‘Kadınlar çözüm masalarında büyük önem arz ediyor’

  • 15:13 5 Mart 2018
  • Güncel
DİYARBAKIR - DAKAP öncülüğünde Demir Otel’de 1325 sayılı “Kadın, Barış ve Güvenlik” konulu panel düzenlendi. Kadınlar panelde 1325 sayılı kararın önemine değinerek, kadınların çözüm masalarında büyük önem arz ettiğine dikkat çekti. 
 
Dicle Amed Kadın Platformu (DAKAP) öncülüğünde 1325 sayılı “Kadın, Barış ve Güvenlik” konulu panel Demir Otel'de düzenlendi. Panele HDP ve DBP yöneticileri, DAKAP üyeleri, Tevgera Jinên Azad (TJA) ve çok sayıda kadın katıldı. Ayrıca Evren Ulutaş’ın moderatörlüğünü yapılan panelin konuşmacıları ihraç edilen akademisyen Fatma Bostan Ünsal, 24. Dönem CHP Milletvekili ve Sosyal Haklar Derneği Başkanı Melda Onur ve Akademisyen Ayşe Betül Çelik oldu. 
 
1325 kararının içeriği anlatıldı
 
Panelde ilk olarak konuşan Ayşe Betül Çelik, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu (BMGK)’nda alınan 1325 kararının içeriğine ilişkin bilgilendirmede bulundu. Ayşe, ülkelerin bu kanunu harekete geçirecek bütçeyi ayırmadığını aslında göstermelik yapıldığını söyledi. Ayşe, “1325 kararı 2000 yılında hayata geçirilmiştir. Barış süreçlerinde kadınların katılımı neden önemlidir dersek; 1990-2000 yılları arasında kadınlar en az referans gösteriliyordu. Barış ve güvenlik kararından sonra bu referans kadınlar açısından arttı. Kadınlar barış masasında erkeklerin ilgilenmediği konularla ilgileniyor” diyerek kararın detaylarına değindi.
 
‘Barış süreçlerinde kadın dili önemli’
 
Ardından konuşan Fatma Bostan Ünal, kadınların barış masasında yer almadığını kaydederek, Kolombiya’da ki barış müzakerelerini örnek gösterdi. Fatma, “Kadınlar çatışmalı süreçlerde kutuplaşmayı engelleyebilirler. Kadınların kutuplaşmadan en ez etkilendiği örneklerden birini Kuzey İrlanda’da görebiliriz. Kadınlar orada ‘Kadın koalisyonu partisini’ kuruyor. Süreçte yaşanan eşitsizliği ortadan kaldırmaya çalışıyor. Kuzey İrlanda yetkililerinin dediği şey, ‘Kadınlar olmasaydı asla bu barış gerçekleşmezdi’ diyor. Kadınların en başarılı olduğu nokta farklı kesimleri bir arada toparlayabiliyorlar” dedi. 
 
‘Kadınlar yaşadıklarını anlatabildikleri için başarılılar’
 
Kadınların barış süreçlerine katılımını Liberya üzerinden bir örnekle de açıklayan Fatma, “Liberya’da kadınlar Cuma günü caminin önünde, Pazar günü ise Kilise önünde barışı anlatıyorlardı. Okuma yazma bilmeyenlere dahi bir şeyler çizerek anlattılar. Kadınların mücadelelerinin başarılı olması biraz da bu şekilde sağlandı. Kadınların başarılı olmalarını sağlayan bir başka husus da yaşadıklarını anlatabilmeleridir. Maruz kaldıkları her türlü şiddetin hikayesini anlatarak daha çok kişiye hitap edebiliyorlar. Kolombiya’da hafıza merkezi kuruldu. Kadınların yaşadıkları rapor haline getiriliyor. Kolombiya’da hafıza merkezi, Türkiye’de Cumartesi Anneleri var. Tüm Cumartesi Annelerini de selamlıyorum. Cumartesi annelerine destek olunması gerekiyor” diye konuştu. 
 
Artan bir kadın temsiliyetinin olduğunu dile getiren Fatma, “Başarılı bir süreç istiyorsak kadınların buna aktif olarak katılımı elzemdir” dedi. 
 
‘Kadınların tüm komisyonlara eşit katılması gerekiyor’
 
Son olarak konuşan Melda Onur, Ayla Akat Ata’nın kendisini panele davet etmek için aradığını belirterek, ardından tutuklandığını üzülerek öğrendiğini söyledi. Kadın mücadelesine katılım hikayesini anlatan Melda, sürdürülebilir bir barışın savaş zamanlarında konuşulması gerektiğine dikkat çekti. Savaş süreçlerinde barışı konuşmanın bir bedelinin olacağını kaydeden Melda, “İktidarın bir süre gerçekleştirdiği barış süreci bitince barış süreçlerinin önemi bir kez daha anlaşıldı. Mücadelelerin sosyal haklar temelinde yürütülmesi son derece önemlidir. Kadınların barış süreçlerine katılımı daha çok kadınlarla ilgili kısımlarla sınırlı tutulmaya çalışılıyor. ‘Kadınların meselesini kadınlar çözebilir’ şeklinde bir algı söz konusu. Meclisteki komisyonlara baktığınızda da bunu görebilirsiniz. Kadınların tüm komisyonlara eşit katılması gerekiyor” ifadelerini kullandı. 
 
Sosyal haklar engelleniyor
 
Kadınların güvenlikle ilgili komisyonlarda da yer almasının önemli olduğunu belirten Melda, kadınların çatışmalı ortamın sonlandırılması ve barış süreçlerinin sürdürülebilmesi üzerine çalışması gerektiğinin altını çizdi. Kadının ekonomideki etkililiğine dikkat çeken Melda, erkeklerin kadının yaptığı işi iş olarak görmediğini söyledi. Melda, “Köyünde özgür dolaşan kadın şehirde açık bir cezaevindeymiş gibi yaşamak zorunda kalıyor. Kutuplaşmalar sosyal hakların  gasp edilmesiyle ortaya çıkmaktadır. Sosyal Haklar önleyici tıp gibidir. Sosyal hakları göz ardı ederseniz iş insan haklarına gelir ve içinden çıkamazsınız. Aladağ’da bir yurtta yangın çıktı. Bu sıradan bir yangın da olabilir. O çocuklar kendi köylerinde okuma şansları olmadığı için oradaydılar. Bir sosyal hak olan eğitim hakkını kendi köyünde alamadığı için çocuklar cemaatlerin eline düşüyor. Ondan sonra iç barış bozuluyor. Biz bunu dile getirdiğimiz için de rahatsız oluyorlar” diyerek konuşmasını sonlandırdı. 
 
Panel soru cevap şeklinde sona erdi.