Fransız devrimci Deniz Tekoşin: Efrîn direnişi 8 Mart ruhuyla başarıya ulaşacak

  • 09:09 6 Mart 2018
  • Güncel
Devrim Arjin Amed
 
QAMIŞLO - TSK ve bağlı grupların Efrîn'e yönelik saldırılarına karşı direniş sürerken, Rojava devriminde yer alan Fransız Deniz Tekoşin, saldırının asıl amacının kadının inşa ettiği eşit ve özgür yaşama yönelik olduğunu vurgulayarak, tüm kadınları 8 Mart'ta Efrîn etrafından kenetlenmeye çağırdı. 
 
Türkiye ve bağlı grupların Efrîn'e yönelik saldırıları 46 gündür sürerken, Rojava'da demokratik özerklik temelinde inşa edilen yaşamın kuruluşunda dünyanın birçok yerinden enternasyonal devrimdeki yerini aldı. Rojava'da gerçekleştirilen kadın devriminin bir parçası olan isimlerden biri de Fransalı Deniz Tekoşin. Fransa'daki adını kullanmak istemeyen Deniz 6 yıldır Rojava'da. Kadın devrimini sanat ve sinemayla dünyaya duyurmaya çalışan Deniz, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü'nü Jinnews'e değerlendirdi. 
 
'Yok edilen kadın tarihi tekrar canlanıyor' 
 
Kadın tarihinin erkek egemen zihniyet tarafından silinmeye çalışıldığını ancak kadınların binlerce yıldır buna karşı mücadeleyi elden bırakmadığını ifade eden Deniz, "Başlangıçta kadın tarihi vardı ancak egemenler tarafından kadın hakları gasp edildikçe o tarihi de yok ettiler, herkes kendine göre bir tarih anlayışı ortaya koydu. İnsanlığın başlangıcında ana tanrıça döneminde kadın gücüne inanılmaz bir güven vardı. O toplumda savaş yoktu, kadına inanç çok doğal bir şekilde oluyordu. Sümerlerin başlangıcı ile kadın tarihi yok edilmek istendi. Kuran'da ve İncil'de bunlara yer verildi. Orada da kadın hakları din adına günah sayıldı." 
 
'Fransa devriminde kadın hakları tanınmadı' 
 
Deniz konuşmasının devamında 1789 Fransız devrimine de vurgu yaparak şunları aktardı: "Fransa dışarıdan çok demokratik bir ülke olarak bilinse de kadın haklarını tanıma noktasında çok geride. O dönemde devrimden sonra çıkarılan İnsan ve Yurttaş Hakları Bildirgesi'nde aslında sadece erkek hakları yer alıyor. Zaten Fransızların dilinde erkek ve insan eş anlamlı olarak ele alınıyor. Kadın hakları diye bir hakka rastlamak mümkün değil."
 
'Efrîn'e saldırı kadın sistemine saldırıdır' 
 
Türkiye'nin Efrîn'e saldırdığında ilk olarak Tanrıça İnanna'nın tapınağı olarak bilinen Eyn Dara tapınağına saldırdığını hatırlatan Deniz, "Bu da özünde erkek egemenlikli sistemin kadına karşı yürüttüğü bir savaş olduğunu göstermektedir. Bu çok özel bir anlama sahiptir. Savaş adı altında kadın sistemine bir saldırı var. Batılı ülkelerin 'gelişmiş' olduğu algısı yaratılıyor ama Rojava sistemindeki kadın hakları Avrupa'daki sistemden daha gelişkindir. Çünkü burada eşbaşkanlık sistemi ve eşit düzeyde katılım var. Rusya'ya bakın son dönemde çıkan bir yasaya göre erkeğin evinde eşini dövmesi 'normal' karşılanıyor. Kadının var olan hakları da tümden ortadan kaldırılıyor." 
 
Efrîn direnişinin büyük bir kadın direnişi olduğunun altını çizen Deniz, herkesin kendi bulunduğu yerden destek vererek, bu direnişin etrafından kenetlenmesi çağrısı yaptı. Rojava'da her açıdan bir özgürlük mücadelesi verildiğini vurgulayan Deniz, "Rojava'da her halk kendi kültürünü savunurken diğer kültürlerle barış içinde yaşıyor. Bu yaşam inşa edilirken de öncü güç kadınlardır dolayısıyla yapılan her saldırı kadına yapılan bir saldırıdır" dedi. 
 
'Tüm kadınlar sokağa dökülmeli' 
 
Efrîn'e yönelik saldırılarda yaşamını yitiren YPJ'li Barin Kobanê'nin çıplak bedenine yapılan işkenceyi hatırlatan Deniz, "Yaşamını yitiren bir kadın savaşçıya bu denli bir muamele oldukça düşündürücüdür. Dünyadaki tüm sorunların çözümü kadın mücadelesinde yatmaktadır" dedi. Değerlendirmesinin sonunda Kadın 8 Mart mesajı veren Deniz, "Kadınlar 8 Mart'la birlikte ışık saçmakta güneşi kendi elinde tutmakta ve insanlığa sunmaktadır. 8 Mart'ta tüm kadınlar sokağa dökülmeli, Efrîn'e yönelik saldırılara karşı tek yürek sesini yükseltmelidir. Efrîn direnişi 8 Mart ruhuyla başarıya ulaşacaktır" diye ekledi.