Gülistan Doku dosyası: Gerçekler açığa çıkarılmalı, korunanlar yargılanmalı 2026-04-18 09:05:31   Nazlıcan Nujin Yıldız   İZMİR - Gülistan Doku’nun, şüpheli kadın ölümlerinde bir dönüm noktası olduğunu ifade eden kadınlar, “Gülistan Doku’ya ne olduğu aydınlatılmadığı müddetçe bu ülkede şüpheli kadın ölümlerinde artış olacaktır” diyerek, gerçeklerin açığa çıkarılmasını, korunanların yargılanmasını istedi.    Dêrsim’de 5 Ocak 2020’de kaybettirilen Munzur Üniversitesi Çocuk Gelişimi 2’nci Sınıf Öğrencisi Gülistan Doku soruşturması kapsamında 13 Nisan’da 13 kişi gözaltına alındı. 16 Nisan’da gözaltına alınan 13 kişiden 4’ü Tunceli Adliyesi’ne sevk edildi. Gülistan Doku’nun sim kartını telefonuna takarak kimi bilgileri sildiği öğrenilen eski polis memuru Gökhan Ertok ve dönemin İl Özel İdare Memuru Erdoğan Elaldı tutuklanırken, Munzur Üniversitesi’nin kamera sorumluları Süleyman Önalan ile Savaş Gültürk ise adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı. Gözaltına alınan diğer kişilerin ifade işlemleri devam ediyor.   ‘Hâlâ Gülistan'a ne olduğunu tam olarak bilmiyoruz’   "6 yıldır, Gülistan Doku'ya ne oldu? Gülistan Doku nerede?" diye sormaktan vazgeçmediklerini ifade eden Mor Dayanışma Temsilciler Meclisi Üyesi Zeynep Eda Berfin Tozlu, kadınların da Gülistan Doku’nun ailesinin de bu mücadeleyi hiçbir zaman bırakmadığını belirtti. Dosyada yaşanan gelişmenin, kadın mücadelesinin sonucu olduğunu dile getiren Zeynep Eda Berfin Tozlu, “6 yıldır Gülistan Doku'yu arıyoruz. ‘Gülistan Doku'ya ne oldu?’ diye soruyoruz. Failleri işaret ediyoruz. Fakat gerek arama süreçlerinde, süreçlerin yeterli yürütülmemesi, delillerin karartılmaya çalışılmasından tutun da faillerin korunmasına kadar pek çok somut gerçeklikle karşılaştık. Belli ki daha fazla gizleyemiyorlar, daha fazla üstünü örtemiyorlar. Çünkü biz bunu gündemden asla düşürmedik. Yani ailesinin mücadelesi, kadınların mücadelesi asla gündemden düşürmediği için şu an biz bu sonuçla karşı karşıyayız. Ama bu tabii ki de yeterli bir sonuç değil. Hâlâ Gülistan bulunabilmiş değil. Hâlâ Gülistan'a ne olduğunu tam olarak bilmiyoruz” dedi.   ‘Hesabını soracağız’   Zeynep Eda Berfin Tozlu, son olarak şu ifadelere yer verdi: “Asla peşini bırakmayacağız. Gülistan Doku'ya ne olduğunu, başına ne geldiğini, nerede olduğunu bulana kadar failler gerekli cezaları alana kadar peşini bırakmayacağız. Tüm kadınlar için bu geçerli. Yeşim Akbaş'ın katledilişinin de 3’üncü yıldönümü. Bir polis lojmanında, bir polis yardımcısı tarafından katledildi Yeşim. Onun da üstünü örtmeye çalışıyorlar, tüm katledilen kadınlara yaptıkları gibi. Biz katledilen kadınların hesabını soracağız.”   ‘Gülistan Doku, şüpheli kadın ölümlerinde bir dönüm noktası’   Gülistan Doku’nun, Türkiye'de şüpheli kadın ölümlerinde bir dönüm noktası olduğunu belirten Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu (KCDP) İzmir Temsilcisi Tülin Osmanoğulları, “Özellikle Gülistan Doku'dan sonra yayınladığımız verilerde, bazı aylarda kadın cinayetlerini geçmiş durumda şüpheli kadın ölümleri. Biz hep şunu söyledik; Gülistan Doku’ya ne olduğu aydınlatılmadığı müddetçe bu ülkede şüpheli kadın ölümlerinde artış olacaktır ki gerçekten de öyle oldu.    6 yıldır ailenin vermiş olduğu büyük bir mücadele var. Dersîm, herkesin bildiği bir yer. Her yerinin mobese kameralarıyla dolu olduğu, oradaki güvenlik güçlerinin hane halkının sayısını bildiğini,  bir il. Bu herkesin bildiği bir şey, bir rivayet değil. Böylesi bir yerde, güvenlik güçlerinin bu kadar hakim olduğu bir yerde, 6 yıldır Gülistan'a ne olduğu açıklanamadı. En nihayetinde geldiğimiz noktada, herkesi şoka uğratan bir şeyle karşı karşıya geldik. Bu olayı aslında aydınlatması gereken, açığa çıkarması gereken kamu görevlilerinin, valinin bulunduğu konumu kullanarak bırakalım açığa çıkarmayı, olayı kapatmak için örtbas etmek için çabalamış olduğunu gördük.    Sadece delilleri karatmakla kalmamış, failleri açık bir biçimde, korumuş, kollamış. Bu tür dosyalarda direkt gizlilik kararı geliyor. Gülistan’da da böyle olmuştu ama ne hikmetse bu gizlilik kararı olan dosyada, şüpheliler dosyadan bilgi alabiliyorlardı. Hatta basını istedikleri gibi çarpıtarak da bu bilgileri verebiliyorlardı. Bu dosyada ne olduğunu Gülistan'ın ailesi dışında şüpheliler çok rahat görebiliyordu. Bu durum, sadece valinin çocuğunu korumak için yaptığı basit bir şey değil. Son 25 yıldır AKP hükümetinin bu ülkeyi nasıl yönettiğinin de açıkça bir göstergesidir” diye belirtti.   ‘Kadınlar için ‘intihar etti’ denmesine inanmayacağız’   “AKP'nin oturup bu dosyadan ülkeyi ne hale getirdiğini düşünmesi gerekiyor” diyen Tülin Osmanoğulları, iktidarın şüpheli kadın ölümlerini ortaya çıkarmak gibi bir derdi olmadığını dile getirerek, şüpheli kadın ölümlerinin, kadın mücadelesi sayesinde açığa çıkarıldığını söyledi. Tülin Osmanoğulları, “Geçmiş dönemin Adalet Bakanı hesap vermek zorunda. İçişleri Bakanı hesap vermek zorunda. Eğer bu dosyada, geriye dönük orada görev yapan bakanlar, bakanlık görevlileri hesap vermezse biz yol alamayacağız.    Rojin'de de demiştik. Gülistan Doku'ya ne olduğu açığa çıkartılmış olsaydı, bugün Rojin hayatta olacaktı ve biz aynı süreci yaşıyoruz. Rojin'de de Van valisi ilk ağızdan yine ‘Kızınız intihar etti’ deyip dosyayı kapatmaya çalıştı. Aslında failler bellidir, gözaltılar var ama geriye dönük de hesap verilmesini istiyoruz. Gülistan Doku olayı aslında kadınlar açısından ciddi bir dönüm noktası oldu. Bu saatten sonra kadınlar, bu ülkede bir kadın için intihar etti denilmesine inanmayacak. Üzeri örtülen bir cinayettir diyeceğiz. Biz hala Narin’e ne olduğunu bilmiyoruz. Aileden birkaç kişi ceza aldı ama Narin niye öldürüldü bilmiyoruz. Rojin’e ne olduğunu bilmiyoruz. Bunların yaşanmaması için Gülistan Doku'ya ne olduğunun çok net bir biçimde kamuoyuyla paylaşılması, faillerin cezalandırılması ve herkesin hesap vermesi gerektiğini söylüyorum” diye ifade etti.   ‘İstenirse kadın cinayeti aydınlatılabilir’   Kadın Savunma Ağı’ndan Gizem Coşkun da altı yıldır bütün eylemlerinde “Gülistan Doku nerede?” diye sordukkarını ve özellikle ailesinin bu konuda büyük bir mücadele verdiğini kaydederek, son yaşanan gelişmelere dikkat çekti: “Gösteriyor ki istenirse her bir kadın cinayeti aydınlatılabilir. Her şüpheli ölüm aydınlatılabilir. Bunu yapabilecek bir mekanizma var. Ama bunu özellikle yapmadıklarını görüyoruz. Zaten gücü ve iktidarı elinde bulunduranların nasıl erkekleri koruduğunu, biz diğer kadın cinayetlerinden de biliyorduk. O yüzden yıllardır Gülistan Doku nerede? diye slogan atan kadınların da ciddi bir emeği, dayanışması var” diye aktardı.    ‘Açığa çıkan şey, erkek devlet şiddetinin işlediği mekanizmalar’   Bu süreçten sonra dosyanın daha büyük bir önemle takip edilmesi gerektiğini vurgulayan Gizem Coşkun, ailenin de tehdit altında olduğunu belirterek, “Çünkü valinin oğlundan bahsediyoruz. Vali bütün delilleri ortadan kaldırdı, kayıtları sildirdi raporları ortadan kaldırdı. Ciddi bir senaryo yazılmış, çizilmiş. Buradan bizim gördüğümüz, devlet isterse bu cinayeti daha önce açığa çıkarabilirdi ama yapmadı. O yüzden de peşini bırakmamak gerekiyor.    Bu bizim için de bundan sonra yaşanabilecek herhangi bir vaka için de aslında önemli olacak. O yüzden dayanışmayı sürdürmek gerektiğini düşünüyorum. Kamuoyu baskısı ve kadın hareketinin, toplumsal muhalefetin nasıl dayanışma kuracağı, nasıl müdahale edeceği, bunu nasıl kamuoyunun gündeminden düşürmeyeceği ile alakalı. Devletle herhangi bir ilişkisi olan insanların nasıl korunduğunu artık biliyoruz.    Narin'den biliyoruz ama çok öncesinde Şule Çet'ten biliyorduk. Bundan sonrası için de nasıl hareket edeceğimizi de öğrenmiş olduk. Bunu devam ettirmek gerekiyor. Sadece kadın hareketi açısından değil, bütün toplumsal muhalefetin bunu gündemde tutması ve gerçek hedefi sürekli vurgulaması gerekiyor. Sadece orada ismi geçenler değil. Aslında açığa çıkan şey, erkek devlet şiddetinin nasıl mekanizmalarla işlediğidir. Bunu görünür kılmak, bunu sürekli dillendirmek gerekiyor. Bu dosya o açıdan önemli. Bir taraftan da Gülistan Doku'nun ailesiyle dayanışma kurmaya devam etmek gerekiyor. Çünkü onların da söylediği gibi, bu kadar şeyi yapanlar bize ne yapmaz? Ciddi bir can güvenliği tehdidi var. Onu da gündemde tutmak gerekiyor” diye konuştu.