‘Demokrasi Konferansı’ başladı

  • 12:11 15 Aralık 2018
  • Güncel
İSTANBUL- HDK tarafından gerçekleştirilen 'Demokrasi Konferansı'nın açılışında konuşan HDK Eş Sözcüsü Gülistan Kılıç Koçyiğit, "Demokrasi yürüyüşü çok uzun ve ilk toplumsal taleple başlayan bir yürüyüştür. Demokratik bir cumhuriyetin tanımını ortak mücadelenin gereği yapabilir miyiz konularını tartışmak için buradayız" dedi.
 
Halkların Demokratik Kongresi'nin (HDK) 15-16 Aralık tarihleri arasında Taksim Elite Word Otel'de 2 gün boyunca sürecek olan 'Demokrasi Konferansı'nın ilk günü başladı. 'Yeni Bir yaşam mümkündür' iddiasıyla yola çıkan HDK'nin düzenlediği konferansta ilk gün, 'Nasıl bir dünya-Tarihsel süreçte demokrasiyi tartışıyoruz', 'Türkiye'de demokrasi mücadelesi deneyimleri ve günümüzdeki izdüşümleri' ile 'Antikapitalist, toplumsal, özgürlükçü ve demokratik mücadele dinamikleri' gibi konu başlıkları ele alındı. Konuşmacılar arasında Başkent Üniversitesi'nden Doç. Dr. Şebnem Oğuz, Kürt siyasetçi Ahmet Türk ve Bağımsız Feminist Hülya Osmanağaoğlu yer aldı. Konferansa Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Başkanı Sezai Temelli, İstanbul İl Eş Başkanı Esengül Demir, HDK Eş Sözcüleri Gülistan Kılıç Koçyiğit ile Onur Hamzaoğlu ve HDP ilçe eş başkanları katılım sağladı.
 
'Cizre'de bodrum faciaları yaşandı'
 
Konferans bir dakikalık saygı duruşunun ardından Gülistan Kılıç Koçyiğit'in açılış konuşması ile başladı. Konuşmasına 14 Aralık 2015 tarihinde Cizre'de başlayan sokağa çıkma yasaklarıyla başlayan Gülistan, "16 Ağustos 2015'e kadar 11 il ve 49 ilçede resmi olarak tespit edilen sokağa çıkma yasağı ilan edildi. Bu yasaklar sırasında 1 il merkezi ve 10 ilçede çatışmalar yaşandı. Bu esnada birçok insanın güvenlik, yaşam hakkı, bilgi edinme özgürlüğü gibi birçok hakları yok sayıldı. Cizre'nin Cudi ve Sur mahallelerinde bodrumlar faciası olarak bildiğimiz olaylar yaşandı. Bu bodrumlarda insanlar tanınmayacak bir şekilde yakılarak kül edildi" dedi.
 
'Orada demokratik özerklik talebi vardı'
 
Bütün anlattıklarının bu konferansla ilgisini de açıklayan Gülistan şöyle konuştu: "Orada bir demokratik özerklik yönetim talebi vardı. Kendimizi de kentimizi de biz yöneteceğiz talebi vardı. Ama bu talep sistemin, devletin sınırlarını zorladığı için acımasız şekilde savaş ve şiddetle cevap verildi. Bu öz yönetim talebini devlet kendi bekasına tehdit olarak gördü ve şiddetle bastırmayı tercih etti. Oysaki bu talebin neye tekabül ettiğini tartışabilirdi. Bu durumun hangi koşullardan sonra geldiğine de bakmak lazım. 2013 ve 2015 yılları arasındaki çözüm ve müzakere süreci, barış umutlarının arttığı, demokratik bir cumhuriyetin adımlarının atıldığı bir dönemden sonra geldi. Aynı zamanda Nisan 2015 tarihinden itibaren İmralı'da Sayın Abdullah Öcalan'a verilen ciddi bir tecrit sürecinin de başlangıcı oldu. Çünkü şunu çok iyi biliyorlardı; barış iktidarı ayakta tutmuyordu, onun için savaşa ve şiddete ihtiyaç vardı. Kürt halkını kriminalize etmeye ve boğmaya ihtiyaç vardı. Devlet bir an olsun tereddüt etmedi.”
 
‘Leyla Güven’in eylemi vicdan yürüyüşüdür’
 
Abdullah Öcalan üzerindeki tecride karşı Demokratik Toplum Kongresi (DTK) Eşbaşkanı ve HDP Hakkâri Milletvekili Leyla Güven'in 38'inci gününde devam eden açlık grevinin önemine de değinen Gülistan, "Bu bir vicdan yürüyüşüdür, ahlaki ve insani bir çığlıktır. Eylemini ve taleplerini sahiplenerek onu selamlıyoruz. Bu sadece cezaevlerine ve oradaki arkadaşların sırtına bırakılacak bir mesele değildir" dedi.
 
'Demokrasi yürüyüşü çok uzun bir yürüyüş'
 
Türkiye'de faşizmin en çıplak haliyle karşı karşıya olunduğunun altını çizen Gülistan, "Demokrasi yürüyüşü çok uzun ve ilk toplumsal taleple başlayan bir yürüyüş, bizler iktidara tahakküme, patriarkaya karşı mücadele ederken karşı tarafta sürekli biriktirdiklerimizi eksiltmeye ve hırpalamaya çalışıyor. Demokrasi kavramının içeriğinin sürekli değiştiğini görüyoruz. Bugün en asgari basamağı oluşturabiliyor ancak bizler açısından çok derinlikli bir tartışma ve anlam taşıdığını biliyoruz. Demokratik bir cumhuriyetin tanımını ortak mücadelenin gereği yapabilir miyiz konularını tartışmak için buradayız" diyerek konuşmasını sonlandırdı.
 
Konferans Onur Hamzaoğlu'nun açılış konuşmasının ardından 'Dünya'da ve Türkiye'de Kapitalizm Hali' ile 'Türkiye Dönüşüyor: Rejim Krizi ve devletin yeniden yapılandırılması' konu başlıklarının ele alınacağı ilk oturumla devam ediyor.