ÖHP Marmara cezaevlerindeki hak ihlali raporunu açıkladı
- 16:00 7 Mart 2018
- Güncel
İSTANBUL - ÖHP Ocak ve Şubat ayı içerisinde Marmara bölgesindeki cezaevlerinde yaşanan hak ihlallerine ilişkin açıkladığı raporda, cezaevlerinde tutsaklara yönelik baskıların ciddi boyutlara vardığına dikkat çekerek, "Aileler ve avukatlar tutsakları sık sık ziyaret etmeli, işkencenin önüne geçilmesi konusunda bir adım olabilir" dedi.
Özgürlükçü Hukukçular Platformu (ÖHP) İstanbul Şubesi, Ocak ve Şubat ayı içerisinde Marmara Bölgesi'ndeki cezaevlerinde yaşanan hak ihlallerine ilişkin raporunu düzenlediği basın toplantısıyla kamuoyuna açıkladı. Taksim' de bulunan Ceza İnfaz Sisteminde Sivil Toplum Derneği (CİSST)' nde düzenlenen toplantıya avukat Deniz Yıldız, Veysi Eski ve Rengin Ergül katıldı.
'Sağlık hakkı engelleniyor'
Toplantıda ilk olarak konuşan Rengin, açıklayacakları raporun, tutsakların anlatımıyla elde edilmiş veriler olduğunu söyledi. Rengin, cezaevlerinde çıplak arama dayatmasını kabul etmeyen tutsakların işkenceye maruz bırakıldığını kaydederek, birçok cezaevinde görüş yasağının olduğunu, tutsaklara gönderilen mektupların verilmediğini, ağır işkence koşullarının olduğunu ve sağlık hakkının engellendiğini ifade etti.
Ailelerin tutsaklarla avukatlar aracılığıyla iletişim halinde olmasını, sık sık görüşlere gidilmesi gerektiğini, bu şekilde bir nebze de olsa işkencelerin ve hak ihlallerinin önüne geçilebileceğini dile getirdi.
'Disiplin cezası adı altında işkence'
Ocak ve Şubat ayı boyunca Marmara Bölgesi bulunan 20 cezaevinden yaklaşık 150 tutsaklar görüşüldüğünü söyleyen Rengin, AİHM kararları ışığında değerlendirme yapıldığında Ocak ve Şubat ayında özellikle bazı hapishanelerde mahpusların tutulma koşulları ve disiplin cezası adı altında dayatılan uygulamaların uluslararası hukukta işkence yasağının ihlali anlamına geldiğini söyledi. Rengin, ihlallerde ciddi artış yaşandığını ifade ederek, onur kırıcı arama biçimlerinin yaygınlaşmasının temel bir mesele olarak tespit edildiğine dikkat çekti. Rengin, "Çıplak arama uygulamalarının yaygınlaşması bunun bir parçasıdır. Koğuşlarda yapılan aramalar da orantısız bir şekilde, baskın havasında gerçekleşmektedir. AİHM, 'cezaevi güvenliğini sağlamak yahut cezaevinde düzensizlik olmasını engellemek üzere bazı hallerde soyularak yapılacak aramanın gerekebileceğini kabul etmekle birlikte, bu tarzda bir aramanın uygun bir tarzda yürütülmesinin zorunlu olduğu' görüşündedir" diye konuştu.
Mahpus yakınlarına da çıplak arama dayatması
Şubat ayında yapılan görüşmelerde Kandıra 1 Nolu F tipi'ne zorla sevk edilen 7 kadın tutsağa çıplak arama işkencesinin yapıldığının tespiti üzerine konuşan Rengin, "Tekirdağ 2 No'lu T Tipi Kapalı Cezaevi'ne yeni sevk ya da sürgün edilen kişilere çıplak arama işkencesinin dayatıldığı yerlerden biridir. Hatta bu duruma karşı çıkan mahpuslar bir de fiziksel işkenceye maruz kalmaktadırlar. Aynı hapishanede ziyarete gelen mahpus yakınlarına da çıplak arama dayatılmakta ve ziyaretçilere kötü muamelede bulunulmaktadır" diye belirtti.
'Ciddi hak ihlalleri yaşanıyor'
Rengin, Tekirdağ 2 No'lu F Tipi Kapalı Cezaevi'ndeki tutsakların hastane ve adliyeye gidiş gelişlerinde kameralara dönerek içlerine giydiklerinin gösterilmesi istendiğini, "Hero" benzeri yazı resim vs. bulma gerekçesiyle böyle bir uygulamanın yapıldığını, uygulamayı kabul etmeyen mahpuslara fiziksel işkence yapıldığını ifade etti. Rengin devamında şöyle konuştu: "Gerek mahpusların bir nevi çıplak aramaya maruz bırakılması gerekse de karşı çıkış üzerine gelişen fiziksel şiddet bir işkence biçimidir. Bu durumun işkence yasağı ihlali olmasının yanı sıra aynı zamanda bu uygulama nedeniyle mahpuslar uzun bir süredir sağlık hakkına erişimde ve savunma ve yargılanma haklarını kullanmakta ciddi engeller yaşamaktadır."
'Koğuşlara sık sık baskın yapılıyor'
Edirne'de sık sık koğuşlara baskın yapıldığını söyleyen Rengin ayrıca, Bandırma'da Efrîn'e yönelik saldırılar üzerinden infaz koruma memurları tarafından provakatif söylemler olduğunu söyledi. Rengin, Maltepe 1 Nolu L Tipi'nde de ayakta sayım uygulaması başladığını ve tutsakların hastane ve mahkemeye götürülürken çıplak aramaya maruz bırakıldığını belirtti.
'Tecrit devam ediyor'
Cezaevlerindeki tecride de değinen Rengin şöyle devam etti: "Tecrit denince akla en başta gelen elbette Sayın Abdullah Öcalan'a ve İmralı adasında kalan diğer mahpuslara yönelik uygulamalardır. Bir ada hapishanesi olarak tamamen kendi özgün koşulları olan bu yerde aynı zamanda avukat ve aile görüş hakkı tamamen ortadan kaldırılmıştır. Platformumuz ve birçok STÖ "Ada'da kalanların sağlık durumundan endişe duyduklarını" defalarca kez belirtmiştir. İmralı tecridine paralel olarak 3 kişinin ya da tek kişinin kalmasına olanak sağlayan F tipi hücreler, şehirlerden uzak kampus tipi hapishaneler, mahpusların ailelerinden çok uzak yerlere sürgün edilmesi tabloyu açıkça gözler önüne sermektedir."
'Ciddi kısıtlamalar var'
"Söz konusu hapishanelerde sosyal izolasyon çok yoğun olarak yaşanmaktadır" diye devam eden Rengin, "Mahpusların direnişi sonucu elde edilen 10 saatlik görüşme hakkının kullanımı şu an ciddi oranda engellenmektedir. Yapılan ziyaretlerde Marmara Bölgesi'ndeki hemen hiçbir hapishanede farklı hücrelerden mahpusların haftada10 saat havalandırmada bir araya gelmesine izin verilmediği ortaya çıkmıştır. Hatta bu konuda daha da ciddi kısıtlamalara gidildiğini gözlemlemek mümkündür" dedi.
Ayrıca sağlık hakkına erişim konusundaki sıkıntıların halen devam ettiğini ekleyen Rengin, tutsakların rutin sağlık kontrollerine götürülürken kelepçelerinin çıkarılmadan tedaviye zorlandığını söyledi.
Ziyaret ve telefon hakkı
"OHAL KHK'ları ile gündeme gelen bir diğer kısıtlama ise yakınların ziyaret ve aile ile telefon görüş hakkına dairdir" diyen Rengin, "KHK'lardan önce ağırlaştırılmış müebbet hükümlüleri hariç tüm mahpusların ailesi ile haftada bir telefon görüş hakkı varken, şu anda TMK kapsamında yargılanmakta olan kişilerin hakkı 2 haftada bire düşürülmüştür. Kasım ayı boyunca yapılan ziyaretlerde tutuklular bakımından bu uygulamanın hemen her hapishanede var olmaya devam tespit edilmiştir" şeklinde konuştu.
Ailelerin görüşme başvuruları kısıtlandı
Görüş bakımından kısıtlamaların da söz konusu olduğunu kaydeden Rengin, "Aile ziyaretleri 2. dereceden akrabalarla sınırlandırılmış, arkadaş görüşleri tamamen ortadan kaldırılmıştır. Aynı zamanda bazı hapishanelerde açık görüşlerin 2 ayda bir gerçekleştirilmesi söz konusudur. Kasım ayı boyunca ziyaret edilen hapishanelerin çok büyük bir kısmında arkadaş görüşlerinin TMK kapsamında yargılanan tutuklular bakımından mümkün olmadığı tespit edilmiştir" diye konuştu.
Cezaevlerindeki işkencenin önüne geçilebilmesi adına ailelerin ve avukatların tutsakları olabildiğince ziyaret etmeleri gerektiğini yineleyen Rengin, ayrıca Elazığ Cezaevi'nde özel bir uygulama başlatıldığını ve her türlü güvenlik uygulamasının ilk bu cezaevinde uygulandığını hatırlatarak, çıplak arama, ayakta sayım, tecrit ve işkencenin ciddi boyutta olduğunun altını çizdi.








