Ücretli öğretmenler: Güvencesizlik, şiddet ve mobing kıskacında 2026-06-28 09:03:47   ANKARA - Ücretli öğretmenliğin, bir istihdam şekli olmadığını vurgulayan Türkçe öğretmeni Remziye Şen, “Biz, çocuklarınızı emanet ettiğiniz öğretmenleriz. Her gün mobinge, tacize, şiddete ve güvencesiz koşullara maruz bırakılıyoruz”  diyerek mücadelelerinin toplumun bütün kesimleri tarafından sahiplenilmesini istiyor.   Milli Eğitim Bakanlığı, öğretmen açığını yıllardır ücretli öğretmenlik sistemiyle gidermeye çalışıyor. Yüz binlerce öğretmene ihtiyaç duyulmasına rağmen atama yapılmazken, ücretli öğretmenler düşük ücret, güvencesiz çalışma, mobing ve şiddetle karşı karşıya kalıyor. Uzun yıllar özel sektörde çalıştıktan sonra ücretli öğretmenlik yapan Türkçe öğretmeni Remziye Şen'in de mülakat nedeniyle atama hakkı gasp edildi. Şen, Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası ile Mülakat Mağduru Öğretmenler Platformu'nun 14 Haziran'dan bu yana Ankara'da sürdürdüğü eylem kapsamında açlık grevine devam ediyor.   Remziye Şen, devletin ücretli öğretmenliği ucuz iş gücü olarak gördüğünü belirtirken, özel sektörde de öğretmenliğin patronların insafına bırakıldığını dile getirdi.   Ücretli öğretmenlik ucuz iş gücü olarak görülüyor   Ücretli öğretmenlik sisteminin bir istihdam şekli olmadığını belirten Remziye Şen, “Girdiğiniz ders karşılığında bir ücret alıyorsunuz. Bu ücretler genellikle asgari ücretin altında kalıyor. Sigorta ayın sadece 15 günü üzerinden yatıyor. Resmi tatillerde, hastalandığınızda ve rapor aldığınızda maaşınız kesiliyor. Güvenceli bir çalışma şekli yok. Çalıştığınız okula herhangi bir öğretmen atandığında veya kadro dolduğunda anında işten çıkarılıyorsunuz. Türkiye’de yüz bine yakın ücretli öğretmen çalıştırılıyor. Devlet kadrolu öğretmen ataması yapsa bu kadar işsiz öğretmen olmayacak. Tabii ucuz iş gücü olduğu için devlet bu yöntemi kullanıyor” dedi.   Öğretmenler özel sektörde işverenlerin insafına bırakılıyor   Doğru bir istihdam politikasının izlenmemesinden dolayı yüz binlerce öğretmenin atanamadığını kaydeden Remziye Şen, öğretmenlerin bu yüzden başka mesleklere yöneldiğini ifade etti. Öğretmenlerin işsiz kaldığını ya da özel sektörde işverenlerin insafına terk edildiğini aktaran Remziye Şen, “Özel sektörde de bir düzenleme yok. Taban maaş uygulaması olmadığı için her patron çalıştırdığı öğretmeni asgari ücretin altında, çok düşük ücretlerle çalıştırıyor. Güvencesiz şartlarda on aylık sözleşmelerle çalıştırıyor. Devletin bir istihdam politikasının olmaması yüz binlerce öğretmeni büyük bir mağduriyete sevk ediyor. Burada da devletin artık bir düzenleme yapması gerekiyor. Üniversitelerdeki kontenjanlar mı azaltılır bu konuda, yüz bin ücretli öğretmen çalıştırmak yerine bir alım yapılabilir” diye konuştu.   ‘Şiddet uygulayan birebir devlet’   Bir yandan okullarda şiddetin önlenmesi için ilgili komisyon çalışma yaparken, bir yandan da öğretmenlerin polis şiddetine uğradığını dile getiren Remziye Şen, “Her yerimiz morluk içerisinde. Morluklarımız yeni yeni geçmeye başladı. Bu yüzden devletin, şiddetin önlenmesine yönelik politikaları bize inandırıcı gelmiyor. Çünkü bu şiddeti uygulayan birebir devletin kendisi olduğu için bir çözüm üretmek amacıyla bir araya geldiklerini düşünmüyoruz” dedi.    Çürümüş sisteme karşı kitlesel mücadele   Her gün şiddete, tacize ve güvencesiz çalışma koşullarına maruz bırakıldıklarını belirten Remziye Şen, “Toplumun büyük bir kısmı bizi sahipleniyor. Ama ‘Bu öğretmenler ne yapıyor?’ diye bizi bir grup eylemci olarak görenler de var. Çalışma koşullarımızdan haberi olmayan bir kesim var. Biz, çocuklarınızı emanet ettiğiniz öğretmenleriz. Her gün mobinge, tacize, şiddete ve güvencesiz koşullara maruz bırakılıyoruz. Bize sahip çıkılmasını, eğitim mücadelesinin toplumun bütün kesimleri tarafından sahiplenilmesini istiyoruz. Ancak bu şekilde bu çürümüş eğitim sistemi ve sürekli işsizlik doğuran sistemle kitlesel bir şekilde mücadele edersek başarıya ulaşabiliriz” sözlerini kullandı.