İzmir ve İstanbul'da kadınlar 8 Mart eyleminde buluştu

  • 14:28 8 Mart 2018
  • Güncel
İZMİR/İSTANBUL - 8 Mart Dünya Kadınlar Günü dolayısıyla İzmir'de açıklama yapan DİSK'li kadınlar, "Bedenimize ve kimliğimize sahip çıkıyor; eşitlik, özgürlük ve barış için mücadele etmeye devam ediyoruz" dedi. İstanbul'da ise tutsak kadınlara kart gönderildi. 
 
Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK) İzmir Kadın Komisyonu 8 Mart Dünya Kadınlar Günü dolayısıyla Eski Sümerbank önünde bir araya gelerek açıklama yaptı. Çok sayıda kadının katıldığı açıklamada basın metnini okuyan DİSK Genel-İş İzmir 6 No'lu Şube Başkanı Emine Yılmaz, sözlerine kadınların 8 Mart'ını kutlayarak başladı. 
 
Kadının "annelik" rolü ile aile içinde sorumluluk yüklenerek, iş yaşamında da cinsler arası eşitsizlik yüzünden sömürüldüğünü ifade eden Emine, Türkiye'de kadınların sömürünün ana hedefi olduğunun altını çizdi. Emine, emekçi kadınlar olarak ezilen ve dışlanan kadınların önünü açarak cesaretlendirme görevi üstlenmeleri gerektiğini sözlerine ekledi. 
 
'Barış ve yaşam hakkı kazanacak'
 
Emine, "Biz kadınlar savaşa, zulme, sömürüye, şiddete, gericiliğe karşıyız. Adaletin, eşitliğin, doğrunun ve bilimin yanında yer almaya devam edeceğiz. Kadın mücadelesini insanlığın tarih boyunca verdiği mücadelenin bir parçası olarak daha da yükselteceğiz.  Kadınlar olarak hep beraber direnerek tecavüzcüleri aklamak için çıkarılmak istenen yasayı durduracağız. Kadınlar savaşları durduracak. Barış ve yaşam hakkı kazanacak. Tek adam düzeni yenilerek demokrasi kazanacak" diye konuştu. 
 
Emine, son olarak kadın-erkek eşitliğinin sağlanması için DİSK'Li kadınlar olarak ortak taleplerini söyle sıraladı:
 
"*Kadın istihdama katılımını güçlendiren ve cinsiyet eşitliğini gözeten sosyal politika önlemleri alınmalıdır. Kadınlara özgü görülen ev içi sorumlulukların çözümü için kamu politikaları hayata geçirilmelidir. Özellikle kamu kurumları ve yerel yönetimler tarafından ücretsiz kreş, gündüz bakım evi, hasta ve yaşlı bakım evleri gibi merkezler açılmalıdır.
 
*Kadınların çalışma hayatında insana yakışır iş, gelir ve sosyal güvencesinin olduğu çalışma koşulları yaratılmalıdır.
 
*Kadınların iş hayatında karşılaştıkları ücret eşitsizliği, terfi sürecinde ayrımcılık gibi sorunlarına karşı ayrımcı ve cinsiyetçi politikalardan vazgeçilmelidir.
 
*Ücrette kesinti olmadan ebeveyn izni kadın ve erkeğin eşit bir şekilde kullanması şartıyla yeniden düzenlenmelidir.
 
*İşyerlerinde kadınlara yönelik şiddet ve tacizde kadının beyanı esas alınmalı, denetim ve ceza mekanizmaları işletilmelidir.
 
*Sendikalar, kadınların yoğun olduğu işkollarına ve istihdam biçimlerine yönelik örgütlenme modelleri geliştirmelidir.
 
*Sendikalı kadın işçilerin özgün sorunlarına yönelik toplumsal cinsiyet eşitliğine duyarlı toplu sözleşmeler yapılmalıdır."
 
İstanbul'da kadın tutsaklara 8 Mart kartı
 
İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul şubesi, 8 Mart dolayısıyla cezaevlerindeki tutsak kadınlara kart gönderdi. Taksim Galatasaray Lisesi önünde toplanan hak savunucuları, "Erkek devlete hayır", " Kadın hasta mahpuslar serbest bırakılsın", "Jin jiyan azadi" dövizlerini taşırken, "1857' den 2018' e Yaşasın Kadın Özgürlük Mücadelesi" pankartı açtı. Burada açıklama yapan İHD İstanbul Şube Başkanı Gülseren Yoleri, 2017 yılında 425 kadının erkek şiddeti ile katledildiğini hatırlatarak, yasalarıyla, uygulamalarıyla cinsiyet ayrımcılığını pekiştiren erkek devleti istemediklerini söyledi. 
 
Gülseren şöyle devam etti: "Kadınların özgürleşmesinden korkanlar 8 Mart kutlamalarını yasaklıyorlar halen, Kadınların yan yana gelmesinden, dayanışmasından ve mücadeleyi büyütmelerinden endişe ediyorlar. OHAL koşulları ile bir kez daha da ağırlaşan kadına yönelik şiddet, en önemli sorunumuz haline gelmiş durumda. Biz insan hakları savunucusu kadınlar, bu yüzden kadına yönelik eril şiddeti, yine birinci gündem maddemiz olarak görmekteyiz."
 
'8 Mart'ta susmayacağız'
 
Türkiye'nin İstanbul Sözleşmesi'nin ilk imzacı devleti olduğunu hatırlatan Gülseren, yargı organlarının ve kolluk güçlerinin bu sözleşmeden hiç haberleri yokmuş gibi davrandığını vurguladı. Gülseren, OHAL sonrası yaşanan baskılara da dikkat çekerek şunları kaydetti: "Bu şartlarda dahi kadınlar mücadeleden vazgeçmiyorlar. Çünkü bu ataerkil, feodal ve militer sistemin en büyük mağduru olan kadınlar aynı zamanda bu sisteme en çok karşı olanlardır. Bizler, insan hakları savunucusu kadınlar olarak, bir kez daha 8 Mart'ta susmayacağız."
 
Açıklamanın ardından kadınlar Taksim PTT Şubesi'nden cezaevlerindeki kadın tutsaklara "Yaşasın kadınların birlik, mücadele ve dayanışma günü, yaşasın 8 Mart" yazılı kartlar gönderdi.