Hanife Yıldız: 19 yaşında evlat verdim bir parça kemiğe mecbur ettiler
- 13:02 24 Şubat 2018
- Güncel
İSTANBUL - Cumartesi Anneleri’nin bu haftaki eyleminde konuşan 1995 yılında İzmir’de gözaltında kaybedilen Murat Yıldız’ın annesi Hanife Yıldız, oğlunu kaybedenleri soruşturmayan savcıların kendisini sorguya çekmek istediğini belirterek, “Burada söylediklerimizi yazıyorsunuz beni savcılığa çıkartıyorlar. Yine söyleyeceğim. Yine söyleyeceğim. Beni buraya rüzgar atmadı, adaletsizlik attı. Ben 19 yaşında evlat vermişim beni bir parça kemiğe mecbur etmişler" dedi.
Cumartesi Anneleri, gözaltında kaybedilen yakınlarının akıbetini sormak ve faillerin ortaya çıkarılması talebiyle sürdürdükleri adalet arayışının 674’üncüsünde Galatasaray Lisesi önünde bir araya geldi. “Failler belli kayıplar nerede?” yazılı pankart ve ellerindeki karanfillerle oturan Cumartesi Anneleri’nin bu haftaki eylemine Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Pervin Buldan, HDP milletvekilleri Filiz Kerestecioğlu ile Mithat Sancar ve HDP Parti Meclisi (PM) üyesi Serpil Kemalbay da destek verdi. Bu haftaki eylemde, 1995'de İzmir Bornova Özkanlar Asayiş Şubesi tarafından gözaltına alınarak kaybedilen Murat Yıldız’ın akıbeti soruldu.
Eylem, Şubt ayında yaşamını yitiren Cumartesi Anneleri Berfo Kırbayır ve Kiraz Şahin anılarak başladı. Ardından ilk olarak gözaltında kaybedilen Cemil Kırbayır’ın ağabeyi Mikail Kırbayır konuştu. Mikail, 23 yıldır bu meydanda olduklarını belirterek, “Berfo Ana’nın 5’inci yıl dönümü. Kusura bakma anne bu yıl da Cemil’i bulup senin yanı başındaki mezarının başına defnedemedim. Çünkü emir alanlar, uygulayanlar işini doğru yapmışlar. Akıbetini oldubittiye getirmek için ellerinden geleni yapıyorlar” dedi.
Daha sonra HDP Eş Genel Başkanı Pervin Buldan konuştu. Pervin, bu meydanın hikayesinin başladığı meydan olduğunu belirterek, “Biz burada birlikte ağladık, birlikte kayıplarımızı aradık. Bundan sonra bu meydanda kayıplarımızı arayışımız birlikte devam edecek. Biz kayıplarımızın sızısını yaşarken bu ülkede her gün insanlar ölümün sızısını yaşamaya devam ediyor. Bu meydandaki annelerin acısı ile savaşlarda yaşamını kaybeden annelerin acısını ayrı tutamayız. Savaş nutukları atanlar bu meydanlara gelsin. Bu meydanda oturan annelere sorsunlar. Acının, gözyaşının ne anlama geldiğini bir kez daha bu annelere sorsunlar. İnsansız hava araçlarının bu ülkeyi getirdiği nokta insansız bir Türkiye’dir.İşte bizim karşı çıktığımız nokta budur” dedi.
‘Söz veriyoruz barış gelene kadar mücadele devam edecek’
“Bu ülkede artık insanımızın yaşamını kaybetmesine tahammülümüz yok” diyen Pervin, “ Bu ülkeyi kayıplar ülkesi yaptılar. Bu ülkeyi kayıp çocuklar ülkesi yaptılar. Bize bunu kader olarak dayatıyorlar. Biz bu kaderi değiştireceğiz. Bir gün mutlaka cumartesi anneleri ile asker anneleri omuz omuza vererek bu ülkeye barışı getirecek. Bir kez daha annelere söz veriyorum. Bu mücadele kayıplar bulunana kadar devam edecek. Bu mücadele bu ülkede barış gelene kadar devam edecek” dedi.
Zeynep Altıok: Eşitlik ve kardeşlik isteyenleri katlettiler
Daha sonra söz alan CHP İzmir Milletvekili Zeynep Altıok ise, “Bu dönem hepimize düşen barışa olan inancımızı yitirmemektir. Haklı olarak adalet talebimizi bir kez daha yinelemektir” dedi. Zeynep, “ Bu ülke kardeşlik ve eşitlik isteyenlerin kaybedildiği bir ülke olmuştur. Adalete erişemedikçe başka kayıpların cinayetlerin katliamların habercisi ve yaşanmasın istediğimiz yeni olayların zemini yaratılmıştır. Bizler, katliamlara karşı mücadele edeceğiz” ifadelerini kullandı.
'Devlete güvendim, oğlumu teslim ettim'
Daha sonra Murat Yıldız’ın annesi Hanife Yıldız söz aldı. “23 yıl dile kolay” diyerek sözlerine başlayan Hanife, “Bu alanda yine aynı şeyler söyleyeceğiz. Ben ve evladım devlet tarafından dolandırıldık. Güvendiğim devlet veadalet tarafından dolandırıldım. Beni karakola aldılar, ‘oğlun nerede’ dediler. Ben de, ‘bilmiyorum’ dedim. Sonra dönüp, ‘ben 23 yıldır ölmediysem onlar da ölmemiştir’ diye cevap verdiler” diye konuştu. O dönem İzmir Bornova Özkanlar Asayiş Şubesinde Komiser Ramazan Kaya’nın kendisine, “Bak oğlunun eline silah verilmiş. Oğlunu teslim et” dediğini söyleyen Hanife, “Ben devlete güvendim, oğlumu teslim ettim. İşte kendi ayıpları. Kaybettikleri yerde, yüzleşecekleri yerde benim ifadem alınıyor. Kime söyleyeceğim bunları, bu devlet almış bu devlete söyleyeceğim” dedi.
'Beni buraya adaletsizlik attı'
Hanife, “Bana sormasınlar. Beni buraya rüzgar atmadı. Beni buraya adaletsizlik attı. Senin oğlun sana güveniyordu. Sen de evladını onlara teslim ettin. Ben 19 yaşında evlat vermişim beni bir parça kemiğe mecbur etmişler” dedi. Kendisini savcılığa çıkardıklarını söyleyen Hanife, “Savcı benim çocuğumu katledenlere sorsun, ‘Bu insanlara ne yaptınız?’ diye sorsunlar. Beni dalımdan budamışlar, ciğerimi yakmışlar. Şubat ayı bizim kabus ayımız” ifadelerini kullandı.
‘Konuşmaya devam edeceğim’
Hanife meydandaki polislere de seslenerek, “Burada söylediklerimizi yazıyorsunuz, beni savcılığa çıkarıyorlar. Yine söyleyeceğim. Yine söyleyeceğim. Devletin kolu buraya bir gelmedi. ‘Bu ülkede ne oluyor’ demedi. Bu devlet benden özür dilemeli. Nasıl bir insanlıktır? Yoldan geçenleri engelliyorlar burayı görmesinler diye. Evet ben konuşacağım. Dünya duydu, hükümet kulaklarını tıkamış gözlerini yummuş. Görmesen de bu ayıp senin ayıbın. Siz bunlarla yüzleşmediğiniz sürece bu ülkeye barış gelmez demokrasi gelmez” dedi.
Gülseren: Murat’ın davasının takipçisi olacağız
Daha sonra İHD İstanbul Şubesi Başkanı Gülseren Yoleri söz aldı. Gülseren, Murat Yıldız davasına ilişkin bilgi sunduğu konuşmasında, savcılığın manevra yaparak Murat hakkında gayiplik (kayıp) kararı verilmesi için dava açılmasını istediğini ancak davanın kendilerinin mücadelesi ile reddedildiğini söyledi. Gülseren, davanın takipçisi olacaklarını belirtti.
'674 haftadır bu meydandayız'
Bu haftanın açıklamasını Cumartesi İnsanlarından Mukaddes Şamiloğlu okudu. “674 haftadır Galatasaray’dayız. 674 haftadır devleti yönetenleri ve adli yetkilileri; hukuka aykırı gözaltı, işkence ve zorla kaybetme suçları karşısında görevlerini yerine getirmeye çağırıyoruz” diyerek sözlerine başlayan Mukaddes, “674 haftadır Galatasaray’da oluşumuz bizim yurttaşlık hakkımızdır. Haklarımızı ihlal eden yönetenlere karşı, haklarımızın ihlal edilmesini engelleme ve adaleti sağlama görevini yerine getirmeyen adli makamlara karşı eleştiride bulunma hakkımızı kullanıyoruz.
Taleplerimizi ve eleştirilerimizi ilgili makamlara ve kamuoyuna duyurmak bizim anayasal hakkımızdır. Uluslararası hukuk ve Anayasa tarafından güvence altına alınan haklarımızı kullandığımız için suçlanmayı, yargı yoluyla tehdit edilmeyi reddediyoruz” dedi.
'Artık yeter!'
Mukaddes son olarak şunları söyledi: Artık yeter! Adli makamlar hakikati açığa çıkartma, adaleti sağlama görevini yerine getirsin! Galatasaray bizim hakikat meydanımızdır. Bu meydanda açıkladıklarımız; meclis raporlarına, mahkeme tutanaklarına, savcılık fezlekelerine, AİHM kararlarına, BM kayıtlarına da geçen hakikatlerdir. Biz Galatasaray’dan hakikatleri açıklamaya devam edeceğiz. Artık yeter! Murat Yıldız’ın akıbeti açıklansın. Artık yeter, Murat Yıldız dosyasında adalet sağlansın.”
Açıklamanın ardından Cumartesi Anneleri, bir sonraki hafta buluşmak üzere meydandan ayrıldı.
Murat Yıldız’ın başına ne geldi?
1975 doğumlu Murat Yıldız henüz yirmi yaşına girmemişti. İzmir’de annesi ile birlikte yaşıyordu. Bir kafede yaşanan tartışma sonrasında polis tarafından aranmaya başladı.
Anne Hanife Yıldız’ı karakola götüren polisler, “Murat hemen gelip teslim olursa ifade vererek serbest kalacak” dedi. 23 Şubat 1995 tarihinde Hanife Yıldız avukatı ve yeğeniyle birlikte tek çocuğu olan Murat’ı İzmir Bornova Özkanlar Asayiş Şubesinde Komiser Ramazan Kaya ile polis memuru Tahir Şerbetçi’ye teslim etti.
Denize atlayarak kaçtığını iddia ettiler
Aradan 3 gün geçtiği halde Murat serbest bırakılmayınca Hanife Yıldız, Bornova Özkanlar Asayiş Şubesi’ne gitti. Ancak sorularına net yanıtlar alamadı. Hanife Yıldız ısrarını sürdürünce emniyet yetkilileri, Murat’ın soruşturma kapsamında onu komiser Tahir Şerbetçi ve polis memuru Şah İsmail Öztürk nezaretinde İstanbul’a gönderdiklerini ama Murat’ın feribottan denize atlayarak kaçtığını ve tüm aramalara rağmen bulunamadığını iddia ettiler.
Neden kaçsın?
Anne Hanife Yıldız "Oğlum kendi isteğiyle teslim oldu. Hapis cezasını bile gerektirmeyen bir suç isnadı karşısında neden kaçsın?” diye itiraz etse de Murat Yıldız’dan bir daha haber alınamadı.
Polislere para cezası verildi
Hanife Yıldız, Bornova ve Gebze Cumhuriyet Başsavcılıklarına başvurdu. Gebze 2. Asliye Ceza Mahkemesi, beş yıl süren yargılama sonucunda Murat Yıldız'ın feribottan atladığına dair sanık polislerin beyanını esas aldı ve polislere yalnızca “görevi ihmal”den günümüz parasıyla 1.18 kuruş para cezası verdi. Aynı mahkeme 2007 yılında da davanın bütün sonuçlarıyla ortadan kaldırılmasına karar verdi.
Savcı 'gaiplik' kararı çıkardı
İHD avukatı Gülseren Yoleri, 2015 yılında Gebze Cumhuriyet Başsavcılığı'na başvurarak Murat Yıldız için yeniden soruşturma açılmasını talep edince Murat Yıldız dosyasının Gebze Adliyesi’nde kaybolduğunu öğrendi. Adliye kayıtlarını inceleyen Avukat Yoleri, ne dosyanın imha edildiğine dair bir bilgiye ulaşabildi ne de dosyaya. Yeniden yapılan başvuru üzerine savcılık etkin soruşturma yapmak yerine, “Gaip Kararı” ile Murat Yıldız’ın kayıtlardan tamamen düşürülmesi için girişimde bulundu. Avukat Gülseren Yoleri itirazları sonucunda 22 Şubat 2018 tarihinde gaiplik kararı reddedildi.








