Kendine ait bir oda, kendine ait alanlar, kendine ait bir televizyon: JIN TV
- 09:07 22 Mart 2018
- Güncel
Kibriye Evren
HABER MERKEZİ - JIN TV Yayın Kurulu Üyesi Zeynep Erdem, kadını kendi algısına göre şekillendirmeye çalışan erkek medyaya karşı, kadının hakikatini haykıranların bir tamamlayanı olacaklarını belirterek, "Kadınlar kendilerine ait odalardan başlayıp kendilerine ait alanlar yaratmanın mücadelesini tarihten bu yana hep yürüttüler. İşte şimdi de kendilerine ait bir televizyonun vakti geldi" dedi.
Kadını nesneleştirerek, kendi algısına göre 'sunan' erkek medyaya karşı kadın televizyonun artık zamanı gelmişti. Dünyanın her yerinde "makbul kadın" algısı oluşturanlara, kadının özgürlüğüne dahi kendilerine karar vermek isteyenlere karşı tüm zorluklara rağmen bu yükü omuzlayan kadınlar Jin TV ile karşımızda. 8 Mart'ta test yayınına başlayan Jin TV'nin hedefleri de büyük elbette. Tüm zorluklarına rağmen, eğer kadınların yaşamında bir değişiklik yaparsa bu yükü göğüslemeye hazır olduklarını vurgulayan Yayın Kurulu Üyesi Zeynep Erdem'e sorduk Jin TV'yi.
JIN TV fikri nereden, hangi ihtiyaçtan doğdu?
Kadınların medyada az görülür olması, görülse de doğru görülmemesi, ana akımın bol kazanç objesi haline getirerek ucubeleştirdiği, muhaliflerin ise 'zaman olursa' yer verdiği 'kesim' olması bizler açısından rahatsız ediciydi tabii. Ana akımı biliyoruz zaten, toplumsal kodlarla şartlanmış bir 'kadın' sunumu var. Farklı farklı boyutlarda yapılıyor bu sunum. Bazı basın organları açıktan 'işte kadın, cinselliğin odağı' diyor, çekinmiyor böyle vermekten. Reklam yayınlarken, dizi ve programları verirken böyle. Çünkü onun medyasının temel kazancı bu.
'Erkek medya kadını şekillendirmeye çalışıyor'
Bazıları ise daha gizil yapıyor bunu, 'özgürleşmiş kadını' basit şeylere indirgeyerek kadınların içindeki asıl özgürlük arayışını sönümlendiriyor. Yine onlar belirliyor, ana akımın beyni olan erkekler yön veriyor, 'özgür isen, senin özgürlüğün bu' diyor, 'böyle yaşayacaksın, böyle giyineceksin, şöyle güleceksin, şöyle yürüyeceksin' diyor. Dikkat ettiyseniz neredeyse bütün medya kuruluşları bu şekilde görevlendirilmiş. Onlara denilir ki topluma bir 'kadın' algısı sun, toplumu bu algı ile şekillendir.' Amerika'daki medyası başka biçimlerde yapıyor bunu, Avrupa'daki başka, Asya'daki ise daha başka. Ama ortaklaştıkları bir şey var; kadınları erkek aklına göre şekillendirmek!
İşte tüm bunlar bir ihtiyacı doğuruyor. Kadınların hayatın kaynağı olarak var olduğu, kendi olduğu, doğal olduğu gerçeği var. Fakat nasıl verilecek bu gerçeklik? Mevcut medyada bu mümkün değil. Dolayısıyla kadınların kendilerine ait bir basın kuruluşu ihtiyaçtı. Kendilerine ait odalardan başlayıp kendilerine ait alanlar yaratmanın mücadelesini tarihten bu yana hep yürüttüler. İşte şimdi de kendilerine ait bir televizyonun vakti geldi.
'Anı anına bir çarpışma'
Kuruluş aşamasını biraz anlatır mısınız, ne gibi zorluklar yaşadınız?
Medya gibi bir alanda kadınlar var olmanın çarpışmasını birçok yönüyle yürütüyor. Çarpışma diyorum ki gerçekten öyledir. Bazen an'ı anına çarpışırsın. Bu alanın hükümranı erkektir çünkü, o ne kadar yer verirse sen o kadar varsın. Dolayısıyla kadınların bu çarpışma içerisinde kendi sahalarını doğrudan yaratma çabası gerçekten büyük bir cesaret. Çok yönlü tartışıldı bunlar, 'hadi kalkın, televizyon kuruyoruz' şeklinde olmadı bu proje. Fikirsel tartışması uzun sürdü, getirisi-götürüsü hesap edilmeye çalışıldı. Çünkü kadınların çok az yer aldığı böylesi bir alanda sadece kadın odaklı bir yayıncılığı esas almanın bin bir zorluğu var. Bunları göğüsleyebilcek miydik? Çok zorlanacaktık, bu zorlanmaları taşıyabilecek miydik? İlk kez sadece kadınların sıfırdan başlayarak 'bir tv nasıl kurulur' diye bir araya geldiği, bütün aşamalarını birebir kadınların yürüttüğü bir projeydi bu. Meşakkatliydi tabii, zorlukları hala da var, fakat böylesi zorlu bir çalışma kadınların hayatını değiştirmeye başladıkça, bizler de bu zorluklara 'başımız gözümüz üstüne' diyeceğiz.
'Gündemlerimiz zengin'
Yayında daha çok hangi gündemler işlenecek?
Gündemlerimiz oldukça zengin. Yani yayın politikamız böyle, şayet bu politikayı doğru ve istediğimiz şekilde uygulayabilirsek gerçekten de renkli bir kadın televizyonu olacak. Kadınlar siyaseti, yaşamı, ekonomiyi, sporu nasıl yorumluyor, bunlara yer vereceğiz. Örneğin genel gündemleri işleyeceğiz, kadınlar o genel gündem hakkında fikir beyan edecek, sözü olacak o gündem hakkında. Çünkü kadın hayatın hiçbir alanından kopuk değildir, parçasıdır. Mesela çevre sorunları hakkında yorumunu geliştirecek, politikaya düşüncesi ile müdahil olacak. Yani Jin TV olarak geniş bir yelpazede kadınları ve hayatlarını işlemek istiyoruz. O nedenle sloganımızı 'kadının sesi, yaşamın yüzü' olarak belirledik. Hem kadınlara ses olacağız, hem de kadınların yaşamın kaynağı olduğu hakikatini haykıranların bir tamamlayanı olacağız. Böyle bir iddiamız var.
'Kadın mücadelesi ilklerin başaranı olmuştur'
Çalışan yapısının tamamı kadınlardan oluşuyor. Kadınlar bunu duyduğunda tepkiler nasıldı, şu an çalışmalarınız nasıl gidiyor?
Şaşırtıcı geliyor tabii, şaşkınlık ile birlikte hayranlık duygusu da uyandırıyor. Bunu projemizi paylaştığımız insanların yüzüne yerleşen ifadeden okumak mümkündü. Böylesi büyük bir projeye cesaret etmek dahi bazılarına fazla cüretkar geliyor. Ama zaten kadın mücadelesinin bütün aşamaları da böyle değil midir? Kimselerin beklemediği an'larda ilklerin başaranı olmuştur kadın mücadelesi. Zaten kadın televizyonumuz da bedel veren ilk kadından günümüze kadar yürüyen bu mücadelenin bir ürünüdür, biz bu motivasyonla hareket ediyoruz. Dünyanın ilk kadın televizyonu değiliz tabii, farklı farklı örnekler var. Ama hem kapsamı hem de tüm yapısının sadece kadınlardan oluşmasını göz önünde bulundurursak ilk kadın televizyonuyuz diyebiliriz. Ayrıca sıralamasından ziyade işlevi bizi daha çok ilgilendiriyor. Gerçekten kadınların hayatını nasıl değiştireceğiz, farkındalık dediğimiz şeyi kadınların dünyasına nasıl yerleştireceğiz, özgürlük arayışlarını nasıl uyandıracağız, sorunlarına nasıl çözümler üreteceğiz? Biz bunların yanıtını oluşturmak istiyoruz.
Avrupa merkezli bir kanal JIN TV. Avrupa'da yaşayan kadınların tepkisi nasıl oldu?
Televizyonumuz sadece mekansal olarak Avrupa'da. Ruhu ve yayın esası Avrupa merkezli olmayacak. Çünkü biz Jin Tv olarak modernist yaşamın kadınlara kaybettirdiklerini de deşifre etmek istiyoruz. Özgürlük diye sunulan modern köleleşmeyi anlatmak istiyoruz. Biz, dünya kadınlarının ekranı olmak istiyoruz. Her yerden, en ücra köşede yalnızlığa, çaresizliğe itilmiş kadının da, kendi ayakları üzerinde duran dirençli kadının da sesi olmak istiyoruz. Jin Tv projemizi birçok ülkeden kadınlarla paylaştık, Avrupalı kadın da büyük heyecan duydu, Latin Amerikalı kadın da. Bu heyecanı görmek bizleri mutlu kılıyor ve doğru yolda olduğumuzu dair duygumuzu güçlendiriyor.
'Kadınları uyandıracak bir yayıncılık'
Yayınlarınız daha çok hangi program ve içeriklerden oluşacak, yayının içeriği hakkında biraz bilgi verir misiniz?
Zengin içerikli bir yayın konseptimiz var, başarıyla pratikleştirmek istiyoruz. Çok dilli bir yayıncılık amacımız var, zamanla dillerimizi çoğaltacağız, programlarımızı renklendireceğiz Başta şunu söylemek isterim; amatörlükten korkmayacağız, hatalarımızı toplaya toplaya doğruyu yakalamaya çalışacağız.
Yayın içeriğine geçmeden önce şunu bir kez daha ifade etmek isterim; kadınlar bu dünyanın görülmeyenidir, yok sayılanıdır, her yönüyle sömürülenidir. Bu 5 bin yıldır böyle. Biz görülmeyenin, yok sayılanın, sömürülenin yanında olacağız. Biz tarafsız değiliz, tarafımız bellidir, tarafımız kadınların tarafıdır. Toplumsal eşitsizliğin devasalaştığı, kadınları vura vura kendi sistemini döndüren erkekliğin her gün topluma başka bir kötülük yaptığı böylesi bir zamanda onların karanlığını yüzlerine haykırmak istiyoruz. Siz kötüsünüz demek istiyoruz, siz karanlık olansınız demek istiyoruz. Dönüp bugünkü sorunlara bakalım, kadınların yaşadığı bu cehennemin sahiplerine bakalım. Sırtını erkekliğe, egemenliğe, işgalciliğe, dinciliğe dayamış olan bu sistem her gün her an kadınların hayatını biçiyor. Bu nedenle biz önce kadınları bu gerçeklik karşısında uyandıracak bir yayıncılığı esas almak istiyoruz.
'Erkekleri rahatsız edeceğiz, çirkinliklerini göstereceğiz'
Toplumu, kadın-erkek eşitliğine dayalı bir yaşamın mümkün olabileceğine inandırmak istiyoruz. Mesela rahatsız edeceğiz erkekleri, çünkü erkekliğin bu dünyaya ve kadınların yaşamlarına, çocuklara, doğaya yaptığı çirkinliği her gün ekranlarımızdan vereceğiz. Çelişkiler yaratacağız, o çelişkilerin çözümlerini arayacağız. Tabular karşısında duracağız ve özellikle de kadına yönelik şiddet hassasiyetini en fazla duyduğumuz konu olacak. 'Şu kadına şöyle şiddet uygulandı, bu kadın şiddet gördü' şeklinde bir deşifrasyon olmayacak şiddet haberleri. Karşısında nasıl durulur, nasıl mücadele edilir, nasıl çözümler bulunur? Bunları önemseyeceğiz. Yani yayıncılığımız bir mağduriyet yayını olmaktan kaçınacak, kadınlara cesaret aşılayan bir yayın çizgisi asıl hedefimiz olacak.
Şu an test yayındasınız, yayın ne zaman başlayacak?
8 Mart gibi bütün dünya kadınları için büyük anlam taşıyan bir günde test yayına başladık. Bu tarihi özenle seçtik, bazı eksikliklerimiz vardı, ona rağmen bu tarihe yetişmenin çabasında olduk. 8 Mart tarihi bütün kadınların etrafında buluştuğu bir gün. Bu nedenle yayınımızı bu tarihte başlatarak anlamını derinleştirmek bizim için gurur verici oldu. Bir süre test yayınımıza devam edeceğiz, acele etmek istemiyoruz.
Son olarak kadınlara bir çağrınız var mı?
Jin TV kadın dayanışması ve desteğiyle kuruluş zeminini yakalayan bir televizyon. Kadınlar maddi-manevi katkılarını esirgemediler bizlerden. Jin Tv bu nedenle kadın dayanışmasının en güzel örneklerinden. Bundan sonra da böyle olacağına inanıyoruz. Kadınlar kendi televizyonlarını daha fazla sahiplenecek ve takip edecektir. Frekans ayarlarını yapmayanlar için bir kez daha bilgileri paylaşmak isteriz.
Uydu: Hotbird 13°E
Frekans: 11 054 MHz
Polarizasyon: Horizontal
Symbolrate: 27500
FEC-rate: 5/6








