Karanlığa karşı aydınlığın iz sürücüsü: Nûjiyan Erhan

  • 10:35 22 Mart 2018
  • Güncel
DİYARBAKIR - Mezopotamya Kadın Gazeteciler Platformu’ndan Ayşe Güney, Nûjiyan Erhan’ın Şengal’deki kadın ve çocukların sesi olduğu için bilinçli bir şekilde hedef alındığını belirterek, bugün dünyanın her yerinde gerçeğin ve hakikatin peşinde olan kadın gazetecilere yönelik artan baskının tesadüf olmadığını aktardı. 
 
Gazeteci Nûjiyan Erhan (Tuba Akyılmaz), Kürdistan Demokrat Partisi’ne (KDP) bağlı silahlı güçlerin 3 Mart 2017 tarihinde Şengal’in Xanesor kasabasında Êzidî halkına yönelik gerçekleştirdiği saldırı sırasında haber takibi yaparken hedef alınarak vuruldu. Tedavi altına alınarak yaşam mücadelesi veren Nûjiyan, 22 Mart’ı 23 Mart’a bağlayan gece yaşama veda etti.  Nûjiyan’ın ölümünün yıldönümünde Mezopotamya Kadın Gazeteciler Platformu’ndan Ayşe Güney, konuştu.
 
Nûjiyan Erhan şahsında özgürlük mücadelesinde yaşamını yitirenleri anarak konuşmasına başlayan Ayşe, “Nûjiyan Erhan şahsında öncelikle özgürlük mücadelesi yolunda, hakikatleri bütün kamuoyuna duyurmaya çalışan tüm devrimci gazetecileri bir kez daha anıyorum. Bizim açımızdan aslında öncelikle Nûjiyan nasıl bir kalemdi onu belirtmek gerekir. Nûjiyan, halkının yaşadığı zorlukları bütün dünyaya duyuran bir gazeteci ve aynı zamanda yaşanılan zorluklar karşından direnen halkının yanında kalemiyle, fotoğraf makinesi ve kamerasıyla yer alan bir arkadaştı” dedi. 
 
‘Mirasını sonuna kadar taşıyacağız’
 
Nûjiyan’ın zor koşullar altında gazetecilik yaptığını vurgulayan Ayşe, savaş bölgesindeki kadınların ve çocukların yaşamlarını haberleriyle anlattığını kaydetti. Nûjiyan’ın yaşamını yitirmesinde birlik olamamanın payı olduğunu ifade eden Ayşe, “Kürdistan coğrafyasında, Kürt halkının yanında mücadele eden gazetecilere birlik olmanın mesajını verdi. Bu bizim açımızdan çok önemli bir etken. Bizim de kadın gazeteciler olarak bu mirası sonuna kadar taşımamız gerekir” diye konuştu. 
 
‘Objektifiyle Ortadoğu’yu anlattı’
 
Ayşe, Nûjiyan’ın gazeteciliğini şu sözlerle anlattı: “Her şeyden önce çok cesur bir gazeteciydi. Her şeye rağmen halkının yanında yer aldı ve savaş muhabirliği yaptı. Savaş bölgesindeki kadınların, çocukların yaşamlarını haberleriyle bizlere anlattı. Şengal sahsında bütün Ortadoğu’nun acısını objektifinden bizlere yansıttı. Biz kadın gazeteciler olarak en temelde buradan ele alıp yolumuza devam ediyoruz.” 
 
‘İşbirlikçilikle katledildi’
 
Nûjiyan’ın yaşamını yitiriş biçiminin Kürt halkı açısından önemli olduğunu dile getiren Ayşe, “Şehadet biçimi bizim açımızdan, Kürt halkı açısından ders çıkarılacak niteliktedir. Şengal’de, Roj Peşmergeleri tarafından 3 Mart günü başından vurularak ağır yaralanmıştı. 22 Mart’ı 23 Mart’a bağlayan gece ise şehadete ulaştı. Nûjiyan’ın temelde verdiği mesaj aslında ulusal birliğin, Kürt birliğinin ne kadar önemli olduğunun göstergelerindedir. O gün bir işbirlikçilik neticesinde arkadaşımız katledildi ve bugün şehadet yıldönümünde Efrîn’e denk gelen bir süreci yaşıyoruz” vurgusu yaptı.
 
‘Saldırılar ulusal birlik ile aşılır’
 
Nûjiyan’ın işbirlikçilik ve ihanetle katledildiğini, bugün ise Efrîn’e yönelik saldırıların ulusal birlik ile aşılacağını belirten Ayşe, şöyle devam etti: “Nujiyan, ulusal birliğinde aynı zamanda bir simgesidir. Bu anlamda Kürt kadınlarına, Kürt halkına ve Kürt gazetecilere önemli bir yol göstericidir. Bunu hem şehadet biçimiyle hem de verdiği mücadele ile anlamak gerekir” dedi.
 
‘Kadın gazetecilere dönük baskılar artıyor’
 
Kadın gazetecilerin dünyanın her yerinde büyük baskılara maruz kaldığının altını çizen Ayşe, şöyle devam etti: “Gazetecilik mesleği zaten baskı altına alınmak isteniyor ancak kadın gazeteciler olarak bu baskıya maruz kalma biçimi artıyor. Dünyanın birçok noktasında suikastla ya da farklı biçimlerde yaşamını yitiren kadınlar var. Biz de Kürdistan coğrafyasında mücadele eden kadın gazetecileriz ve önemli bir baskıyla karşı karşıyayız. Kuzey Kürdistan’da kadın gazeteciler daha çok gözaltı, tutuklama ya da çalıştığımız alanlarda fiziksel saldırılara maruz kalıyoruz. Nitekim birçok kadın gazeteci arkadaşımız tutuklanarak cezaevine gönderildi. 
 
Rojava’da, Şengal’de, Efrîn’de hep kadın gazeteciler en önde mücadelelerini sürdürdükleri için hedef seçildi. Çünkü kadın gazeteciler hep cesurdu. Gerçeği, hakikati olduğu gibi ve savaşı bütün çıplaklığıyla yansıttılar. Bu bizim açımızdan çok önemliydi çünkü kamuoyunun bu kadar yalan bilgiyle donatıldığı süreçte gerçekleri gün yüzüne çıkartmak için kadın gazeteciler mücadele ediyor. Kadınlar hakikatten, dürüstlükten, cesaretlerinden ödün vermedikleri için sistem tarafından hedef seçildiler. Nûjiyan, Deniz Fırat ve Dilîşan bu yüzden hedef seçildi.”