Êle’de köye giriş yasağı: Süreç var, köye dönüş yok! 2026-10-25 09:01:23     Nazlıcan Nujin Yıldız- Rabia Önver    COLEMÊRG - 90’lı yıllarda boşaltılan ve sonraki süreçlerde de giriş ve çıkışların yasaklandığı, izne tabi tutulduğu Êle köyüne giriş yasağı günümüzde de devam ediyor. Sürece rağmen köye girişlerin yasaklanmasına tepki gösteren Êleli kadınlar, “Köyümüz resmen işgal altında” diyor.     Kürdistan’da 1990’lı yıllardan bu yana devletin “güvenlik” adı altında uyguladığı yerinden etme politikaları sonucu binlerce köy boşaltıldı, yakıldı, yıkıldı. Hak örgütlerinin verilerine göre 90’lı yıllarda 3 bin 700 ile 4 bin civarında köy ve mezra devlet tarafından yakılıp boşaltıldı. Resmi raporlara (TBMM Köy Boşaltma Komisyonu) göre ise bu sayı 3 bin 428. Köy yakmalar sonucu topraklarından koparılan halkın bir bölümü yıllar sonra köylerine geri dönse de bu kez kalekollar, kontrol noktaları, yayla ve mera yasakları ile köylere giriş-çıkışlara getirilen yasaklarla karşılaştı.   Günümüzde bu yasakların devam ettiği köylerden biri de Colemêrg’in (Hakkâri) Gever (Yüksekova) ilçesinde sınır hattında bulunan Êle (Nerman) köyü. Êle’de köye girişlere yönelik yasaklamaların daha eski bir geçmişi bulunuyor. 1994 yılında köyün devamlı olarak bombalanması ve baskılar sonucu köylerinden çıkmak zorunda kalan köy halkının bir kısmı daha sonraki süreçte yeniden köylerine geri dönse de 2015 yılından beri köye giriş-çıkışlar izne tabi tutuluyor, köy girişinde GBT kontrolleri ve çeşitli aramalara maruz bırakılıyor. Son bir yılda ise izinle dahi köye giriş-çıkışlarda sorun yaşanıyor.   Yasakların amacı nedir?    Gever’de giriş-çıkışların yasaklandığı tek köy Êle köyü değil. Mayıs 2026’da Êle, Pagenk, Kember ve Kavlegund köyleri sakinleri, köylerine giriş ve çıkışların engellendiği gerekçesiyle İnsan Hakları Derneği’ne (İHD) başvurdu. İHD’nin başvuruya ilişkin açıklamasında, dört köyde yaşayan yurttaşların kendi mülkiyetlerinde bulunan arazi ve yaşam alanlarına erişemediği, tarım ve hayvancılık faaliyetlerinin engellendiği belirtildi. Köylerde 300’den fazla tapulu arazinin de bulunduğu kaydedildi. Köye giriş-çıkışların yasaklanmasına dair konuşan Êleli kadınlar, kendi topraklarında özgürce yaşamak istediklerini söyleyerek yasakların amacının ne olduğunu soruyor.    Özellikle yaklaşık iki yıldır devam eden Barış ve Demokratik Toplum Süreci’ne değinen kadınların sorduğu soru da ortak: “Süreç varsa, köyümüz neden yasaklı?”   Başvurulara yanıt yok   Köye giriş yasaklarına karşı birçok kez başvuru yaptıklarını söyleyen Emine Atak, başvurularının hiçbirine yanıt verilmediğini ifade etti. Köye girişlerin tam olarak neden yasaklandığını bilmek istediklerini dile getiren Emine Atak, “Biz o köyde yaşıyorduk. Köyümüzde değiliz ve bu yüzden yaşamımız da zorlaşıyor. Böyle bir zamanda iki kilo domates bile alıp eve götüremiyoruz. Bir süreç başlatıldı ama köye girişler hâlâ yasak. Bize köyün İran sınırları üzerinde olduğunu ve bu sebeple köye giremeyeceğimizi söylüyorlar. Biz giremiyoruz ama köyün her yerinde karakol var. Ben köyüme neden giremiyorum? Sebebini söylesinler. Köydeki eşyalarımı alamadım, bahçemi ekemedim, hayvanlarımı götüremedim. O zaman sebep oldukları zararı karşılasınlar, biz çok zorlanıyoruz. 94 yılında çıkmak zorunda kaldık. Çok güzel bir köydü. Gece gündüz köyü bombalıyorlardı. Bu sebeple herkes köyden çıkmak zorunda kaldı. Daha sonra da Gever’i yıktılar, yaktılar. Köyümüze geri döndüğümüzde de yine aynı şeyle karşılaştık. Askerler köye doluşmuştu. Komşumuzu alıp ağaca bağlamışlardı. Bize, ‘Siz buraya PKK’lilere sahip çıkmak için geldiniz’ diyorlardı. Ben köyüme yaşamak için gittim. Köyün her yerine karakol yapmışlar, asker doldurmuşlar, her şeyi görüyorlar ama biz evimize geliyoruz diye sorun oluyor” dedi.   ‘Sürece rağmen bu yasak neden devam ediyor?’   Bir dönem köye girişlerin serbest olduğunu söyleyen Emine Atak, daha sonra yeniden gitmek istediklerinde askeriyenin köye giriş için izin almaları gerektiğini söylediğini ifade etti. Verilen iznin ise sadece iki gün olduğunu paylaşan Emine Atak, köydeki işleri için iki günün yetmeyeceğini belirtti. Köyde yaptıkları işlerle geçimlerini sağladıklarını dile getiren Emine Atak, “Bize, ‘Köye girmek için başka yol bulun. Başka yollardan ata binerek de gidebilirsiniz’ dediler. Ben de onlara, ‘Başka yoldan gidelim, siz de bizi kaçakçıydı diyerek vurun, öyle mi?’ dedim. Evet, ben ata binerek başka yoldan köyüme gidebilirim ama beni öldürüp ‘Kaçakçıydı’ derler. Onlara, sürece rağmen neden bu yasakların devam ettiğini de sordum ve bana, ‘Bizim süreçle hiçbir alakamız yok’ dediler. Ben de onlara, ‘O zaman biz süreci sizinle değil, başkalarıyla mı yürütüyoruz?’ dedim. Ne savcı ne hâkim ne de başka bir şey… Bütün kararları askeriye veriyor. Bizi çok mağdur ettiler. Ya bıraksınlar köyümüze gidelim ya da zararımızı karşılasınlar” şeklinde konuştu.   ‘Köyümüz işgal altında’   Sürece dair söylenenlerin de yerine getirilmediğini sözlerine ekleyen Emine Atak, “Bir süreç varsa ilk önce topraklarımızı özgür bıraksınlar. Bizim köyümüz resmen işgal altında. Dört bir yanı kapalı. Madem süreç başladı, o zaman bıraksınlar da özgürce köyümüze gidelim. Köyümüze gidebilmek için izin almak zorundayız. Üç hafta önce dilekçe vermiştim, hâlâ cevap vermediler. Bütün yetki askeriyenin elinde. Süreç olması gerektiği gibi ilerleseydi Kürtler de derdi ki: ‘Biz bu işkenceden, talandan kurtulduk.’ Ama işkence aynı işkence” diye belirtti.   ‘Köyümüzü yasaklamaya hakları yok’     1994 yılına kadar Êle köyünde yaşamlarını sürdürdüklerini, köyden çıktıktan sonra da köye gidip gelmeye devam ettiklerini dile getiren Sinem Saygı, “Şimdi hiç izin vermiyorlar, gidip oradaki işlerimizi yapamıyoruz. Hepimiz şehirlere gitmek zorunda kaldık. Evimize bir kilo sebze alıp götüremiyoruz. Bu devlet bizi çok mağdur etti. Köy bizim köyümüz. Tapumuz var, orada doğduk, büyüdük. Şimdi de köyümüze gitmemizi engelliyorlar. Bıraksalar gidip cevizlerimizi, pancarlarımızı toplayacağız ama her şeyi yasaklamışlar. Yaşam çok zor oldu artık, çok mağdur edildik. Köyümüzü yasaklamaya hakları yok. Buna bir çare bulunması gerekiyor. Giriş için izin istiyorlar ama ben gidip izin istesem de vermezler. Bizim köydeki evimizi yıktılar. Şimdi evim yok diye bana izin de vermiyorlar. Özgürce köyümüze gitmek istiyoruz. Kürtlere haksızlık ediyorlar. Madem bir süreç var, bizim köyümüz neden yasaklı? Neden köye gitmemizi engelliyorlar?” dedi.   ‘Topraklarımızda özgürce yaşayabilmemiz de süreçle alakalı’   Sinem Saygı, sürecin sadece silahların susması demek olmadığını vurgulayarak, “Süreç her konuyla alakalı. Bizim topraklarımızda özgürce yaşayabilmemiz de süreçle alakalı. Bir taraf silahlarını bıraktı, yaktı ama devlet bizim için daha hiçbir şey yapmadı. Bizi mağdur etti. Köyümüze özgürce gitmek istiyoruz, bağımızı, bahçemizi ekmek istiyoruz. Kürtler, süreç için yapılması gerekenleri yaptı ama daha bir şey görmedik” ifadelerine yer verdi.   ‘Amaçları ne?’   Otuz yıldır köye girişlerin yasak olduğunu ancak son on beş yıldır izinlerle köye gidebildiklerini paylaşan Süheyla Saygı, son yıllarda ise köye gidişlerde çok sorun yaşadıklarını belirtti. Süheyla Saygı, “İlkbaharda pancar için, sonbaharda ise meyve için köyümüze giderdik. Köyümüz çok güzel, her türlü meyve yetişiyor, ceviz ağaçlarımız var. Bu sene hiç izin vermediler. Geçtiğimiz bahar aylarında da izinlerle gidebildik. Köyde evlerimiz de var. Şimdi ise yasakladılar ve girmemize izin vermiyorlar. Gerçekten biz bu yasağın neden konulduğunu öğrenmek istiyoruz. Amaçları nedir? Gidebildiğimiz zamanlarda da bize çok zorluk çıkarıyorlardı. Saatlerce arama noktasında bekletiyorlardı, arama yapıyorlardı. Yani girmememiz için sorun çıkarıyorlardı. Devletin bu yasakla amaçladığı şey nedir, bilmiyoruz. Biz köy sayesinde geçimimizi sağlıyoruz. Yakacak odunumuzu oradan alıyoruz, meyvelerimizi getirip satıyoruz. Binlerce ceviz ağacı var köyde. Biz bu yasağın ortadan kaldırılmasını istiyoruz ve köyümüze gitmek istiyoruz. Yaşam da çok zorlaştı, masraflarımız çok oluyor. Bu yasağın kalkmasını istiyoruz” şeklinde konuştu.   ‘Bu yasağın kalkmasını istiyoruz’   Süheyla Saygı da yaklaşık iki yıldır devam eden sürece dikkat çekerek, “Eğer bir süreç varsa insanlar köylerine özgürce gidebilmeli. Amaçlarını anlamıyoruz. Köye gidemediğimiz için ne meyvelerimizi toplayabiliyoruz ne de ektiklerimizi alabiliyoruz. O köyden geçimini sağlayan yaklaşık yüz aile var. Hepsinin de tapusu var ama izin vermiyorlar. Bir süreç var, bu süreç bize özgürlük getirmeli. Süreç sadece silah bırakmaktan ibaret de değil. Biz mağdur oluyoruz, süreç var ama köyümüze gitmemizi engelliyorlar. Bu köylerde binlerce yıldır insanlar yaşıyor. Bir süre yaktılar, yıktılar, yaşam alanı bırakmadılar ama daha sonra biz köyü iyileştirdik. Son yıllarda yine büyük bir baskı var üzerimizde. Ellerini köyümüzün üzerine koydular, biz bu yasağın kalkmasını istiyoruz artık” sözlerini kullandı.