmasına izin verilmemelidir. Bu konuda Ensar gibi vakalarda koruma girişimi, Türkiye’deki tüm çocuk istismarcılarının sırtlarını sıvazlamak anlamına gelmektedir. İstismara uğrayan çocuğun rehabilite edilip sağlıklı bir birey olarak toplumda var olması için gerekli yasal düzenlemelerin yapılması sağlanmalıdır.
‘Hadım’ ve ‘idam’ gibi yöntemler insan haklarına aykırıdır. Mevcut cezalar uygulanmazken, insan haklarına aykırı yöntemlere başvurmak sorunun çözümü yerine büyümesine sebep olacaktır.
'Kimyasal hadım ve idam insanhaklarına aykırı'
'Kimyasal hadım' ve 'idam' gibi uygulamalar insan haklarına ve evrensel hukuk kurallarına aykırı uygulamalardır. Yaşam hakkını ve beden bütünlüğünü korumak için her türlü tedbir alınması gerekirken; ölümü ve beden bütünlüğünü geri dönülemez biçimde bozmayı cezai bir yöntem olarak belirlemek tam aksi yönde hareket etmektir. İstismar vakalarının toplumsal bir sorun olduğu ve bu uygulamaların çözümün kendisi ya da bir parçası olamayacağı anlaşılmalıdır. Sorun bütünlüklüdür; insan haklarının bu tip yasalarla zedelenmesi, çocuk istismarının da manipüle edilmesine sebep olacağı açıktır.
Bu konuda çalışan kuruluşların görüşleri dikkate alınmalıdır. Tek bir görüşe ait uygulamalarla, toplumsal sorunlar çözülemez.
'Komisyon görüşleri dikkate almalı'
6 bakanlık ile kurulan komisyonun; başta kadın kuruluşları olmak üzere, demokratik kitle örgütlerine, siyasi partilere, meclislere, derneklere açılması, birçok görüşün dikkate alınarak uygulanması gerekmektedir. Diğer türlü tek fikirle yapılacak çalışmaların hiçbir etkisi olmayacaktır. Bu temel maddeler uygulanmadığı sürece, herhangi bir uygulamanın çocuk istismarını engellemesinin mümkün olmayacağını biliyoruz. Bu yüzden yıllardır çalışan ve çalışmaya devam eden kadınlar olarak uygulanması için sonuna kadar mücadele edeceğiz.”








