Sebahat Tuncel: Halaylar çekecek, özgürlük şarkıları söyleyeceğiz

  • 10:54 3 Mart 2018
  • Güncel
HABER MERKEZİ - Tutuklu DBP Eş Genel Başkanı Sebahat Tuncel, tüm kadınların 8 Mart Dünya Kadınlar Günü'nü kutlarken, "Kadınlar sokakta 'Jin jiyan azadî' sloganlarını atarken, bizde havalandırmalarımızda bu sese ortak olmaya çalışacağız. Halaylarımızı çekecek, özgürlük şarkılarını söyleyeceğiz" dedi. 
 
Dünya genelinde her yıl 8 Mart Dünya Kadınlar Günü'ne yaklaşırken kadınlar taleplerini haykırmak için alanlara çıkmaya hazırlanıyor. Binlerce kadının ise cezaevlerinde karşılayacağı 8 Mart'ın önemini avukatları aracılığıyla gönderdiği mektupla anlatan 6 Kasım 2016'dan bu yana Kandıra 1 Nolu F Tipi Kapalı Cezaevi'nde tutuklu bulunan Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) Eş Genel Başkanı Sebahat Tuncel, cezaevinde bile olsalar kadınlar olarak mücadele etmekten vazgeçmeyeceklerini belirtti. 
 
'Kazanımlar ortadan kaldırılmaya çalışılıyor'
 
Türkiye'nin Efrîn'e yönelik saldırılarına ilişkin değerlendirmelerde bulunan Sebahat mektubunda, Efrîn'e yönelik saldırıların "meşru" olmadığını kaydetti. Sebahat, "İktidarın Efrîn'e yönelik saldırılarının esas nedeni Kürtlere karşı uyguladıkları düşmanca politikadır. Kürdistan halkının, hak ve özgürlük taleplerini bastırmak, kendi kaderini kendilerinin tayin etmesini ve Suriye'de siyasal çözüm masasına Kürtlerin katılmasını engellemek istiyor. Türkiye sınırları içinde bulunan 20 milyonu aşan Kürtlere karşı inkar, imha ve asimilasyon politikasının uygulayıcısı olan AKP-MHP faşist ittifakı, sınırları dışında bulunan Kürt halkının kazanımlarını ortadan kaldırmaya çalışıyor" diye konuştu.
 
'Saldırılar demokratik düzene karşı'
 
 Kadınlar öncülüğünde Kobanê'de DAİŞ'e karşı verilen mücadeleyi hatırlatan Sebahat, bu mücadele sayesinde herkesin gözünü Kobanê'ye çevirdiğine dikkat çekti. Sebahat, Kuzey Suriye Demokratik Federasyonu'nun bu mücadele ile birlikte aralarında Kürt, Arap, Türkmen, Ermeni ve daha bir çok inanç ve etnik kesimin yer aldığı bir düzenin kurulduğunu kaydeden Sebahat,  "Efrîn'e yönelik saldırlar işte bu demokratik düzene karşıdır. Efrîn'de Türkiye'ye yönelik hiçbir güvenlik tehdidi yoktur. Bu Türkiye'nin haksız, hukuksuz işgali meşrulaştırmak için uydurduğu koca bir yalandır. Efrîn Suriye'de 7 yıldır süren vekalet savaşlarında en güvenli alandır. Savaştan kaçan yüz binlerce insan Efrîn'e sığınmıştır. En son kanton seçimlerinde en yüksek katılım yine Efrîn'de olmuştur" sözlerine yer verdi. 
 
'Bu direnişe 7'den 70'e herkes katılmalı'
 
ABD, Rusya ve AB'ye bağlı ülkelerden gelen açıklamalara da değinen Sebahat şöyle konuştu:  "ABD orası bizim alanımız değil diyerek, Rusya hava sahasını açarak, Kürtlere karşı işlenen savaş suçunu ortak olmaktadırlar. Yine AB ülkeleri 'endişeliyiz' açıklamaları dışında işgali durdurmak, kadın, çocuk sivil katliamları engellemek için somut hiçbir şey yapmamaktadır. 43 gündür Kürdistan halkı yaşadığı her yerde, sokaklara çıkarak işgali protesto etmektedir. Efrîn halkı ağır silah, uçaklarla, tanklarla yapılan bombardımana rağmen toprağını terk etmeyerek dünyada eşine az rastlanır, görkemli bir direniş sergilemektedir. Bu tarihi direnişe 7'den 70'e tüm Efrîn halkları katılmaktadır. Bu irade karşısında hiçbir güç sonuç almayacaktır." 
 
'Efrîn'de direnen tüm kadınlara selam olsun'
 
Efrîn'de de Kobanê'de olduğu gibi kadın öncülüğünde gerçekleşen bir direniş söz konusu olduğunu vurgulayan  Sebahat, şöyle devam etti:  "Bu direniş en çok erkek egemen zihniyetin faşist temsilcilerini korkutuyor. O nedenle Barin Kobanê'nin ölü bedenine işkence yapacak kadar alçalıyor, küçülüyorlar. Barin'in ölü bedeni bile işgalcileri korkutuyor. Binlerce kadın şimdi Efrîn'de kadınların özgürlük ve topraklarını korumak için direnişe katılıyor. Bu direniş, mücadele, özgürlük, eşitlik, barış talebi olan tüm dünya kadınlarına moral vermektedir. Efrîn'de direnen mücadele eden tüm kadınlara selam olsun."
 
'Dayanışmayı sürdürüyoruz'
 
Günlük gazete ve TV'den Efrîn'deki gelişmeleri takip etmeye çalıştıklarını ifade eden Sebahat, "Ana akım medya tek ses olduğu için AKP'nin siyasi bülteni gibi haber yapıyor. Muhalif basından da gerçek tablo yeterince yansımıyor. Ancak bizler yaptığımız tartışmalarla öngörülerle süreci anlamaya, analiz etmeye çalışıyoruz. Her gün attığımız sloganlarla işgale karşı Efrîn halkıyla dayanışmayı sürdürüyoruz" diye belirtti. 
 
'Halk iradesi yok sayıldı'
 
PKK Lideri Abdullah Öcalan üzerindeki ağırlaştırılmış tecride dikkat çeken Sebahat,  "Müzakere masasını deviren AKP, sayın Abdullah Öcalan üzerinde ağır tecrit koşullarını mutlak tecride çevirmiştir. Daha sonra seçilmiş halkı iradesini yok sayarak DBP'nin 94 belediyesine zorla el koymuş, belediye eşbaşkanları, milletvekilleri başta olmak üzere binlerce siyasetçi hapsetmiştir" ifadelerini kullandı. 
 
'Farklı sesler operasyonun hedefi oldu'
 
15 Temmuz darbe girişimi, OHAL ve ardından "tek adam rejimi'ne geçildiğini kaydeden Sebahat, şu sözlere yer verdi: "Şimdi bu tek adam rejiminin yasasını çıkarmayı mevcut hukuksuzluğa, hukuki bir kılıf bulmaya çalışıyorlar. AKP genel başkanı Tayyip Erdoğan'da tıpkı Hitlerin sarıldığı en etkili yalana sarılarak 'Türk halkının kader savaşı' algısını oluşturuyor. 'Bu savaş aslında savaş değil, kendi güvenliğimiz için bir zorunluluk savaşı biz başlatmadık mecbur kaldık' algısıyla bu savaş bir ölüm kalım meselesi olarak topluma sunulmaktadır. 'ülkenin bekası' için milliyetçiliği, dinciliği, cinsiyetçiliği körükleyerek 'asker yurttaşlar' yaratarak, toplumu militarize etmektedir. Farklı ses ve görüşler bu algı operasyonunun hedefi haline getirilmektedir." 
 
'Herkes bu mesajı doğru okumalı'
 
 Efrîn'e yönelik saldırıların başladığı günden bu yana binlerce kişinin tutuklandığını belirten Sebahat,  "TTB yöneticileri gözaltına alınarak onlar şahsında demokratik kamuoyuna gözdağı verildi. DTK, HDK, DBP eşbaşkanları ile birlikte yüzlerce siyasetçi tutuklandı. AKP-MHP faşist ittifakının uyguladığı bu baskılar karşısında tek alternatif HDP'dir. Keza 2 yıldır hız kesmeden devam eden siyasi soykırım operasyonlarına rağmen 11 Şubat'ta Ankara'da on binlerce insan öfkesi, coşkusuyla herkese güçlü bir mesaj vermiştir. Herkesin bu mesajı doğru okuması gerekir" dedi. 
 
'Daha örgütlü durumdayız'
 
AKP-MHP'nin savaş politikalarının cezaevlerine de yansıdığını söyleyen Sebahat devamında şöyle dedi: "Şu an birçok cezaevinde sistematik işkence uygulanıyor. Tek tip elbise uygulamasına geçmeden önce baskı, zor ve zulüm politikalarıyla tutsakların irade ve direncini kırmaya çalışıyorlar. Tutsaklar, çıplak arama, ayakta sayım, kelepçeli tedavi, keyfi aramalar vb. birçok uygulamayla karşı karşıya kalıyor. Bu süreçte AKP-MHP faşist iktidarı hem dışarıda hem içerde irade kırmaya, teslim almaya, mücadelemizin kazanımlarını ortadan kaldırmaya çalışıyor. O nedenle içerideki mücadele ve direnişte, dışarıdaki mücadeleyi ortaklaştırmak gerekir. Yaşadığımız siyasal gelişmeler bir konsept olarak devrededir. Bu konsept karşısında yapılacak tek şey mücadele ve direnci büyüterek demokrasi, eşitlik, özgürlük mücadelesinin kazanımlarını korumaktır. Umudu diri tutmaktır. Egemenler bizlerin başarabilme umudunu kırmaya çalışıyor. Bizler ise buna karşı umudumuzu her gün büyüterek halkımızın bizden beklentilerine doğru cevaplar vererek, doğru öncülük yapmak için her zamankinden daha örgütlü olmak durumdayız." 
 
'Biz kazanacağız'
 
Kürt siyasetçilere yönelik operasyonlara değinen Sebahat, bunun yeni olmadığını ve geçmiş yıllardaki operasyonlar ve parti kapatmaları hatırlattı. Tüm bu yaşananların bir tekrardan ibaret olduğunu kaydeden Sebahat sözlerini şöyle sürdürdü: "Hangi yönetim gelirse gelsin geleneksel inkar, imha ve asimilasyon politikalarını güncelleyerek uyguluyorlar. 'Devlet aklı' değişmiyor. Ama Kürtler değişiyor, gelişiyor. Kürt halkı ulusal ve demokratik birlik konusunda önemli gelişmeler elde etti. Her geçen gün örgütlü halk gücünü büyütüyor. Tüm zorbalığa baskıya rağmen özgürlük mücadelesinden asla taviz vermiyor. Biz bir halk hareketiyiz ve halk her zaman kendi öncülerini çıkarmayı başarmıştır. Yedekli çalışmak eskiden çok kullandığımız bir kavramdı. Faşizm koşullarında herkes her an hapsedilebilir, o nedenle gözaltına alınan tutuklanan arkadaşımızın yerine birisi görevi üstlenecektir. Ki, öyle oluyor. Cezaevinde pratik yönetim işlerini yürütmek pek olanaklı değil. Çünkü dışarıda olan arkadaşlarımıza söyleyeceğim tek şey şudur: Ne yaparlarsa yapsınlar biz kazanacağız. O nedenle tüm çalışmalarımızda zafere kilitlenerek ve bunun gereklerini yerine getirerek yürütmeliyiz. Halkımızla güçlü diyalog kurma, DBP'nin asli görevi olan eğitim ve örgütleme çalışmasını aksatmadan demokratik, ekolojik, kadın özgürlükçü paradigmamızın halkla buluşmasının olanaklarını yaratmak için çalışmak bize kazandıracaktır."
 
'Bu sese ortak olmaya çalışacağız'
 
Sebahat, tüm kadınların 8 Mart Dünya Kadınlar Günü'nü kutlayarak, sözlerini şöyle sonlandırdı:  "8 Mart'ı bu yıl da zindanda geçireceğiz. Kadınlar sokakta 'Jin jiyan azadî' sloganlarını atarken, bizde havalandırmalarımızda bu sese ortak olmaya çalışacağız. Halaylarımızı çekecek, özgürlük şarkılarını söyleyeceğiz. Aramızda duvarlar olsa da Kandıra'da bulunan 30 arkadaşımızın sesi ulaşacak birbirine. Akşam olduğunda da her zaman olduğu gibi haberlere bakacağız. Ana akım medyanın gördüğü kadarıyla izleyeceğiz. Bir görüntüden bir pankarttan yola çıkarak değerlendirme yapacağız. Kadınlar için zor bir yıl yaşandı. Ancak gelecekte çok kolay görünmüyor. Çocuk gelinler, çocuk anneler, çocuklara cinsel istismar, taciz, tecavüz, şiddet, katliam ve kadın kelimelerini yan yana kullanmaya devam edeceğiz. Tüm bunlara son vermek için mücadele eden direnen kadınlara da sevgilerimizi sunuyorum. Siz çalışan kadın emekçiler şahsında bir kez daha tüm kadınların gününü kutluyorum."