Cudi'nin heybeti ve halkın direnişi TOKİ ucubeliğini yıkacak
- 09:03 15 Mart 2018
- Güncel
Gulê Sevcan
ŞIRNAK - Çatışmalardan sonra yüzde 70'i yerle bir edilen Şırnak'ta TOKİ'ler bir ucube gibi şehrin üzerinde yükselmeye devam ediyor. Halka ve heybetli Cudi'ye karşı TOKİ'lerle zafer kazanacağını düşünenlere cevabı ise yine Şırnaklı bir kadın "Gitmedik, gitmeyeceğiz" sözleriyle veriyor.
Özyönetim ilanın ardından yaşanan çatışmalar sonrasında hayata geçirilen yıkımla yüzde 70'i yok edilen Şırnak beton kente dönüştürülmek isteniyor. Şehirde göze çarpan ilk şey TOKİ binaları oluyor. 8 mahallesi yıkılan şehrin neredeyse her yerinde TOKİ evleri yapılıyor. 10 katlı kocaman binaların arasında kalan 3-4 ev Şırnak'ın eski halini en iyi şekilde yansıtmaya çalışıyor. Şimdi size normal gibi görünen "Yıkımın içinde evler inşa ediliyor" dedirten bu fotoğrafın iki saatlik hikâyesini anlatacağım.
Şırnak bitmedi!
Şehrin tek caddesinden yukarı doğru tırmanmaya başlıyoruz. TOKİ'lerin arasında kaybolduğumuz anda şehirde yok edilmek istenen yaşamın halen var olduğunu ancak böyle görüyoruz. Fistanlı kadınlar, sokaklarda soğuğa ve çamura aldırmadan oynayan çocuklar ve neredeyse her yerinde kurşun izi olan evler… Uzaktan TOKİ'leri büyük gibi görünen şehir, içine girince herkese neyin ne olduğunu gösteriyor. İnsanların arasında karıştığımızda büyük olanın TOKİ'ler değil Şırnak halkı olduğunu da görüyoruz. Neredeyse gördüğümüz herkesin evi çatışmada yıkılmış. "Şimdi nerede kalıyorsunuz" sorusuna eski ahır, kiralık ev ya da köy cevabını alıyoruz. Yıkıma rağmen Şırnak'tan çıkmamanın gururuyla konuşan kadınlar sırtımıza vurarak, "Yeter ki siz var olun evler gitse ne ki" sözleri ile bizi uğurluyor.
'Gitmedik ya, asla da bırakıp gitmeyeceğiz'
Yanımdaki arkadaş tertemiz ayakkabılarına bakarak, "Yine yıkamak zorunda kalacağım" sitemiyle tepeye kadar bana eşlik ediyor. Bu sözleri neden söylediğini anlamam da çok uzun sürmüyor tabi. Çamurlu ve bir o kadar da kaygan yoldan geçen kocaman iş makinaları şehre TOKİ'lerle birlikte bir ucubelik katıyor. Şehrin en büyük mahallesinden biri olan ve henüz yıkılmamış evlerin olduğu Yeşiltepe Mahallesi'ne doğru yürüdüğümüzde bana eşlik eden genç, beton atıldığı boş bir arazinin önünde duruyor. Neden diye sormama gerek kalmadan anlatıyor o da kendi hikâyesini… "Burası bizim evimiz, şurası benim halamların şurası teyzemin… Çatışmalardan sonra çoğu akrabamın evi yıkıldı. Ama hepsi bir şekilde burada kaldı. Gitmediler gitmeyi de akıllarından geçirmediler bir an" diyor.
'Her şeyi bırakırım ama burayı asla'
Evlerinin önünden geçtikten sonra kendi evinin damında elinde sigarası Cudi'yi seyre dalan bir kadınla karşılaşıyoruz. Her evinde hikâye olan Botan'da dokunduğumuz her hikâyenin de ortak bir sonu oluyor o da direniş. "Adın ne?" diye sorduğumuzda "Boşver adımı benim gerçek adım Kürdistan" diye cevap veren 40'lı yaşlarındaki kadın, bizim sandığımız gibi heybetli Cudi'yi değil, yıkılan evinin üstüne yapılan TOKİ'leri izliyor. Kiralık olarak kaldığı evinin de yıkılacağını söyleyen Kürdistan, "Çatışmalarda burada kaldık. Ama bir yere kadar. Günler geçip aç susuz kaldığımızda çıkmak zorunda kaldık. Buraya yakın bir köye gittik. Orada kaldık aylarca. Daha sonra geldiğimizde zaten ne ev kalmıştı ne de evin taşları. Ben buna rağmen asla buradan gitmeyi düşünmedim. Gitmem de geldim evimin tam üstünde bir ev kiraladım. Her şeyi bırakırım ama burayı asla bırakmam" diyor.
Parmağıyla ile bize evinin nerede olduğunu anlatan Kürdistan, bahçesini ve sigara içmediği günleri özlediğini ifade ederek sözlerine son veriyor.
Cudi etrafını saran sise rağmen 'ben buradayım' diyor
Çamurdan olsa gerek yol boyunca başımız hep yere bakarak ilerlediğimiz mahallede çatıda bir an olsun kadınlardan gözümü ayırıp karşıya bakıyorum. Adına filmlerin çekildiği, kitapların ve şiirlerin yazıldığı Cudi'yi görüyorum. Zirvelerine yağan karın heybeti ve etrafını çepeçevre saran sisin manzarası ile adeta kartpostal görüntüsünü andıran Cudi bize "Ben varım burada" diyor. Şırnak halkı gibi dimdik ayakta duran Cudi'yi görünce halkın neden şehri kolay kolay bırakmadığını da anlıyoruz. Bir saniye içindeki görüntüsü bile bize şehirde gördüğümüz kurşunlu evler, çamurlu yollar ve ucube TOKİ'leri unutturuyor. Devlete "Sen mi büyüksün ben mi?" dercesine güneşi batıran Cudi, etrafını saran sise rağmen ortadan kaybolmuyor.
Seni yenemediler Cudi…
Gittiğimiz mahalledeki evlerin aylar sonra yıkılacağını öğrendikten ve Cudi'ye ne kadar baksak da doyamayacağımızı anladıktan sonra caddeye iniyoruz. Çatıda karşılaştığımız kadınlar "Buralarda dikkat edin bir şey olursa kapımız hep açık gelin" deyip öperek uğurluyor. Halkın birbirini koruma ve sahiplenme duygusu hala Şırnak'ı terk etmemiş… Belleği yok etmek isteyen hükümete belki de en iyi cevabı işte bu kadınlar veriyor. Özyönetimde bağırlarına bastıkları evlatlarını uğurlamak zorunda kalan kadınların sözleri bunlar. Onlara her baktığımda şunu söylüyorum kendi kendime: "Evet Cudi seni yenemediler… Sen o direniş günlerini yok etmek isteyenlere karşı dimdik ayakta durarak 'biz buradayız' diyorsun."








