Ayşegül Doğan: İmralı Heyeti'nin Sayın Öcalan’la görüşmesini bekliyoruz 2026-05-18 15:12:49 ANKARA - DEM Parti Sözcüsü Ayşegül Doğan, sürecin durağan olduğunu ifade ederek, süreçteki durağanlığı aşmak için “Yeni bir çıkış yolu aranıyor. İmralı Heyeti'nin önümüzdeki günlerde Sayın Öcalan ile görüşme yapmasını bekliyoruz"    Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Merkez Yürütme Kurulu (MYK), Eş Genel Başkanlar Tülay Hatimoğulları ve Tuncer Bakırhan başkanlığında bugün toplandı. Barış ve Demokratik Toplum Süreci'ni değerlendiren MYK gündemine ilişkin DEM Parti Sözcüsü Ayşegül Doğan, toplantı arasında basın toplantısı düzenledi.   ‘Yöntem ve güvende sorun var’   Ortadoğu gündemi ve “Barış ve Demokratik Toplum Süreci” ile hafta sonu gerçekleştirilen “Barış İçin Adım At” yürüyüşünün MYK’nın temel gündem başlığı olduğunu ifade eden Ayşegül Doğan, halkın en çok merak ettiği noktanın sürecin ilerleyip ilerlemediği sorusu olduğunu belirtti. Ayşegül Doğan, “Bunlara olumsuz anlamlar yüklemek yerine bu seslere, milyonların bu talebine farklı farklı talepler olarak yaklaşmak yerine ortak ihtiyaç, ortak talep şeklinde yaklaşmak sorunları çözmede de ivme kazandırıcı bir etki yaratabilir diye düşünüyoruz. Mesela deniyor ki barış talebi toplumsallaşamadı. Çünkü yönteme ve güvene dair bir sorun var. Pek çok kamuoyu araştırma şirketi de bunu ortaya koyuyor. Barış talebi toplumsal bir talep zaten. Barışa öylesine çok sahip çıkıyor ki insanlar, oldukları her yerden buna ses vermek, güç vermek istiyorlar. Evet, evhamlılar, kaygılılar, endişeleri var. Çünkü Türkiye çok büyük acılar yaşadı ve yeniden bu acıların yaşanmasını hiç kimse istemiyor. Bu acıların tümden, en hakiki biçimde ortadan kaldırılması için gereken her şeyin yapılmasını istiyorlar. O yüzden hafta sonu yankılanan ses önemliydi ve bizim bu konudaki çalışmalarımız da devam edecek. Çözüm arayışlarını destekleyen sesler bunlar” diye belirtti.   ‘Yeni bir yol veya hamle’   “Süreç ilerliyor dedik. Ancak bir durağanlık var” diyen Ayşegül Doğan, “Sürecin daha hızlı ilerlemesi için, bu belirsizliklerin giderilmesi için ortaya çıkan zorlukların bir şekilde ortadan kaldırılabilmesi için yeni bir çıkış yolu aranıyor. Yeni bir yol haritasına ilişkin de süren çalışmalar var. Şimdi bugün MHP Genel Başkanı Sayın Bahçeli bunu yeni bir hamle olarak ifade ediyor. Evet, bu durağan hâli ivmelendirecek yeni girişimlere ihtiyaç var. Tabii ki var. Bizler de DEM Parti olarak süreçte yeni bir aşamaya geçildiğini söylediğimiz günden beri en çok bu konuya dikkat çekiyoruz. Yani birinci aşama tamamlandı. Artık ikinci aşamaya geçtik dediğimiz andan bugüne en çok dikkat çektiğimiz konuların başında gelen yeni bir hamle ihtiyacıydı. Biz hamle olarak tanımlamadık ama bugün Sayın Bahçeli hamle olarak tanımladı. Tanımlar değişse bile aynı ihtiyaca dikkat çekiyoruz. Bu anlamda Sayın Bahçeli'nin çabasını önemli bulduğumuzu da ifade etmek isterim” dedi.   ‘Süreci ivmelendirecek adımlar atılmalı’   Devamında ise Ayşegül Doğan şunları konuştu: “Sonuç itibarıyla Sayın Cumhurbaşkanı da yakın zamanda yaptığı açıklamada kararlılık vurgusu yaptı. Yine başka önemli bir vurgu olarak stratejik değerini ifade etti. Biz de bunu ifade ediyoruz. Komisyon raporuna ve komisyon raporunun ortaya koyduğu yol haritasına dikkat çekti. Bazı risklerden bahsetti. Gizli ve açık risklerden bahsetti. Sabotajların olmaması için yapılması gerekenlere dikkat çekti. Bunlar tabii somut hâlde görünür bir şekle dönüşmediğinde kamuoyu haklı olarak şunu soruyor: Süreç tıkandı mı? Ve kaygı duyuyor. Zaten bir güven bunalımı var ne yazık ki. Bunu gidermek için o somut, süreci ivmelendirecek adımları atmak gerekiyor.   Geçiş hukuku nasıl ve hangi hukukla sağlanacak?   MHP Genel Başkanı sürecin yönetimi ile ilgili aslında bir model önerisinde bulunuyor. Bakınız bu da tartışmalı bir konuydu en başından beri. İşte şimdi bir model önerisi var. Tabii diğer siyasi partiler de model önerilerini yapabilirler. Yapmalılar da. Yalnızca koordinatörlük tartışmasına hapsetmemek gerekiyor. Burayı böyle sıkıştıran bir yaklaşım içerisinde değerlendirdiğimiz zaman diğer öneriler hakkıyla tartışılamayabiliyor. Geçiş hukuku için mesela bir yasal çerçeveye ihtiyaç olduğu en başından beri zaten komisyon raporu tarafından tespit edildi. Evet bir yasal çerçeveye ihtiyaç var. Adı üstünde geçiş hukuku. Bu geçiş nasıl sağlanacak? Hangi hukukla sağlanacak? Şimdi silahlarını bırakan, silahlı mücadeleden stratejik olarak vazgeçtiğini söyleyen, ancak bunun pratikte birtakım somut adımlar gerektirdiğini ifade eden bugüne kadar silahlı mücadele yürütmüş bir örgüt gerçekliğinden bahsediyoruz. Bu örgüt, lideri Sayın Öcalan’ın çağrısıyla fesih kararı aldı. Akabinde silahlarını yakarak imha ettiler. Geri dönme taleplerini ifade ettiler ve üzerinden bunca zaman geçti. Hâlâ komisyon raporuna rağmen atılmış adımlar yok. İşte bunlar süreçte kaygı yaratıyor. Tabii ki bazı adımlar atıldı. Komisyon oluşturuldu. Bu çok önemli. Ancak diyoruz ki Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu ortak bir raporla, o rapora götüren süreçte yaptığı dinlemelerle, yine bu dinlemelere eksik de olsa siyasi partilerden oluşan bir heyetin gidip İmralı'da Sayın Öcalan'la görüşüp kendisinin de görüşlerini alıp bu komisyonun çalışmalarına dahil edilmesidir.   Meclis inisiyatif almalı   Sürecin bu aşamasında artık farklı siyasi partilerden oluşan bir mekanizmanın etkin bir şekilde devreye girmesi gerekiyor. Meclis bu sürecin yasa yapıcı tarafı olarak aktif bir biçimde inisiyatif almalı. Nitekim bunu Meclis Başkanı Sayın Kurtulmuş da ifade etti. Ve bugüne kadar üzerimize düşeni yaptık. Bundan sonra da yapmaya hazırız, bu konuda göreve hazırız dediler. Biz de DEM Parti olarak bu aşamada, bu kadar kritik bir zamanda bir çağrıda bulunuyoruz. Yine farklı siyasi partilerden oluşan, Meclis’teki tüm siyasi partilerin etkin bir biçimde sürece dahil olabilecekleri, sürecin ivmelenmesini sağlayabilecekleri yeni bir mekanizma pekâlâ oluşturulabilir. Bu tartışılabilir ve böyle bir ihtiyaç da var. Çünkü pratik adımlarla desteklenmeyen, Meclis’in etkin bir biçimde devrede olmadığı, yasalarla ilgili bir mesainin belirlenmediği her duraksama anı ne yazık ki güven bunalımını güçlendiriyor.   Statünün adı konulmalı   MHP Genel Başkanı Sayın Bahçeli'nin ilk koordinatörlük vurgusundan bu yana tartışılan bir başka konu Sayın Öcalan'ın rolü, misyonu, muhataplığı ve yapabilecekleri. Bununla ilgili çeşitli tartışmalar var. Bizim bu konudaki fikrimiz net. Bu da sürecin bir gereği. Tabii ki silahların susmasının, barışın sağlanmasının ikame edilemez en önemli aktörü, tek aktörü Sayın Öcalan. Bu bir hakikat. Dolayısıyla statü tartışması ya da Öcalan'la kurulan hukukun adının konulmasına dair yürütülen tartışmalar şahsi bir imtiyaz meselesi olarak algılanmamalı. Milyonların iradem dediği, iradesi olarak kabul ettiği; bunun için pek çok haksızlığı, hukuksuzluğu, hapsi, sürgünü, soruşturmayı, kovuşturmayı ve daha başka pek çok şeyi göze aldığı bir hakikatten bahsediyoruz. Sürecin hız kazanmasının da pratik olarak gereği bu. O hâlde artık bunu olduğu gibi tartışmak gerekiyor. Öcalan realitesi açıkça ortada. Onlarca yıldır, 27 yıldır süren İmralı Ada Hapishanesi’ndeki koşullara rağmen demokratik birliktelik için, bir arada yaşam için, tüm halkların eşit ve özgür hissedebileceği bir ülke için hepimizin soluklanabileceği ve hepimizin özgür hissedebileceği bir ülke için çok çok kritik, hayati bir çabanın sahibi. Bunu görmek gerekir. Bunu yalnızca belli başlıklara sıkıştırarak tartışırsak ne yazık ki oyalanmış olur Türkiye.   Açın İmralı’nın yolunu   Diyoruz ki: Açın İmralı Ada Hapishanesi'nin yollarını. Sayın Öcalan'a doğrudan gazeteciler soru sorsun, gitmek isteyenler gitsin. ‘Kim gitti, kim gitmedi? Öyle mi oldu, böyle mi oldu?’ gibi spekülatif haberlerin biz de muhatabı olmayalım. Çünkü bazı iddialar hakikaten son derece absürt, spekülatif iddialar. Bunun tek bir yolu var. O da Sayın Öcalan’ın etkin iletişim kurabileceği koşulları oluşturmak. Kiminle istiyorsa onunla etkin bir şekilde iletişim kurabilmeli. En son DEM Parti İmralı Heyeti ile yapılan görüşmede kendisi de bunu yazılı bir şekilde heyetimiz tarafından açıklanan metinde ifade ediyor zaten. Toplumla doğrudan iletişim kurma ihtiyacından bahsediyor. Belli ki toplumun da böyle bir ihtiyacı var. Basına ve topluma doğrudan seslenebilmeli, görüşlerini doğrudan aktarabilmeli, ayrıca hareketiyle de iletişim kurabilmeli.   Merkez Yürütme Kurulumuzda da tartışıldığı üzere, yine Sayın Bahçeli’ye göndermeyle bu başlığa özel olarak dikkat çekmek istiyorum. ‘Barış iki taraflıdır’ diyor ve ‘PKK'nin taleplerini yerine getirmesi yanında devlet olarak atılması gerekli adımların ikmal edilmesiyle süreç tamamlanabilecektir’ demekti. Bu belirlemeye özel olarak dikkat çekmek istiyoruz. Şu sebeple: Sürecin belli tarafları var.   DEM Parti İmralı Heyeti’nin ziyareti   DEM Parti İmralı Heyeti epeydir görüşme yapmadı. 27 Mart’tan bu yana avukatlar ve ailenin de hocalarla herhangi bir görüşmesi olmadı. Bu olağan akış bozulduğu zaman süreçte sorun var algısı oluşuyor. Bundan vazgeçmek gerekiyor artık. Bunun ritmi, temposu ve akışı olmalı. Önümüzdeki günlerde biz İmralı Heyeti’nin de İmralı’da bir görüşme yapmasını bekliyoruz.   Hukukla desteklemediğiniz her şey yarım kalıyor   Şimdi gecikmeye, istismara müsaade edilmeden sonuç alınmalı. Riskler bertaraf edilmeli. Sabotaj ihtimalleri göz önünde bulundurularak, provokatif girişimler göz önünde bulundurularak birtakım tedbirler alınmalı dedik en başından beri. Bizim açılmaya çalışan yeni yolla ilgili tam olarak ifade etmek istediğimiz konu şu: Şimdi bir geçiş hukuku diyoruz ama bu hukuk henüz sağlanmıyor ve nasıl bir tartışmaya hapsediliyor? İşte öncelik-sonralık. Oysa Meclis Komisyonu raporuyla bir yol haritası ortaya koyuyor. Orada bir yol haritası var zaten. Böyle ilerlenebilir. Biz bunu ilk günden beri ifade ediyoruz. Hukukla desteklemediğiniz her şey ne yazık ki yarım kalıyor. Hukukla desteklemek gerekiyor.    Demokratik adımlarla desteklemek gerekiyor. Yol haritasından kastımız açıkça bu. Yasal çerçevenin oluşturulması ve geçiş hukukunun sağlanabilmesi artık. Biz tıkanıklık diyerek ifade etmeyi tercih etmiyoruz. Çünkü sürecin ilerlemesi için, ivmelenmesi için gerçekten çok da büyük bir çaba var ortada. Ama sürecin gereklerine dair birtakım tereddütler var. Bunları gidermek gerekiyor. Mütereddit hâl durağanlık yaratıyor. Oysa net, kararlı, cesur bir inisiyatif, bir siyasal irade, siyaset kurumunun etkin bir biçimde müdahil olması, Meclis’in aktif bir pozisyonla yasa yapıcılığını ortaya koyması, toplumun da sizlerin de bu tür sorularının, kaygılarının giderilmesine ve bizim de taleplerimizin Türkiye için, Türkiye demokrasisi için taleplerimizin karşılanması anlamına gelir.”