Köy öğretmenliğinden sanat yolculuğuna 2026-07-04 09:02:27   Büşra Turan   AGIRÎ - Köy okullarında yıllarca öğretmenlik yapan Olcay Aras, çocukluk hayalini kadın dayanışma merkezinde gerçekleştirerek, kadın emeğini ve toplumsal yaşamı tuvallerine taşıyor.   Kürdistan'da yerel yönetimler bünyesinde faaliyet yürüten kadın merkezleri, kadınlar için yalnızca birer sosyalleşme alanı olmanın ötesinde, kültürel, sanatsal ve kolektif üretimin geliştiği önemli dayanışma mekânları olarak öne çıkıyor. Yaşamı boyunca pek çok zorlukla mücadele eden 78 yaşındaki Olcay Aras da bu merkezler sayesinde yeniden üretmeye başlayan kadınlardan biri.   Sekiz yıl boyunca köy okullarında hem müstahdemlik hem de müdürlük yapan Olcay Aras, memleketi Agirî'ye döndükten sonra Agirî Belediyesi Zin Kadın Dayanışma Merkezi'nde çocukluğundan beri ilgi duyduğu resim sanatına yeniden yöneldi. Tuvallerine tarlada çalışan emekçileri, köylü kadınları ve çocukları taşıyan Olcay Aras, eserlerinde toplumsal yaşamı ve kadın emeğini görünür kılıyor.   ‘Mesleğimi çok seviyorum’   Yirmi beş yıl boyunca öğretmenlik yaptığını, kısıtlı imkânlara ve karşılaştığı tüm zorluklara rağmen mesleğini severek icra ettiğini belirten Olcay Aras, “Çok genç yaşta emekli oldum. Şu anda 78 yaşındayım. Tabii emekli olduktan sonra çocuklarla uğraşacak dönemimdi. Hepsi ayrı ayrı yerlerde üniversiteye gittiler. Onlarla uğraştım. Emekliliğimi onlara verdiğim çabayla değerlendirdim. Bu yaşa geldik. Memleketimiz Ağrı'ya en son döndük. Buraya yerleştik. Bizim dönemimizde imkânlarımız çok kısıtlıydı. Ben 8 yıl köy okullarında öğretmenlik yaptım. İmkânlar çok kısıtlıydı. Bir okul açılınca giderdik, bir okul kapanınca gelirdik. Araba yok, lojman yoktu. Çok iyi niyetli insanların bir odasında kalırdık. Çok zorluk çektik. Müstahdem yoktu; kendimiz hem müstahdemdik hem okul müdürüydüm hem de öğretmendim. Ta ki evleninceye kadar, zorluk çektim. Ama mesleğimi sevdiğim için o zorluklar gözüme gelmiyordu. Severek yapıyordum. Çünkü çocukları seviyorum, insanları seviyorum, onlarla uğraşmayı seviyorum” dedi.   ‘Yaptığım tüm resimlerin anlamı var’   Çocukluğundan bu yana resme ilgi duyduğunu ve Agirî Belediyesi Zin Kadın Dayanışma Merkezi bünyesinde bu yeteneğini keşfettiğini ifade eden Olcay Aras, resim yapmanın kendisi için taşıdığı derin anlamı ve sağladığı huzuru vurgulayarak şunları söyledi: “Tabii öğretmenlik mesleğimde de çok dikkatimi çekerdi; okullara gittiğimde ilk gözüme çarpan, duvarlardaki tablolar olurdu. Tabii öyle bir imkânımız da yoktu. Yani kurs açılsın da gidelim. En sonunda Ağrı Belediyesi, Zin Kadın Dayanışma Merkezi'ni açtı ve ben de buraya seve seve geldim. Arkadaşlarla bir dayanışma içindeyiz. Yeteneğimin olduğunu bilmiyordum ama ilgim vardı. Geldim buraya, az da olsa yeteneğim ortaya çıktı. Şimdi benim her resmimin bir anlamı var. Şu anda elimdeki resimde zincirleri kırmış, özgürlük çığlığı atan bir kadın var. Mesela köylü kadınları, tarlada çalışanlar, sırtlarında bohça taşıyanlar, koyunlara, kuzulara bakan çocuklar... Bunların hepsinin bir anlamı var. Ben resim yaparken hepsine bir anlam katıyorum ve onlardan çok şey alıyorum. Okumuş kadınlar belki sanat uğruna yapar ama bazı kesimler için bu, kafa dağıtma aracıdır. İnanın insan fırçayı eline aldığı zaman, bir iş yaptığı zaman her şeyi unutuyor; kendini ona veriyor. O akıntıdan gidiyorsun. Ama çoğu kişi için bu, zamanı geçirmek ve kafa dağıtmaktır. Büyük şehirlerde tabii ki daha farklı kurslar olur, insanlar kendilerini daha farklı ifade edebilirler.”     ‘Sanat bir nimettir’   Olcay Aras, kadın dayanışma merkezindeki birlikteliğin önemine değinerek, “Burada çok sayıda kadın oluyor. Sıkıntılarını dinliyoruz. İhtiyaçlarını dinliyoruz. Bazıları da buranın nasıl bir yer olduğunu duymuş oluyor. Kadınlar gelip 'nasıl bir yerdir?' diye merak ediyorlar. Biz de anlatıyoruz. Bana göre gençlikten değil, çocukluktan başlanmalı. Sanat gerçekten bir nimettir. Herkesin sanatla uğraşmasını isterim. Sanat bir toplumu yükseltir, yüceltir. Burada yaptığımız resimleri sergiler açarak kadınlara gösteriyoruz. Ben kişi olarak her insanın hikâyesini dinlemeyi severim. Bence kadınları dinlemek, onlara çözüm yolu göstermek lazım. Bazı insanlar ölünceye kadar bütün sıkıntılarını içlerine atıyorlar. Demek ki onları dinleyen, onlarla konuşan yok. Onun için ben her kadının derdini açmasını istiyorum ve buna karşılık onu dinleyecek birilerinin olması gerektiğine inanıyorum” ifadelerini kullandı.      ‘Gizli hünerler açığa çıkar’   Türkiye'nin her yerinde kadın dayanışma derneklerinin açılması gerektiğine dikkat çeken ve buralar sayesinde gizli kalmış yeteneklerin açığa çıkacağını söyleyen Olcay Aras, geçmişteki öğretmenlik yıllarında da çocukları ve köylüleri her zaman üretime teşvik ettiğini vurguladı. Olcay Aras, “O kadar gizli saklı hünerler, yetenekler var ki insanlarda, bunları dışa vuramıyorlar. Belki bu vesileyle bütün yetenekleri, bütün hünerleri ortaya çıkar. Yazıktır, günahtır; kızlarımız, kadınlarımız böyle şeylerden mahrum kalmasınlar. Ben bir ilkokul öğretmeni olarak ilkokulda bile haftada iki saatimi çocuklarıma düğme dikmeyi, ilik açmayı ve benzeri şeyleri öğretmeye ayırmıştım. Onlara bunları öğretiyordum. Mesela soruyordum; babasının tarlası varsa, 'çalışıyor musun?' diyordum. Çalışmayanları teşvik ediyorduk. Bostanı olanları da teşvik ediyorduk; 'Kapınızın önüne bostan ekin' diyorduk. Yani 8 yıl köylerde köylülerle beraber çalıştım, onların içinden hiç ayrılmadım. Hep beraber kalktık, oturduk, yaşadık” diye konuştu.