MKGP 2018 raporunu açıkladı: 40 kadın gazeteci gözaltına alındı, 13 gazeteci tutuklandı
- 12:17 8 Ocak 2019
- Güncel
DİYARBAKIR - Mezopotamya Kadın Gazeteciler Platformu'nun, "2018 yılı kadın gazetecilere yönelik hak ihlalleri" raporunda 40 kadın gazetecinin gözaltına alındığı, 13 gazetecinin tutuklandığı belirtildi. Raporda, "Direnenlerden aldığımız cesaretle 2019'da da kadınların yanında olacağız ve her zaman her yerde gazetecilik suç değildir diye haykıracağız" denildi.
Mezopotamya Kadın Gazeteciler Platformu (MKGP), "2018 yılı kadın gazetecilere yönelik hak ihlalleri"ne ilişkin hazırladığı raporu İnsan Hakları Derneği (İHD) Diyarbakır Şubesi'nde düzenlediği açıklamayla kamuoyu ile paylaştı. Yapılan açıklamaya, Jin News, Mezopotamya Ajansı (MA), e-rojname, gazete dağıtımcıları, MKGP üyeleri ve çok sayıda gazeteci katıldı. Basın açıklamasının Kürtçesini platform adına gazeteci Roza Metina okurken, Türkçesini ise platform sözcüsü Ayşe Güney okudu. Ayşe, çıkarılan RTÜK yasası ile onlarca yayın organına para ve yayın durdurma cezaları verildiğini hatırlatarak, program yapımcıları ve gazetecilerin iktidar tarafından tehdit edilerek hedef gösterildiğini söyledi.
'Gazetecilere ajanlık dayatıldı'
İktidarın tehditlerinden cesaret alan kişi ya da kişilerin meslektaşlarının yaptıkları haberlerden kaynaklı telefonla ve sosyal medya hesapları üzerinden tehdit edildiğine değinen Ayşe, gazetecilere yönelik onur kırıcı mesleki açıdan kabul edilemez diğer bir noktanın ise ajanlık dayatması olduğuna vurgu yaptı. Ayşe, "Oluşturulan medya çöplüğüne katamadıkları basın organları ve çalışanları gözaltı tutuklama ve tehditle sindirilmeye çalışılmış. Fakat sonuç alamayınca böylesi uygulamalara başvurulmuştur. Bu uygulama ve korku politikası mesleklerinin gereğini yerine getirmeye çalışan özgür basın çalışanlarını asla geri adım attırmadığı gibi yaptıkları işe olan inançlarını da artırmıştır" diye konuştu.
'Kadın gazeteciler susmak yerine mücadeleyi büyüttü'
Ayşe, Olağanüstü Hal (OHAL) süresince gazetecilere dönük hak ihlallerine ilişkin ise şunları belirtti: "OHAL sonrası gazetecilere yönelik gözaltılar arttı. Haklarında onlarca dava açılan gazeteciler mesleklerini hakim karşısında savunmak zorunda kaldılar. Gözaltında çıplak arama ve kötü muameleye maruz kalan kadın gazeteciler susmak yerine teşhir etmeyi ve mücadeleyi büyütmeyi seçtiler. Gün Matbaa ve Özgürlükçü Demokrasi gazetelerine kayyım atanarak çalışanlarının tutuklanması ve tek günlük Kürtçe gazete olan Welat gazetesi basım için matbaa bulamadı. Matbaaların tehdit edildiği ve çalışanlarının tutuklandığı örneği ancak baskı ile yönetilen rejimlerde rastlanır bir uygulamadır. Yasaklar ülkesine dönüşen Türkiye'de gazetecilere savaş alanları olan sınır bölgeleri kapatılırken, seçilmişlerin yargılandığı davalara da alınmadık."
'Ezenin değil ezilenin yanında yer aldık'
Ayşe, Demokratik Toplum Kongresi (DTK) Eş Başkanı ve Halkların Demokratik Partisi (HDP) Hakkari Milletvekili Leyla Güven'in ve onlarca tutsağın başlattığı açlık grevi direnişleri, işçi eylemleri, Cumartesi ve Barış Annelerinin eylemlerinin ana akım medyada yer almadığının altını çizdi. Ayşe, "Biz özgür basın olarak ezenin değil ezilenin ve direnenin yanında yer aldık ve almaya devam edeceğiz. Medya ve basın çalışanları olarak, toplumda artan yozlaşmanın, korkunun ve toplumun kendi değerlerinden uzaklaşmasında ki payımızı görmek zorundayız. Haberlerde kullanılan eril, şiddeti meşrulaştıran, kadını yok sayan ve yaşanan taciz, tecavüz ve katliamlara erkeği aklamak adına neden arayan dili kabul etmemiz mümkün değildir" diye belirtti.
'2019 süresiz dönüşümsüz mücadele yılı olacak'
Kadın gazeteciler olarak yalanlar üzerinden kurulan basın dünyasını kabul etmeyeceklerini vurgulayan Ayşe, çalıştıkları kurumlarda, sokakta haber kaynaklarıyla ve devlet şiddeti ile mücadeleyi sürdüreceklerini dile getirdi. Ayşe, son olarak şunları ifade etti: "Kadın mücadelesinin kazanımlarından biri olan Jin Tv'nin 2018 yılında yayın hayatına başladı. 2019 yılı basın açısından da süresiz bir direniş yılı olacaktır. Bizler Mezopotamya Kadın Gazeteciler Platformu olarak bu direnişin bir parçası olmanın heyecanı, kararlılığı ve direnenlerden aldığımız cesaretle 2019'da da kadınların yanında olacağız ve mesleklerinden kaynaklı yargılanan, tutuklanan tüm gazeteci meslektaşlarımız için her zaman her yerde gazetecilik suç değildir ve yargılanamaz diye haykıracağız."
Raporda 2018'de 13 kadın gazetecinin tutuklandığı, 6 kadın gazeteci tahliye edildiği, 12 kadın gazetecinin yargılandığı davalardan ceza aldığı, 40 kadın gazetecinin ise gözaltına alındığı da belirtildi.
'OHAL sonucu 12 kadın derneği kapatılmıştır'
Açıklama sonrası platform, OHAL'in kadın kurum ve kuruluşlarına yansımalarını irdelemek amacıyla yürüttüğü 6 aylık çalışmasını da paylaştı. Proje detaylarını aktaran Ayşe, yapılan çalışmalar çerçevesinde İstanbul, Diyarbakır ve Van'da bulunan kadın derneklerinin 30 çalışanıyla röportaj gerçekleştirildiğini dile getirerek, Türkiye'de kadın kurum ve kuruluşlarının toplumsal rolünü incelemeyi, hem karşılaştıkları zorlukları hem de OHAL'in yansımalarına ışık tutmayı amaçladıklarını söyledi.
Ayşe proje kapsamında edinilen bilgileri şu şekilde sıraladı:
"* Proje kapsamında röportaj yapılan 30 kadın kurum çalışanının kendilerini feminist, kadın sivil toplum kuruluşu, kadın hakları savunucusu, aktivist şeklinde tanımlıyor. Röportaj yapılan kurumlar genelde kadın hakları hareketinin bir parçası olduklarını belirtmiştir. Amaç ve hedefler açısından kadınların bahsettiği en büyük amaç/hedef, cinsiyet eşitliği ve kadın haklarını iyileştirmek olmuştur.
* Bu amaç ve hedefleri, yasal haklar, eğitim, istihdam, cinsiyete dayalı ayrımcılık ve şiddet gibi kadın sorunlarına ilişkin toplumu bilinçlendirme aktiviteleri takip etmektedir. Genel olarak kurumların, kadınlarla ilgili çeşitli konularda birden fazla sorun üzerine çalıştığı görülmüştür. Kadın kurumlarının en çok faaliyet gösterdiği alanlardan biri olan siyasi temsil sorununa özellikle yoğunlaşılmış ve vurgu yapılmıştır.
* Röportaj yapılan kurumların çoğu büyük oranda fonlara ve/veya bağışlara bağımlı durumdadır ve birçok kuruluş mali anlamda zorluk çekmektedir. Kurumların tamamı devlet desteği olmadan çalışmalarını yürütmektedir.
* Bu kurumlardan destek gören kadınların yanı sıra kurumlarda çalışan kadınlar da, devletin bu politikalarından her yönüyle etkilenmiştir.
* Sonuç itibariyle yapılan araştırmalara göre, Türkiye'de 2 yıl boyunca hukuksuz bir şekilde sürdürülen OHAL sonucu 12 kadın derneği kapatılmıştır. DBP'li belediye bünyesinde çalışmalarını yürüten 36 kadın kurumunun da kapısına kilit vuruldu, kapatılmayan kurumlarında çalışmaları durdurularak ya askıya alınmış ya da fiili olarak kapatılmıştır. Bu uygulama nedeniyle kimi kadınların ekonomik özgürlükleri ellerinden alınırken kimi kadınların ise gördüğü şiddet karşısında çaldığı ve destek gördüğü kapı kapatılmıştır. Bu kurumların kapatılması ardından bölgelerde hem kadın hem de çocuklara yönelik taciz, tecavüz ve şiddet artmış, bu duruma maruz kalan kadın ve çocuklar ise güvenemedikleri için devlet kurumlarına başvurmaktan da kaçınmıştır."







