Diyarbakırlı kadınlar: Abdullah Öcalan’la görüşülürse bu çıkmazdan çıkılır

  • 09:05 25 Mart 2018
  • Güncel
Safiye Alagaş
 
DİYARBAKIR - TSK’nin Efrin’e yönelik saldırılarının İmralı Cezaevi’nde sistematik bir hal alan tecritten bağımsız olmadığını belirten Diyarbakır’daki kadınlar, “Kürdistan ve Abdullah Öcalan’ın özgürlüğünü görmek için yaşıyoruz. Ailesi, avukatları gidip görüşürse içine girdiğimiz bu çıkmazdan birazda olsa bir çıkış buluruz” dedi.
 
PKK Lideri Abdullah Öcalan tutulduğu İmralı Yüksek Güvenlikli F Tipi Kapalı Cezaevi’nde 27 Temmuz 2011’den beri avukatlarıyla, 5 Nisan 2015 tarihinden bu yana da İmralı Heyeti üyeleriyle görüştürülmüyor. 6 Ekim 2014’ten bu yana ailesiyle görüştürülmeyen Öcalan, darbe girişiminin ardından yaratılan kamuoyu baskısı sonucu 2016 yılının Eylül ayında kardeşi Mehmet Öcalan’la görüşebilmişti. Avukatların yaptığı başvurularda öne sürülen “Hava muhalefeti” ve “koster bozuk”  gerekçelerine 15 Temmuz 2016 tarihinden bu yana ise Olağanüstü Hal (OHAL) eklendi. 
 
Diyarbakır’daki kadınlar, Öcalan’a yönelik sistematik bir şekilde sürdürülen tecridi değerlendirdi. 
 
‘Öcalan’la görüşülürse bu çıkmazdan çıkılır’
 
Nuriye Kaya, tecridi “zalimlik” olarak nitelendirerek, “Bu zalimliğe ne diyebiliriz artık. Düşmüşüz zalimlerine eline. Ailesi, avukatları gidip görüşürse içine girdiğimiz bu çıkmazdan birazda olsa bir çıkış buluruz. Kürdistan ve Abdullah Öcalan’ın özgürlüğünü görmek istiyoruz. Biz o günleri görmek için yaşıyoruz. Devlet Öcalan’a tecrit uygulayarak Kürtleri tamamıyla yok etmek istediğinin mesajını veriyor” dedi.
 
‘Kürtler birlikteliğini oluşturmalı’ 
 
“Biz 40 milyon insanız nasıl biteriz?” diye soran Şahnaz Çetin, “Bugün kalkıp hala varlığımızı mı ispatlayacağız. Bütün Kürtler birlik olursa hiçbir şey yapamazlar. Bizim sorunumuz birlik olamamaktır. Bu nedenle Kürdistan’ın 4 parçasında biran önce Kürt birlikteliği sağlanarak İmralı kapılarının açılması için harekete geçilmelidir” diye konuştu. 
 
‘Türkiye ve Erdoğan Efrin’de kendilerini daha da rezil ettiler’ 
 
Tecritle Kürtlerin bitirilmek istendiğini vurgulayan Dilber Elal da, Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) ve bağlı grupların Efrîn’e yönelik operasyonlarının bundan bağımsız olmadığını söyledi. Dilber, şöyle dedi: “Tecrit ve Efrîn birbirine bağlıdır. İkisi de aynı zihniyetin ürünü. Efrîn’i alınca her şeyi alacağını sanıyor. Umudunu Efrîn’e bağlamış. Kürtler var olduğu sürece Efrîn’de rahat edemeyeceklerdir. Efrîn’de istediklerini bulamayacaklardır. Efrîn’e girince her şeyin biteceğini söyledi. Efrîn’e girdiler ne yaptılar hiçbir şey yapamadılar. Daha da kendilerini rezil ettiler. Erdoğan daha da kendini rezil etti. Bir sürü askeri ölüyor. Milletin evine girdiler hırsızlık yapıyorlar. Tavukları, çocukların bilyelerine tenezzül ettiler. Yazıklar olsun onlara. Bizler bu zulmü ve katliamı asla kabul etmeyeceğiz.” 
 
‘Bu kan ve gözyaşını ancak Öcalan durdurabilir’
 
İsmini vermek istemeyen başka bir kadın ise, Öcalan’ın kendi halkını savunmaktan başka bir suçunun olmadığını dile getirerek, “Davasından vazgeçmedi. Bütün Kürtler için mücadele etti. Şuan zindandır. Devlet kendisiyle görüşme yaptığı süre içerisinde ne savaş oldu ne kan döküldü. Ne asker öldü ne gerilla öldü. Devlet barışa yanaşmayınca önderliğimiz üzerinde tecrit uygulandı. Tecrit uygulandığından beri savaş devam ediyor. Her yerde ölümler yaşanıyor. Sivil, asker, polis, gerilla ölüyor. Türkiye başkanı savaş istiyor. Bu yüzden kimsenin Öcalan’ın yanına gitmesine izin vermiyorlar. Bu kan ve gözyaşını ancak ve ancak Kürt halk önderi durdurur. Türkiye bu noktada görüşmelerin önünü biran önce açmalıdır” dedi.