Ceren Şimşek: Hadım suçu 'normalleştirir'

  • 09:06 14 Mart 2018
  • Güncel
Habibe Eren 
 
ANKARA - Cinsel istismarın hastalık olarak ele alınmasının istismarı normalleştireceğine dolayısıyla hadımın bir çözüm olmadığına dikkat çeken avukat Ceren Şimşek,  "Bizim bu suçlara karşı aslında bir ceza yaptırımı sorunumuz da yok asıl sorun yasaların uygulanmaması" dedi. 
 
AKP'nin çocuk istismarı tasarısında 12 yaşından küçük çocukların cinsel istismarına verilecek cezanın ağırlaştırılması önerisi, tartışma yaratırken, cinsel suçlara dönük hadım yasası tekrar gündeme geldi. Çocuk istismarı ile zinayı da aynı başlıkta tartışan iktidara kadın örgütlerinden tepkiler geliyor. Konuya ilişkin avukat Ceren Şimşek değerlendirmelerde bulundu. 
 
'Bu bir zihniyet meselesidir' 
 
Hükümet Sözcüsü Bekir Bozdağ'ın,  Bakanlar Kurulu sonrası yaptığı açıklamada "Halk arasında hadım olarak bilinen konu yasal dayanağa kavuşturulmaktadır. Cinsel istismara eğilimi olan kişilerin bazı mesleklerde çalışması tamamen yasaklanacak" sözlerini hatırlatan Ceren, hadımın hiçbir şekilde çözüm olamayacağını vurguladı. Ceren, "Bu suçu işleyenler için tedavi önermeye başladığınız zaman bunun karşılığında bir hastalık olduğunu ve bu suçları işleyenlerin hasta oluğunu düşündürüp normalleştirmeye başlarsınız. İstismar, tecavüz bunlar suçtur. Bir zihniyet meselesidir. Tecavüz ya da istismar cinsel şiddettir, cinsellik değildir" dedi. 
 
'Topyekün mücadele gerekli'
 
"Bu suçların işlenmesinin nedeni dürtülerine hakim olamamak değil erkeklerin, kadınlara ve çocuklara karşı bu şiddeti uygulama hakkı olduğunu düşünmesidir" diyen Ceren, hadımın tekrar tartışılması ile bu eylemlerin cinsel şiddet olarak ele alınmadığının bir kez daha görüldüğünü vurguladı. İstismar ya da tecavüz suçları için ne hadımın ne de idamın çözüm olamayacağını,  temel sorunun zihniyet olduğunu belirten Ceren, "Sadece sanığın cezalandırılması ile bir dosyanın üstü kapanmıyor. Soruşturma aşamasına dahi gelemeyen istismar suçlarında bu suçun işlendiğini bilip gerekli yerlere iletmeyen yetkililerin, yargılama aşamasında adil bir yargılamadan uzak kararlar veren mahkemelerin önüne nasıl geçeceğiz? Bunlar için topyekün bir mücadele gerekmektedir. Bu da zihniyetle mücadeleden geçer" ifadelerini kullandı. 
 
'Cinsellik ile cinsel istismarın yan yana getirilmesi bilinçli'
 
AKP'nin istismarı konuşurken zinayı da aynı konu içinde tartışmasının büyük bir sorun olduğunu dile getiren Ceren şöyle dedi: " Zina, öncelikle ceza hukukunu ilgilendiren bir konu değildir. Çünkü iki yetişkinin rızalarına dayalı olarak geliştirdikleri bir cinselliktir ve devlet buna karışamaz. Bu, ancak boşanma nedeni olabilir. Zina, 2004 yılındaki TCK değişikliğine kadar vardı ve kadın-erkek eşitliğini zedeliyordu. Bu maddenin ortadan kaldırılması için çok mücadele verildi ve kaldırıldı. Cinsellik ile cinsel istismarın yan yana getirilmesi bilinçlidir. Çünkü cinsellik toplumda 'ayıp' olarak nitelendirilirken cinsel istismar da 'ayıp' olup konuşulmaması gereken bir alan olarak bırakılmaktadır." 
 
'18 yaşın altındaki herkes çocuktur'
 
Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi'ne göre 18 yaşından küçük herkesin çocuk olduğunu söyleyen Ceren, cinsel istismar suçlarında 12 yaşın altındakilere daha ağır ceza verilmesi 12 yaş üstündekilere yönelik ise cezanın kademelendirilmesinin dini referans ile yapılan bir ayrım olduğunu söyledi. Türkiye'nin BM Çocuk Hakları Sözleşmesi'nin imzacısı ve tarafı olduğunu hatırlatan Ceren, "Ancak altında imzamızın olduğu sözleşmenin referans alınması gereklidir. Çünkü 12 yaş ayrımının hiçbir şekilde ne psikolojik, ne de fiziksel olarak tıbbi bir veriye dayanmışlığı vardır" dedi. 
 
'Cezasızlık kültürünün ortadan kaldırılması gerek'
 
Cinsel istismar suçlularına yönelik  hadımın çözüm olmayacağını vurgulayan Ceren , kadına ve çocuğa karşı işlenen suçlarda öncelikle kısa vadede cezasızlık kültürünü ortadan kaldırmak gerektiğini vurguladı. "Bizim bu suçlara karşı aslında bir ceza yaptırımı sorunumuz da yok" diyen Ceren'e göre asıl sorun bunların uygulanmaması. Türkiye'nin  İstanbul Sözleşmesi'nin ilk imzacısı olmakla övündüğünü ancak hiçbir şekilde uygulamadığını söyleyen Ceren, konuşmasını şöyle sürdürdü:  "Bu sözleşme, devlete bu konuda çok büyük sorumluluklar yüklemiştir. Sadece suçun oluştuğu anda takip sorumluluğu değil, koruma sorumluluğu, oluşmasını önleme sorumluluğu da vermiştir. Çocukları koruyucu tedbirler alınmalı, soruşturma sürecinin çocuk temelli yürütülmeli, çocuğun yüksek yararı gözetilmeli, çocuklara cinsellik eğitimi ve çocuklar ile yakın ilişki kuran, onlarla çalışan meslek elemanlarına istismarı bildirmekle yükümlü oldukları hatırlatılmalıdır. Uzun vadede ise erkek egemen bakış açısıyla mücadele etmeden istismar çözülemez. Çünkü en başından beri söylediğimiz şey; bu bir zihniyet meselesidir. Bu bir ataerkil toplum meselesidir."