SKM 4. Kongresi başladı: Birlikte mücadelenin yollarını aramalıyız
- 13:12 25 Mart 2018
- Güncel
İSTANBUL - SKM 4. Kongresi "Barış yaşam özgürlük için örgütleniyoruz" şiarıyla başladı.Kongrede konuşan HDP Eş Genel Başkanı Pervin Buldan, “Birleşik mücadeleyi her koşulda kurmalıyız” dedi. Cezaevinde bulunan SKM Sözcüsü Fadime Çelebi, HDP’li Figen Yüksekdağ, ESP Genel Başkanı Çiçek Otlu’nun mesajlarının da okunduğu kongre devam ediyor.
Kongreye Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Pervin Buldan, HDP milletvekili Ayşe Acar Başaran, HDP İstanbul İl Eşbaşkanı Esengül Demir, İHD İstanbul Şube Başkanı Av. Gülseren Yoleri, Kangal Dernekleri Federasyonu Başkan Yardımcısı Hacer Elçin, Eğitim Sen yöneticileri Ebru Yiğitt, Ayşe Panuş, Serpil Kesik, 2000 ölüm orucu direnişçisi Gönül Karagöz, SYKP'den Feray Mertoğlu, Meryem Güneş, Mor Dayanışma'dan Cemile Baklacı, Suruç ailelerinden Sultan Yıldız, Özgür Genç Kadın ve Sosyalist Gençlik Dernekleri Federasyonu (SGDF) üye ve yöneticileri, Yeni Demokrat Kadın'dan Rahime Vardar, Elif Kaya, yazar Hatice Akdoğan da katıldı.
Kongrenin yapıldığı salonun girişine Suruç katliamında yaşamını yitiren kadınların fotoğrafları asıldı. Salona ise "Barış yaşam özgürlük için örgütleniyoruz", "Yaşasın Rojava kadın devrimi", "Cins bilinciyle örgütleniyoruz kadın devrimiyle özgürleşiyoruz", "Erkek-devlet şiddetine her halde direniyoruz", "Jin jîyan azadî", "KHK'lara emek sömürüsüne güvencesiz çalışmaya direniyoruz" yazılı pankartlar asıldı. Ayrıca tutuklu bulunan kadın siyasetçiler Figen Yüksekdağ, Çiçek Otlu, Gültan Kışanak, Sabahat Tuncel, Fadime Çelebi, Özlem Gümüştaş, Sezin Uçar, Pınar Türk, Deniz Aktaş ve Özgen Sadet'in fotoğrafının olduğu "Kadın siyasetçilere özgürlük" pankartı da salonda yer aldı.
Kongrenin açılışını SKM MYK üyesi Züleyha Mungan yaptı. Züleyha, "Makbul kadın olmayacağız. Başka bir dünya mümkün gerçeğinden asla vazgeçmeyeceğiz. Birleşik mücadeleye olan inancımızla vardık varız var olacağız, birlikte güçlüyüz" dedi. Divan seçimi ve saygı duruşunun ardından SKM MYK adına Beycan Taşkıran açılış konuşmasını yaptı. Tutsak kadınları selamlayan Beycan, "Büyük acılar, büyük hüzünler ama aynı zamanda büyük mücadeleler dönemindeyiz. Kadın devrimi adına büyük gelişmeler yaşıyoruz" dedi. 2009 yılında yürüyüşe başlayan SKM'nin arkasında 150 yıllık kadın mücadelesi tarihi ve yıllara dayanan komünist kadın hareketi tarihi olduğunu söyleyen Beycan, bu deneyimlere yaslanarak yola çıktıklarını ifade etti.
'Kadın katliamları soykırımlara dönüştü'
Beycan, kadın katliamlarının artık soykırıma dönüştüğü, çocukların istimarla korkunç bir cendereye alındığı, Kürt halkının özgürlük talebinin ve Kürt kadınlarının eşitlik talebinin savaş politikalarıyla bastırılmaya çalışıldığı, kadınların hem evde hem işte emeklerinin yok sayıldığı bir süreçten geçildiğini kaydetti.
'Rojava tüm dünya kadınlarına ilham oldu'
Rojava kadın devriminin tüm dünya kadınlarına ilham olduğuna vurgu yapan Beycan, Efrînli kadınların işgale karşı direnişini selamladı.Çerkezköy'deki bir fabrikada işten atılan arkadaşları için işyerini işgal eden kadın işçileri de hatırlatan Beycan, kadınların her yerde mücadelede olduğunu kaydetti.
KHK ile ihraç edilen kadınların direnişini de selamlayan Taşkıran, birleşik mücadele arayışlarına dikkat çekti. "Henüz yan yana gelemedik" diyen Beycan, kadınların bu konuda önemli örnekler açığa çıkarabileceğine işaret etti. Beycan, "Sarayın saldırılarına karşı birlikte sokaklara çıkıyoruz ama faşizmi yıkmayı kendisine hedeflemiş, erkek egemen zulme karşı mücadelesini süreklileştirmiş kadın hareketinden bahsedemiyoruz" dedi. Kadın aklı ve isyanını örnek alacak birleşik mücadelenin örülmesi gerektiğine işaret eden Beycan, birleşik mücadelenin Kürtsüz olamayacağını vurguladı.
'HDP kadın mücadelesi açısından örnek'
Daha sonra HDP Eş Genel Başkanı Pervin Buldan bir konuşma yaptı. Kongreye gelenleri selamlayarak konuşmasına başlayan Pervin, “Kongrenin kadın özgürlük mücadelesine, barışa ve özgürlüğe vesile olmasını isterim. Böylesi bir yapının içinde konuşma yapmak çok onurlu ve değerli” diye belirtti. HDP olarak Türkiye’de kadın mücadelesi noktasında büyük bir çaba verdiklerini ve kadın özgürlük ve eşitliği noktasında büyük emeğinin olduğunu dile getiren Buldan, “Kadın özgürlük noktasında daha büyük çabalar sarf etmiş ve büyük bir yol kat etmiş bir partiyiz. Yaşamın her alanında kadınların eşit söz hakkı tanıyan, eşit temsiliyet sağlayan bir partiyiz. Kadın mücadelesi açısından iktidarın birçok engellemesiyle karşı karşıya kalıyoruz. HDP kadın mücadelesi açısından örnek teşkil edecek bir mücadeledir” dedi.
'Havalandırmalarında, zılgıtlarıyla bizimleler'
BDP’li belediyelerin kurduğu kadın kurumlarına değinen Pervin, “BDP çatısı altında kurumlaşmış, BDP belediyelerine ait kadın alanlarına engelleri görüyoruz. Bölgede yaşanan sorunlar karşısında birçok kurum açılmış. Ancak belediyelerin elimizden alınmasıyla bu yerler de zorla ellimizde alınarak kapatıldı. Bölgede kadınların savaştan kaynaklı mağduriyetler yaşadığını biliyoruz. Bu kurumlar ne yazık ki kayyum tarafından kapatıldı” dedi. Kadınların özgürlük ve eşitlik için bir araya gelmesine bir tahammülsüzlüğün olduğunu vurgulayan Pervin, şöyle devam etti: “Kadınların eşitlik, özgürlük mücadelesinden korkuyorlar. Tasfiye etmekle sınırlı kalmadılar, TBMM de kadın özgürlük mücadelesini veren vekillerimizi tutuklayarak, bu mücadeleyi sekteye uğratmak istediler. Milletvekillerinin vekilliği düşürüldü. Sayı olarak en çok kadın vekillerin vekilliği düşürüldü. Figen Yüksekdağ, sadece milletvekilliğini düşürmediler, aynı zamanda parti üyeliğini iptal ettiler. Ona büyük bir ceza verdiler. Yüksekdağ rehin alınmış olsa da onun ruhu, mücadele azmi bizim yanımızda. Şuanda cezaevinde değil aramızda. Kadın özgürlük mücadelesinde ön safhalarda yer alan Sabahat Tuncel burada, Gültan Kışanak burada, tüm partili arkadaşlarımız bizimle buradalar. Biliyoruz ki cezaevlerinde de olsalar havalandırmalardan zılgıtlarıyla bizimleler.”
Pervin Buldan: Birlikte mücadelenin yollarını aramalıyız
İçinde bulundukları sürecin yakıcı bir süreç olduğunu dile getiren Pervin, artan cinsel saldırılara dikkat çekerek, “AKP-MHP koalisyonunun Kürtlere, muhaliflere karşı yürüttüğü çok eril bir zihniyet var. Bundan sonra da bu tür müdahalelerinin artacağına ve kadın özgürlük mücadelesini sekteye uğratmaya çalışacaklarını biliyoruz” dedi. Pervin, OHAL ve KHK ile işlerinden edilen kadınların durumuna da değindi. Kadınların yaşamın her yerinde birleşmesi gerektiğine dikkat çeken Pervin, “Her türlü şiddette ve baskıya rağmen birlikte olmanın yollarını bulmalıyız. Başarıya gidecek yollar bulmalıyız. Efrin’e yapılan saldırıyla birlikle mağdur olan, kıyımdan geçen yine bizleriz. Erkekler savaş kararı alırken, bu mağduriyeti yaşayanlar bizleriz. Kaybettiklerimiz bizim evlatlarımız. Tabutlar bizim karnımızda taşıdığımız evlatlarımız. Mağduriyeti biz yaşıyoruz, biz acıyı yaşıyoruz ve alınan savaştan kaynaklı gözyaşı döküyoruz. Savaş gözyaşı ve acıdan başka bir şey getirmez. Onun için dilimiz ve safımız barış oldu. Bundan sonra da barış saflarını hiç terk etmeyeceğiz ve bunda ısrarcı olacağız” diye konuştu.
'Toplum sindirilmeye çalışılıyor'
Daha sonra Sincan Cezaevinde bulunan Ezilenlerin Sosyalist Partisi (ESP) Genel Başkanvekili ve Sosyalist Kadın Meclisi (SKM) Sözcüsü Fadime Çelebi’nin mesajı okundu. Mesajda şunlar kaydedildi: “Mart ayının direngenliğiyle, umuduyla, coşkusuyla hepinizi sevgiyle, saygıyla selamlıyorum. Erkek egemen sistemlere başkaldıran, özgürlük, eşitlik mücadelesini tüm dünyada bedeller ödeyerek inşa eden kadınlar, selam olsun hepinize, selam olsun yeniyi yaratma mücadelemize.
SKM kongresinde bugün aranızda olamıyorum. Yüreğim Sincan hapishanesinde sizinle çarpıyor, sizinle en güzel şarkıları söylüyorum, en güzel halayları kadın yoldaşlarla çekiyorum. Yürekler bir olduktan sonra, ne önemi var mekanların. En kısa zamanda buluşmak dileğiyle diyorum. Kısa bir süre önce bir şafak operasyonuyla gözaltına alındık ve hiçbir süre hukuksal dayanağı olmadan siyasi bir kararla tutuklandık. Bugün milyonların barış, eşitlik, kardeşlik özlemi üzerinden kitlelere tutuklama, gözaltına alınarak toplum sindirilmeye çalışılıyor. Bizim de tutuklanmamızı bunun bir parçası olarak görmek gerekiyor.
'Kadınlar teslim alınmak isteniyor'
Binlerce kadın bugün erkek egemen sistemin toplumsal baskısından dolayı şiddete maruz kalıyor, vahşi bir şekilde katlediliyor. Milyonlarca kadın yoksulluğa, işsizliğe, açlığa maruz bırakılıyor. Toplumsal sahada kadın sadece eş, anne, ucuz iş gücü olarak görülüyor. Kadının ismi siyasetten silinmeye çalışılıyor. Kadın siyasetçiler, belediye eş başkanları hukuksuz bir şekilde tutuklanıyor, gözaltına alınıyor. OHAL’le birlikte binlerce eğitim emekçisi kadın her gün çıkan yeni KHK’larla işten atılıyor. Akademisyenler, gazeteciler, yazarlar fikirlerinden dolayı yargılanıyor ya da hapse atılıyorlar. Ülkemiz koyu karanlığa teslim edilmeye çalışılıyor. Tüm bunlarla iktidar, toplumu ve kadınları teslim almayı önüne politik bir hedef olarak koymuş durumda.
'Özgürlüğü haykırmaya devam edeceğiz'
Yaratmak istedikleri karanlığa karşı biz kadınlar, gelecek aydınlık günlerin yaratıcısı olacağız. Bize dayatılan erkek egemen siyasete karşı barışı, kardeşliği, eşitliği, özgürlüğü haykırmaya devam edeceğiz. Çünkü bizim tarihsel deneyimlerimizi, özgürlük mücadelemizi hiçbir iktidar güç durduramamıştır, durduramayacaktır.
'Gücümüzü kadın dayanışmasından alıyoruz'
Kadınlar tüm dünyada tarih yazıyorlar, Ortadoğu’da, Türkiye’de, Avrupa’da, Asya’da isyanlarla, başkaldırılarla, kadın devrimleriyle. Biz de asıl gücümüzü kadın dayanışmasından, kadın özgürleşmesinden alıyoruz. Kongremizi bir kez daha selamlıyor, kongremizin kararlarının kadın kitleleri içinde hayat bulması dileğiyle diyorum. Ayrıca yeni seçilecek SKM Meclisine ve yönetimine sonsuz başarıların yoldaşlarla olması dileğiyle. Hepinize sevgiler, saygılar.”
Figen'in mesajı okundu
Milletvekilliği düşürülen Kandıra F Tipi Kapalı Cezaevinde bulunan HDP önceki dönem Eş Genel Başkanı Figen Yüksekdağ’ın mesajı da kongrede okundu. Mesaj şöyle: “Sevgili yoldaşlar, hepinize yürekten sevgi ve özlemle merhaba! Öncelikle divanı ve tüm katılımcıları saygıyla selamlıyor, kongremizin verimli tartışmalara, başarılı sonuçlara vesile olmasını diliyorum.
Şu an en çok istediğim şey yanınızda, aranızda olmak. Ama ne yazık ki, mecburi görev yerimden katılmak durumundayım kongreye. Mekânsal olarak yanınızda olamasam da ruhsal ve düşünsel olarak oradayım yine. Sizlerin de bugün salonda olamayan bütün kadın yoldaşlarınızı yanınızda hissederek çoğaldığınızı biliyorum.
'Kadınların özgürlük zamanı'
Geride bıraktığımız zaman, kadınların büyük özgürlük zamanı oldu. Her büyük özgürlük zamanında olduğu gibi büyük bedellerin, kayıpların, zorlukların, kavgaların ağırlığıyla donandık. Kabuğun çatlaması, yeni yaşamın ve yeni kadının tarihinin kucağına doğması sancısız değil elbette. Bizi biz yapan, bizi özgür yapan, nice zulümler, zindanlar, güçlükler, ölümler arasındaki direncimizdir. Yeniden olmanın direnişi bizim özgürlüğümüzdür.
Bugün Türkiye ve Kürdistan’ın dört bir yanında, Rojava ve Mezopotamya devrim topraklarında kadınlar tarihsel bir yeniden oluş ve doğuş mücadelesi veriyor. Mekanlar, kentler, ülkeler, aidiyetler farklı olsa da eskisi gibi yönetilmek, eskisi gibi yaşamak istemiyor. Evde, işyerinde, sokakta, kadının kapatılmasına, aşağılanmaya, şiddete, tacize, tecavüze karşı yaygın ve derin bir uyanış, direniş kesintisizce ilerliyor. Siyasette mücadele meydanlarında, faşizme, gericiliğe her türden eril saldırganlığa karşı savaşım siperlerinde kadın iradesi tüm canlılığı ve görkemiyle büyüyor. Kadın devrimi her yerde! Doğrudan veya dolaylı etkileriyle bütün toplumsal yapının varoluşsal temel ve sütunlarını sarsıyor. Devrimci durumun bu gücü sarsıcı ve yıkıcı olduğu kadar, yeniden kurma içerik ve enerjisini de taşıyor. 21. yüzyılın kadın devrim yüzyılı olduğu gerçeği her an yaşam ve mücadele alanlarında doğrulanıyor. Tarihin bu kesitinde, ezilenle ezen arasındaki köklü çelişki ve mücadelenin devrimci tarafını, cins, yaşam ve insan hakları çiğnenen kadınlar oluşturur.
'Kadın devrimi kurtuluş mücadelesinin lokomotifi olacak'
Bedeni, benliği, emeği, temel bütün yaşam kaynakları bu kadar açık saldırı ve tahakküm altında olan, dahası toplumun en az yarısını oluşturmasına rağmen kendini savunma ve kolektif bir güvenceye kavuşma imkanı olmayan başka bir kesim yoktur. Her siyasi-sosyal kriz, savaş döneminde kadınlar ve çocuklar zulüm, kırım ve tecavüz saldırılarının hedefi olur. Bugün Türkiye, Kürdistan ve Ortadoğu genelinde yaşanan tam da budur. İşte böylesi koşullarda kadınların devrim hareketi bir zorunluluk olarak tarih sahnesine çıktı. Kadın direnişçiliği ile erkek egemenliği arasında bir devrim-karşı devrim mücadelesi yaşandı/yaşanıyor. Ezilen sınıflarla egemen sınıflar arasındaki toplumsal devrim-karşı devrim mücadelesinin en köklü çarpışma ve hesaplaşması kadın devrimi sahasında yaşanıyor. Özgürlüğe, kurtuluşa yürüyen kadınların kadın devrimi, sömürücü, faşist sistem karşısında mücadele veren ezilen sınıfların kurtuluşunun da lokomotifi olacaktır.
'Yürüyüşümüz yni adımlarla ilerleyecek'
Kadın devrimi görüş açısı ve mücadelesinin yeniden kazanıldığı, bin yılların statükosunun sarsıldığı bu zamanlarda, SKM gibi kadın örgütleri zamanın ruhunu donanma ve hakim kılmanın gücüdür, iradesidir. Kadınların sadece bugününü değil, geçmiş birikimlerini taşıyarak geleceğini kazanma iddiasıdır. Örgütlülüğünde 8. yıla ulaşan Sosyalist Kadın Meclisleri, kadın devriminin ürünü olduğu kadar, kendisidir ve geleceğidir. Kadın aklı ve iradesiyle cins bilinciyle başlayan ve süren yürüyüşümüz, şimdi yeni adımlar, yeni atılımlarla ilerleyecek şüphesiz.
'Mücadelenin tam merkezinde olmalı'
Geride bıraktığımız zorlu süreç boyunca SKM, partinin ve tüm örgütlü mücadeledeki gelişimin yarısı olma, siyasetin merkezine yürüme ve orada nitelikli yer tutma konusunda ayırt edici bir başarı kazandı. Bu kolektif kadın niteliğinin bir parçası olmak hepimiz için gurur verici elbette. Ama bununla yetinme lüksümüz olmadığı gibi geliştirme ve aşma zorunluluğumuz var. Bunun yolunun da kadın insanlığın bağrında, yaşam ve mücadele alanlarının tam merkezinde olmaktan geçtiğini biliyoruz. Tarih ve toplumsal gelişim hızının bu kadar arttığı, kadınların varlığının bu kadar amansızca kuşatıldığı bir dönemde, kitlenin ve güncel akışın organik-dinamik parçası olmayan misyon ve iddialar gerçek başarıya ulaşamaz. Başta kadın hapishanesi evlerde olmak üzere işyerlerinde, üretim alanlarında, okullarda ve şiddete, cinayetlere karşı umarsızca adalet aranan adliyelerde, varlığımız canlı ve etkili olmazsa, misyonumuz darlaşır ya da söz kalıplarına dönüşür.
'Yaygın bir örgütsüzlük yaşanıyor'
Elbette mücadelemizin, özü ve ideolojik-politik amacına ilişkin her çaba ve çalışma değerlidir; ama bugünün de yarının da çok daha fazla çaba ve çalışma istediği ortada. Önümüzdeki dönem karar ve planlanmasının bu nedenle kadın kitle çalışması ve örgütlenmesi üzerine kurulması gerekiyor. Bugün kadınların tek tek öldürülerek kitlesel katliama uğramasının, bedeninin alçakça saldırı altında olmasının, ruhunun ve kimliğinin kadın düşmanı, gerici ideolojik bombardımana tutulmasının en önemli nedenlerinden biri yaygın bir örgütsüzlük yaşıyor olmasıdır. Kadın örgütlenmeleri, çok yönlü saldırılar karşısında tekil ve dağınık olarak kendini gösteren kadın uyanışının ihtiyaçlarını karşılayamıyor.
'Kongre gerekli iradeyi sergileyecektir'
Coğrafyanın bir ucunda kadınlar, Rojava’da, Afrin’de olduğu gibi yeni bir düzen kurup, onu topla, tüfekle, emekle, siyasetle savunacak kadar örgütlüyken başka bir ucunda dört duvar arasında yaşama hakkını dahi koruyamıyor. Bu çelişkiyi gidermek, yarığı kapatmak güncel ve tarihsel olarak bizlerin, SKM gibi örgütlenmelerin görevidir. Kongremizin bu göreve odaklanmak ve başarı için tayin edici adımlar atmakta gerekli iradeyi sergileyeceğine inanıyorum. Örgütlü kadın, özgürlük hareketini geliştirme, dayanışma ve cins aidiyeti duyarlılığının ötesinde yeni bir düzey yaratmak mümkün. SKM; birleşik kadın hareketiyle ortaklaşarak ve bağımsız özgün faaliyetlerinin çıtasını yükselterek bu düzeyin çokta uzakta olmadığını görebilir.
'Yüreğimizi kadın devrimiyle parlatacağız'
Zor ama bir o kadar da devrim dinamikleriyle dolu bir dönemde sadece inanç ve cesaretiyle yürüyenler kazanabilir. Zorlukların, bedellerin, eril kapitalist, faşist iktidarın, inanç ve cesareti gölgelemesine izin vermeden yürüyeceğiz yine. Neler kazandığımızı, nereden nereye geldiğimizi ve büyük bir kolektifin, büyük bir davanın, parlak bir bilincin parçası olduğumuzu hiçbir şart altında unutmayacağız. Aklımızı kadın devrimiyle, ruhumuzu ve yüreğimizi derin kadın yoldaşlığıyla parlatacağız. Devrimimizin kutup yıldızları gibi yolumuzu aydınlatan ölümsüz sosyalist kadınların anısı ve değerlerine sımsıkı sarılacağız. Ve Afrin’de yaşam ve özgürlük için ölüme zılgıtlarla giden Kürt kadınlarının sesi kulaklarımızda olacak. 8 Mart’tan Newroz’a, 1 Mayıs’a, faşizm ve OHAL rejimine karşı direniş alanlarına, kadınların, LGBTİ’lerin yaşam yürüyüşlerine kadar her yerde inadına isyan, inadına özgürlük sesleri yankılanacak. Bizler de hapishanelerden sesinize ses, direncinize direnç olacağız. Kongreden yeni ufuklara, hedeflere açılan yollarda asla yalnız yürümeyeceksiniz. Yeniden dirençle, sevgiyle, güvenle ve özlemle selamlıyorum hepinizi. Görüşmek, kucaklaşmak üzere."
'İsyanımız var'
Sincan Kadın Kapalı Cezaevinden kongreye mesaj gönderen ESP Genel Başkanı Çiçek Otlu da şunları kaydetti: “Hepinizi umutla, sevgiyle, hasretle selamlıyorum. Sokakları, meydanları doldurmak istercesine, düşlerimizi dört duvar arasından rüzgara bırakırcasına geldiniz… Hoş geldiniz! Bir isyanımız var! AKP / MHP faşist erkek egemen cephesine, OHAL yasaklarına, zulme, sömürüye, savaşa… Kadının yok sayılmasına, tacize, tecavüze, çocuk istismarına, Ensar vakfına, mahkemelerde erkeğe tanınan iyi hal indirimine… İkinci cins görülmeye, iyi bir eş, iyi bir anne dayatılmasına, bu uğurda öldürülmeye… Üç çocuk doğurmaya, ‘milli anne, milli kadın’ olmaya… Bedenimizin, emeğimizin, kimliğimizin, dilimizin esir alınmasına, sömürülmesine, yok edilmesine… Kadın düşmanlığına, erkek egemen zihniyetin törelerine, yasalarına…
'Beritanların sofrasındayız'
İsyandayız! Sokaktayız! Direniyoruz! Sevgili kadınlar / Bir düşümüz var! Baharın çiçekli bahçelerini ellerimizle inda etmiş siz kadınlar korosu kadın marşımızı söylüyor. Kürtçe, Arapça, Türkçe, Ermenice, Lazca, Çerkezce, Süryanice… Gökkuşağı renginde kurmuşuz kadın ülkemizi… LGBTİ ve halklarının özgürce dans ettiği, Lilith’ten bu yana kaybettiğimiz dünyanın sahibiyiz. Kadın egemenliğinin güzelliğinde yeniden biçimlendiriyoruz barışı. Devletin, siyasetin, ekonominin, sanatın, ekolojinin merkezindeyiz. Rosa’nın, Mirabell kardeşlerin, Beritan’ın, Zilanların, Yeliz’in, Sarya’nın, Avesta’nın, Kutsiye’nin, İvan’ın sofrasındayız. Kahkahalarımız karışıyor kuş seslerine.
'Özgürlük halayındaki yermizi alalım'
Düşümüzü gerçek kılmak için kadın iradesini, gücünü birleştirmeliyiz. Ölüme karşı yaşamı, köleliğe karşı özgürlüğü seçmeliyiz. Her türlü erkek ittifaklarına karşı kadın ittifakını derhal kurmalıyız. Afrin’li, Rojava’lı, Kobane’li, Rojhılat’lı kadınların özgürlük halayında yerimizi almalıyız. 8 Mart’tan Newroz’a taşıdığımız özgürlük ateşini tüm kadınların yüreğinde tutuşturup düşümüze ortak etmeliyiz. Clara Zetkin; ‘Her istek kendisine yol bulur’ diyor. Bizim bir düşümüz varsa bu düşe gidecek bir yol da vardır. Özgürlüğe, kadın devrimine gidecek yolu bulmalıyız. Ne zaman? Hemen şimdi! Öyleyse hepimize kolay gelsin. Yeni seçilecek yönetime başarılar diliyorum. Hepinizi yeniden sevgiyle, özlemle selamlıyorum.”
Kongre konuşmalarla devam ediyor.







