Sisê Bingöl'den JIN NEWS'e mektup

  • 09:07 23 Mart 2018
  • Güncel
Safiye Alagaş
 
DİYARBAKIR -Tarsus Cezaevi'nde hükümlü bulunan 80 yaşındaki Sisê Bingöl JIN NEWS'e gönderdiği mektupta yaşadıklarını anlattı. Bir yıldır cezaevinde olduğunu 2 yıl daha cezaevinde kalacağını söyleyen Sisê, kalp rahatsızlığı, tansiyon, özelde diz ve eklem ağrıları olduğunu belirterek, "Ayak parmaklarımdan başıma kadar her yerim ağrıyor.Bunlar çok şiddetli oluyor. Kulaklarım işitmiyor. Gözlerim görmüyor artık. Adeta işkence görüyorum" dedi. 
 
Tarsus T Tipi Kapalı Cezaevi'ne hükümlü bulunan 80 yaşındaki Sisê Bingöl'ün sağlık durumu her geçen giderek kötüleşiyor. Sisê ajansımız JIN NEWS'e gönderdiği mektupta yaşadıklarını anlattı. Okuma yazması olmayan ve Türkçe bilmeyen Sisê mektubunu koğuşta bulunan başka bir tutsağa anadili olan Zazaca ile yazdırıdı. Sisê, kimlikte 70 yaşında olduğunu küçük yazıldığını aktararak, gerçek yaşanın 80'inin üzerinde olduğunu söyledi.
 
'Merdiven çıkamadığım için akşama kadar sandalyedeyim' 
 
Bir yıldır cezaevinde olduğunu 2 yıl daha cezaevinde kalacağını kaydeden Sisê, kalp rahatsızlığı, tansiyon, özelde diz ve eklem ağrıları olduğunu da vurguladı mektubunda. Sisê, "Bunlar çok şiddetli oluyor. Kulaklarım işitmiyor. Gözlerim görmüyor artık. Yaşlılığa bağlı idrarımı da tutamıyorum. Dişlerim takma. Geçen gün dişlerim elimden düştü kırıldı. Defalarca hastaneye gittim. En son bugün elime yeni dişlerim ulaştı. Bu süre zarfında beslenemedim. Yaklaşık bir buçuk aydır tüm gün aşağı katta sandalyede oturuyorum. Çünkü sürekli lavaboya gidiyorum. Ayaklarım tutmadığı için merdiven çıktığımda adeta işkence görüyorum. Bende sabah inip akşama kadar sandalyede oturuyorum" dedi.
 
'Hastaneye giderken çok zorlanıyorum'
 
Tansiyon ve kalp rahatsızlığından dolayı farklı besinler tüketmesi gerektiğini dile getiren Sisê nine şöyle devam etti: "Burada herkesin tükettiği yemeği tüketmek zorunda kalıyorum. Bir ara tansiyonum sürekli 20'lerdeydi. Sürekli acil hastaneye kaldırılıyordum. Şu aralar tansiyonum biraz daha iyi. Hastaneye gitmek de istemiyorum. Zaten en fazla bir iki saniye sabit olarak ayaklarım üzerinde durabiliyorum. Hastaneye gittiğimde ring aracına binip inmekten tutalım doktorun yanına gidene kadar çok zorlanıyorum."
 
'Doktora derdimi anlatamıyorum'
 
Türkçe bilmediğini anadilinin Zazaca olduğunu ifade eden Sisê nine, bu nedenle doktora derdini anlatamadığını doktorun da duruma göre ilaç verip gönderdiğini dile getiriyor. Artık hangi ilacı tüketeceğini bilmediğinin belirten Sisê, mektubunun devamında şunları kaydetti: "Poşet poşet ilaçlarım doldu. Artık hangisini tüketeceğimi bilmiyorum. Ayrıca ciğerden öksürüyorum. Bu öksürüğün nedeni hala bulunamadı. Öksürükten dolayı özellikle geceleri uyuyamıyorum. Süt, nane limon ne içtiysem fayda etmiyor. Ayak parmaklarımdan başıma kadar her yerim ağrıyor. İlk tutuklanmama 3 ay cezaevinde kaldım. 3 kez Adli Tıpa gittim. İlk gittiğinde Adli Tıp 'cezaevinde kalamaz' raporu verince tahliye oldum. Hüküm giydikten sonra 2 kez daha Adli Tıpa gittim. Adli Tıp 'cezaevinde kalabilir' raporu verdi. Zaten sürgün esnasında yaşadıklarımı biliyorsunuz."
 
'Yaşadıklarım kötü bir kader' 
 
"Yaşadıklarım kötü bir kader" diyen Sisê devamında şunları anlattı: "10 çocuk ve köy hayatının kahrını çektim. Sonrada buraya geldim. Acılarım hiç bitmiyor. Eşimle birlikte eve ekmek getirirdim. 10 çocuğu da çobanlık yaptığım parayla büyüttüm. Çevremde benim yaşıtlarımın kimisi benden önce göçüp gitti. Eşim de göçüp gitti. Bana da bu dünyanın kahrı ve onların kahrı kaldı. İnşallah barış tez elden gelir. Savaş durur ölümler olmaz."