'Açlık grevi eylemi intihar değil, protesto biçimidir'

  • 15:06 20 Aralık 2018
  • Güncel
İSTANBUL - ÖHP İstanbul Şubesi'nin Marmara bölgesindeki cezaevlerinde girilen açlık greviyle ilgili yapılan açıklamada, "Açlık grevi eylemi bir intihar biçimi değil, protesto biçimidir. Mahkûmların talepleri yerine getirilmelidir" denildi.
 
Özgürlükçü Hukukçular Platformu (ÖHP)İstanbul Şubesi, Marmara Bölgesi cezaevlerindeki açlık grevleri eylemleriyle ilgili hazırladıkları rapora ilişkin İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şube binasında basın açıklaması gerçekleştirdi. Açıklamayı ÖHP adına Cezaevi Komisyon Sözcüsü Avukat Ahmet Baran Çelik yaptı. 
 
'27 Kasım-7 Aralık tarihlerinde 107 kişi açlık grevi eylemi gerçekleştirdi'
 
27 Kasım'dan bu yana cezaevlerinde toplamda 107 kişinin 10 gün süreli ve dönüşümlü açlık grevine girdiğini söyleyen Ahmet'in yaptığı  açıklamada, 27 Kasım-7 Aralık tarihleri arasında açlık grevi eylemine giren tutsakların sayısı şu şekilde aktarıldı: "Kandıra F Tipi 1 No'lu Hapishanesi'nde 8 kişi, Kandıra 2 No'luda 3 kişi, Kandıra T Tipi 2 No'lu Hapishanesi'nde 1 kişi, Silivri Hapishanesi 9 ve 10 No'luda 2 kişi, Silivri 5 No'luda 20 kişi, Bakırköy Kadın Kapalı Cezaevi'nde 10 kişi, Bolu F Tipi Hapishanesi'nde 5 kişi, Tekirdağ F Tipi Hapishanesi 2 No'luda 7 kişi, Tekirdağ F Tipi Hapishanesi 1 No'luda 5 kişi, Tekirdağ T Tipi Hapishanesi 2 No'luda 2 kişi, Tekirdağ T Tipi Hapishanesi 1 No'luda 3 kişi, Bandırma 1 Nolu'da 5 kişi, Bandırma 2 Nolu'da 5 kişi ve Maltepe 1 Nolu L Tipi'nde 5 kişi, Maltepe 2 Nolu L Tipi'nde 27. 
 
'7 Aralık-17 Aralık tarihleri arasında 78 kişi açlık grevi eylemi gerçekleştirdi'
 
Açıklamada, 7 -17 Aralık tarihleri arasında açlık grevine giren 2'nci gruptaki veriler şu şekilde belirtildi: "Kandıra F Tipi 1 No'luda 6 kişi, Kandıra F Tipi 2 No'luda 2 kişi, Kandıra 2 No'lu T Tipi Hapishanesi'nde 1 kişi. Silivri 9-10 No'lu da 2 kişi, Silivri 5 No'luda 20 kişi, Bakırköy Kadın Kapalı Hapishanesinde 10 kişi, Tekirdağ 2 No'lu F Tipi'nde 5, Tekirdağ 1 No'lu F Tipi'nde 5, Tekirdağ 2 No'lu T Tipi'nde 2, Tekirdağ 1 No'lu T Tipi'nde 2 kişi. Bandırma 1 No'lu T Tipi'nde 5 kişi, Bandırma 2 No'lu T Tipi'nde 5, Maltepe 1 No'lu L Tipi'nde 3, Maltepe 2 No'lu L Tipi'nde 5 kişi ve Bolu'da da 5 kişi olmak üzere toplamda 78 kişi ikinci 10 günlük açlık grevi eylemi gerçekleştirmiştir."
 
'16 Aralık itibariyle süresiz-dönüşümsüz açlık grevlerine başlanıldı'
 
18-27 Aralık tarihlerini kapsayacak olan 3'üncü grubun da açlık grevi eylemlerine başladığının kaydedildiği açıklamada henüz sürelerinin sonuçlanmadığı için sadece Kandıra 1 No'lu F Tipi'nde 4, Kandıra 2 No'lu F Tipi'nde 2, Kandıra 2 No'lu T Tipi'nde 1 kişi, Bolu F Tipi hapishanesinde 5 kişi olmak üzere toplamda 12 kişiye ilişkin bilgilerin olduğu ifade edildi. 10'ar günlük sürelerle açlık grevi eyleminin sürdürüldüğü hapishanelerde şu ana kadar toplamda 197 kişinin olduğu ifade edilen raporda 16 Aralık itibariyle de süresiz ve dönüşümsüz eyleme başlayan bazı tutsakların olduğu bilgisi verildi.
 
'Hapishaneler üzerine düşeni yapmıyor'
 
Açıklamada cezaevlerinde yaşanan sorunlar ise şöyle dile getirildi: "Açlık grevleri eylemleri her şeyden arınmak hiçbir şeyden almama durumu değildir. Bazı vitaminlerin, tuz ve şekerin alınması gerekiyor.  Ancak hapishanelerin üzerine düşeni yapmama konusunda tespitlerimiz var. Sağlık sorunları olduğunda normal şartlarda mahpuslar revire çıkarılır. Ancak açlık grevi eylemi söz konusuysa sağlık görevlileri koğuşa gelip onları kontrol etmesi gerekirken kontrol etmiyorlar. Mesela Bakırköy Kadın Kapalı Cezaevi'nde revire gitmeleri bekleniyor. Sağlık durumlarını incelemiyorlar. Açlık grevine katılan kişilerin her gün tartılmaları gerekiyor, ancak bu da yapılmıyor. Şeker ihtiyaçları karşılanıyor ama bilinçli olarak az veriliyor. B vitamini düzenli almaları gerekiyor, yine eksik veriliyor. Açlık grevi eylemi yapan mahpuslar hakkında disiplin soruşturması başlatılmış durumda. Savunmalar da alınmıyor. Mahpuslar savunmalarını ana dilde Kürtçe yapmak istiyorlar. Talepler karşılanmıyor ve savunma alınmadan disiplin soruşturması sürdürülmekte."
 
Açlık grevi eylemlerinin temel amacı: İmralı tecridinin kaldırılmasıdır
 
Açlık grevi eyleminin bir intihar biçimi değil protesto biçimi olduğuna dikkat çekilen açıklamada, "Yapılan bu eylem bilinçli bir eylem, mahkûmlar taleplerin yerine getirilmesini istiyor. Ölümle sonuçlanabiliyor fakat temel amaç ölüm değildir. Temel amaç karşılanmayan taleplerin yerine getirilmesidir. Bu taleplerini devlete iletmektir. Hapishanelerin tümünde yaşanan çeşitli sorunlar var ancak başlatılan bu açlık grevi eylemlerinin temelde tek bir amacı vardır: İmralı tecridinin kaldırılmasıdır" ifadelerine yer verildi.
 
'Öcalan ile avukat ve aile görüşmeleri sağlanmalıdır'
 
İmralı'da 27 Temmuz 2011'den bu yana 750'nin üzerinde avukat başvurusuna rağmen PKK Lideri Abdullah Öcalan ile görüşlere izin verilmediğinin altının çizildiği açıklamada, "2011'den bu yana Abdullah Öcalan avukatlarıyla görüştürülmüyor. 2016'da kısa bir aile görüşmesi var kardeşiyle. Daha öncesinde hava muhalefeti ve gemi bozuk denilerek engellenen görüşmeler 15 Temmuz'dan sonra hukuka aykırı İnfaz Hâkimliği kararıyla engellenmiştir. Mahpusların temel talebi İmralı'daki tecridin kaldırılması ve Öcalan'la aile ve avukat görüşmelerinin yapılmasının sağlanmasıdır" denildi. 
 
Açıklamada, bu sürecin yakından takip edildiği ve demokratik bir ülkede olması gerektiği gibi sürecin işlenmesi üzerinde durularak, "Mahpusların talepleri yerine getirilmelidir. Sonuçların daha vahim olmaması, insanların yaşamlarını kaybetmemesi için talepler yerine getirilmelidir" ifadeleri kullanıldı.
 
'Leyla Güven'in eylemi hukuki ve insanidir'
 
Açıklamanın ardından konuşan Marmara Tutuklu ve Hükümlü Aileleri ile Dayanışma Derneği temsilcisi Avukat Xebat Demircan ise, "Leyla Güven'in, İmralı tecridine karşı yapılan açlık grevi eylemi hukuki ve insanidir. İçeride bu kadar fazla açlık grevi varken dışarıda ailelerin ve halkın etkilenmemesi imkânsız. Haklı olan taleplerin tek çözümü ise yerine getirilmesidir. Başka çözüm yoktur. Mahpusların ve ailelerin yanında olmaya devam edeceğiz" dedi.