Katledilen 3 Kürt kadın siyasetçi Van'da anıldı
- 13:10 9 Ocak 2019
- Güncel
VAN - Paris'te 9 Ocak 2013 tarihinde 3 Kürt kadın siyasetçi Sakine Cansız, Leyla Şaylemez, Fidan Doğan'ın katledilmesinin 7'nci yıl dönümü nedeniyle HDP Van il Örgütü tarafından yapılan açıklamada konuşan HDP'li vekil Muazzez Orhan, "Katliamların temel nedeni Kürt sorununun çözümsüzlüğündeki ısrar ve büyüyen kadın mücadelesidir. Bir kez daha söylüyoruz, inkar ve imha politikaları çözüm değildir. Sorunu daha da derinleştirdiği ülkeyi hem ekonomik, hem de siyasi bir kaosa sürüklemektedir" dedi.
Fransa'nın başkenti Paris'te 9 Ocak 2013 tarihinde Kürt kadın siyasetçiler Fidan Doğan, Leyla Şaylemez ve Sakine Cansız'ın katledilmesinin 7'nci yıl dönümü nedeniyle Halkların Demokratik Partisi (HDP) Van İl binası bahçesinde basın açıklaması gerçekleştirildi. Açıklamaya HDP Van milletvekilleri Muazzez Orhan, Murat Sarısaç HDP ve DBP il eşbaşkanları ile yöneticileri, HDP Kadın Meclisi üyeleri, TJA, Barış Anneleri Meclisi üyeleri ve birçok kadın katıldı. Açıklamada, Sakine Cansız, Fidan Doğan, Leyla Şaylemez ile 5 Ocak 2016 tarihinde Şırnak Silopi İlçesinde katledilen DBP Meclis üyesi Seve Demir, Özgür Kadın Kongresi (KJA) üyesi Fatma Uyar ve Silopi Halk Meclisi Eşbaşkanı Pakize Nayır'ın fotoğraflarının yer aldığı ve üzerinde "Barış Eşitlik ve özgürlük için direnen kadınlar kazanacak faşizm kaybedecek" yazılı pankart taşındı. Açıklamada ayrıca PKK Lideri Abdullah Öcalan'a yönelik tecridins sonlandırılması için bulunduğu cezaevinde girdiği açlık grevinin 63'üncü gününde olan DTK Eşbaşkanı ve HDP Hakkari Milletvekili Leyla Güven'in fotoğraflarının yer aldığı döviz taşındı.
'Katliamın failleri ortaya çıkarılamamıştır'
Açıklamada konuşan HDP Van Milletvekili Muazzez Orhan, "Kürt sorununun demokratik ve çözümcü yoluna ilişkin adımlar atılırken sayın Abdullah Öcalan ve HDP'li milletvekillerinden oluşan bir İmralı Heyeti ile devlet arasında görüşmelerin başlatıldığı bir dönemde gerçekleşen bir katliamdır. Sakine Cansız, Leyla Şaylemez, Fidan Doğan MİT ile çalıştığı iddia edilen Ömer Güney tarafından katledildi. Aradan tam altı yıl geçti. Hala ardındaki kişi ve kurumlara ilişkin bir ilerleme bir aşama kaydedilmemiştir. Fransa'da yapılan soruşturmalar sonucunda, basına yansıyan bilgilere göre suikastın bir MİT yetkilisi tarafından planlandığı, bu yetkilinin 3 yıl boyunca barış görüşmelerinde yer aldığı belirtildi. Oslo da, Bürüksel'de ve Cenevre'de toplantılara katılan Ozan kod adlı MİT görevlisinin olduğu yine basına yansıyan telefon görüşmelerin de açığa çıktığı gibi bu suikastı tetikçi Ömer Güney ile planladığı ortaya çıkmıştır. Fransa'da yürütülen soruşturma davasında, telefon görüşmeleri göz önüne bulundurularak MİT'in bu cinayette rolü olduğu vurgulanmıştır. Ancak halen karanlık bir şekilde failler ortaya çıkarılamamıştır. Katil zanlısı Ömer Güney hakim karşısına çıkmadan ölmesi ile soruşturma davası da bir çıkmaza girmiştir" diye belirtti.
'Paris katliamı çözüm sürecini muğlaklaştırmıştır'
Müzakere sürecinde Kürt kadın siyasetçilerin katledilmesinin tesadüf olmadığını kaydeden Muazzez, "Paris katliamının ardında karanlık güçler vardır. Paris katliamından 6 gün sonra İmralı'ya barış görüşmeleri için bir heyet girmiştir. Bu görüşme çözüm sürecinin ilk adımı ve görüşmesi olarak geçmişken, Paris katliamı da bu çözüm sürecini baltalayarak tarihte yerini almıştır. 3 kadın siyasetçinin katledilmesinden 1 yıl sonra da çözüm sürecini sabote etmeye yönelik eylemler de artmıştır. Bu süreçte hükümet yetkilileri Kürt sorununun demokratik çözümüne yönelik söylemleri de muğlaklaşmıştır. Çatışmasızlık süreci de bu şekilde sekteye uğratılmıştır. O günden bu yana İnkar ve imha savaş politikaları daha da artmış toplumu ayrıştıran ve toplumu kutuplaştıran siyasi bir anlayış hakim olmuştur" sözlerini kullandı.
'Katliamdaki ısrar Kürt sorununda ısrardır'
Barıştan söz eden herkesin tutuklanmakta ve yargılanmakta olduğunu hatırlatan Muazzez, "Çözüm sürecinin bitirilmesi ile yeniden çatışmalı süreçler başlatılmıştır. Bu çatışmalı süreçler sürerken sokağa çıkma yasaklarının sürdüğü 5 Ocak 2016'da Silopi'de bir mahalleden başka bir mahalleye geçmek isterken yine 3 Kürt kadın siyasetçi kadını DBP parti meclis üyelerimiz Seve Demir, Silopi meclis Eş Başkanı Pakize Nayır, ve yine TJA aktivisti Fatma Uyar katledilmiştir. Bu her iki katliamda birbirinden farklı değildir ve tesadüf değildir. Bu katliamların temel nedeni Kürt sorununun çözümsüzlüğündeki ısrar ve büyüyen kadın mücadelesi, ve kadının öncü rolüne gerçekleştirilen bir katliamdır. Birbirine benzerdir ve bağlantılıdır. Bir kez daha söylüyoruz, inkar ve imha politikaları çözüm değildir. Sorunu daha da derinleştirdiği ülkeyi hem ekonomik, hem de siyasi bir kaosa sürüklemektedir" diye devam etti.
'Leyla Güven'in talebi barışa açılan yolun sesidir'
Leyla'nın 63'üncü gününde devam eden açlık grevine değinen Muazzez, "İmralı da uygulanan tecrit toplumda derin yaralar açmakta, bu tecrit sadece sayın Öcalan şahsında değil, Türkiye halklarının birlikteliğine, barışına, kardeşliğe yönelik bir tecrittir. Sayın Öcalan üzerindeki tecrit Kürt halkının iradesine geleceğine ve yaşamına yönelik bir tecrittir. Sayın Leyla Güven tecride dikkat çekmek ve Kürt sorununun demokratik çözümünün yolunu açmak için 63 gündür açlık grevi eylemindedir. Bu eylem ülkenin içine sürüklendiği karanlığa ışık tutmaya yönelik bir eylemdir. 63 gün kritik bir süreçtir. Ses verilmediğinde çok kötü sonuçlara vahim sonuçlara neden olabilecek bir sürece gidilmiştir. Demokrasi, barış ve çözümün sesi olan Leyla Güvenin bu sesine ses verilmelidir. Leyla Güven'in talebi Türkiye halkının talebidir. Kürt halkının talebidir. Leyla Güvenin talebi barışa özgürlüğe demokrasiye açılan yolun sesidir" dedi.
Açıklama, HDP Van il binasında yapılan sinevizyon gösterimi ile sona erdi.







