Cizre'de katledilen kardeşleri annelerine sordular: Adil ve Agit nerede?

  • 09:01 30 Mart 2018
  • Güncel
ŞIRNAK - Cizre'de yakılan bodrumlarda iki çocuğunu kaybeden Nafiye Küçük, evlerine baskın yapılarak, "Adil ve Agit nerede" diye sorulduğunu belirtti. Nafiye, bu şekilde acılarının diri tutulmaya çalışıldığını belirterek, "Ne yaparlarsa yapsınlar daima başımız dik yürüyeceğiz ve çocuklarımızın yolundan ayrılmayacağız" dedi.
 
Şırnak'ın Cizre ilçesinde 14 Aralık 2015 tarihinde ilan edilen sokağa çıkma yasağından sonra Cudi ve Sur mahallelerinde bulunan 3 bodrum katına sığınan insanlar tüm çağrılara rağmen yakılarak katledildi. Yüzlerce kişinin katledildiği direniş kenti Cizre, tüm acılarına rağmen yine dimdik ayakta. 
 
'Elimizde bayraklar defalarca bodrumlara gitmek istedik'
 
Bodrumlarda çocukları Agit ve Fadıl'ı (Adil) yitiren Nafiye Küçük, her gün mahalleye giderek onlara ait bir şey bulma umudunu hala taşıyor. Çocuklarını kurtarmak için elinde beyaz bayrak defalarca çatışmaların arasına giren Nafiye, yaşamını yitiren iki oğlunun ardından "Onlar başları dik bir şekilde gitti biz de onların yolundan yürüyeceğiz" diyor. Çocuklarını almak isteyen kadınların defalarca engellenerek karakola götürüldüğünü hatırlatan Nafiye yaşadıklarını şöyle anlatıyor: "Oğlum Agit askerdeydi. Psikolojisi iyi olmadığı için onu Cizre'ye evine göndermişlerdi. Eve geldikten bir ay sonra yasak başladı. Yasak başladığında evde değildi. Aradık ve eve gelmesini istedik ama arkadaşlarını bırakıp gelmek istemediğini söyledi. Daha sonra bodrumda insanların olduğu ortaya çıktı. Yasak esnasında ağabeyi Adil'in de yaralandığını duyduk. Ağabeyinin yaralandığını duyunca onun yanına gitmek istedi. Yaralı oğlumu görmek istiyordum ve barış annelerini de toplayıp bodrumların olduğu yere gitmek istedik. Yolda polisler gaz attı, telefonlarımıza el koyup üstümüzü aradıktan sonra bizi gözaltına aldılar. Biz Türkçe bilmiyorduk. Ben onlara derdimi anlatmaya çalıştım, bodrumda iki oğlum olduğunu onları almak için oraya gitmek istediğimi söyledim. Bana 'hepsi PKK'li' deyip izin vermediler ve hakaret etmeye başladılar. Hepsini öldürdüklerini kendi ağızlarıyla söylediler. O akşam karakolda kaldık, hepimizin ev adresini aldılar ve 250 TL para cezası kestiler. Sonraki gün belediyenin orda tuttuğumuz evde otururken televizyonda oğlum Adil'in ismi çıktı. Fadıl Küçük yaralı diye geçiyordu. Görünce ben artık dayanamadım.  Kimliği bile benim yanımdaydı. Belediyenin oraya indik Faysal vekil de oradaydı. Elimizde beyaz bayraklar vardı, Nusaybin Caddesi'ne kadar gittik yine etrafımızı sardılar. Yine küfürler yağdırmaya başladılar. Daha sonra bodrumlara bomba attıklarını ve içindeki herkesi öldürdüklerini söylediler.
 
'Gece gündüz demeden oğullarımı bekledim'
 
3 defa girişimde bulundum. Mehmet Tunç ve Orhan Tunç'un annesi Esmer Tunç'la birlikte belediye önünde bekledik. Yaralıları almak için defalarca ambulansı aradıklarını ancak gönderilmedi. Gece gündüz demeden bekledim. Akşam bir patlama sesi geldi.  Bodrumları yakmışlardı.  Çocuklarımızın ölmüş olabileceğini düşündük. Çünkü onunla ilgili hiçbir bilgi almadık. Babaları Mardin'e kan örneği vermeye gitti. Bir hafta sonra babasının verdiği kan örneğinin Fadıl Küçük'le (Adil) uyuştuğunu duyduk.  Silopi'ye gittik bin bir güçlükle cenazesini alabildik, o akşam Şırnak'a götürdük.  Ben oğlumu Cizira Botan'da gömmek istediğimi söyledim. Doğduğundan bu yana Cizre'deydi ve burada büyüdü. Ama savcı buna izin vermedi. Şırnak'ta gömmemizi istedi.  İki zırhlı araçla bizi Şırnak'a kadar takip ettiler.
 
'Oğlumun cenazesine bakıp 'Elimize sağlık' dediler'
 
Yasımız hala devam ederken 3'üncü günde arayıp Agit'in de cenazesinin bulunduğu haberini aldık. Aynı eziyet Agit'in cenazesinin alınmasında da uygulandı. Morg tıklım tıklım doluydu. Poşetin içindeydi cenazeler, numaralandırılmışlardı. Polisler geldi içeri sonra 'Agit Küçük' diye seslendi. Ben dayanamadım artık oğlumu yakanların da benim gibi acı çekmesini diledim Allah'tan.  Aralarında gülüşüyorlardı cenazemi götürürken. 'Ellerimize sağlık biz öldürdük' diye seviniyorlardı. Agit'imi de getirdik, yıkadık. İmam 'yıkanmasına gerek yok, onlar şehit' dedi bana. Diğer gün yasak kalktı. Cizre'ye götürmek istedik ama izin vermediler."
 
'Başım dik, onların mirasıyla yola devam edeceğiz'
 
Agit ve Adil'in katledildiğinin bilinmesine rağmen bu yıl içerisinde evlerine baskın yapıldığını ve polislerin kendilerine "Adil ve Agit nerede" diye sorduğunu dile getiren Nafiye, kendilerine yaşatılan acının her gün diri tutulmak istendiğini ifade ediyor. Nafiye, "O kadar vicdansızlar ki çocuklarımı katledenler yine gelip onların nerde olduğunu bana soruyor. Onlar bununla canımızı yaktıklarını düşünseler de biz tam tersine onlara yapılan vahşeti hatırlayarak öfkemize öfke ekliyoruz. Biz daima başımız dik yürüyeceğiz ve onların yolundan ayrılmayacağız.  Onları asla unutmayacağız" diyerek sözlerini sonlandırıyor.