Sınır köylerinde ortak emekle üretim 2026-07-09 09:02:31   Rabia Önver-Dilan Babat   COLEMÊRG - İmeceyle ekilen tütün, sınır köylerinde yalnızca bir geçim kaynağı değil, kadın dayanışmasının da simgesi. Kadınlar, ağır çalışma koşullarına rağmen üretimi sürdürürken, "Birlik olunca işimiz hafifliyor" diyerek ortak yaşam kültürünü yaşatıyor.   Sınırın yanı başındaki köylerde gün, güneşten önce kadınların emeğiyle doğuyor. Bir evden yükselen tandır dumanı, diğerinden gelen sesle birleşiyor; kimi kahvaltıyı hazırlıyor, kimi çocukları uğurluyor, kimi ise komşularıyla birlikte tütün tarlasının yolunu tutuyor. Burada tütün üretimi yalnızca bir geçim kaynağı değil, yıllardır imece ve dayanışmayla sürdürülen ortak bir yaşam kültürünün de parçası oluyor.   Tütünün toprağa kavuşmasından yapraklarının kurutulmasına kadar geçen aylar boyunca en ağır yükü taşıyan kadınlara yönümüzü veriyoruz. Colemêrg’in (Hakkari) Şemzinan’ın (Şemdinli) Bêgoza köyünde yaşayan kadınlar, saatlerce kavurucu güneşin altında eğilerek çalışıyor. Ev içindeki görünmeyen emeği de aynı günün içine sığdırıyor. Bir yandan üretimin yükünü omuzlarken, diğer yandan ailelerini ve köy yaşamını ayakta tutuyorlar. Ancak artan maliyetler, su sorunu, iklim değişikliğinin etkileri ve ürünün hak ettiği değeri bulamaması, her sezonu daha da belirsiz hale getiriyor.   Görünmeyen emek     Sınır köylerinde yaşamın ritmini belirleyen tütün, kadınların ortak emeğiyle yeşerdiğine bir kez daha şahitlik ettik. Tarlalarda birbirine destek olan, yükü paylaşan, öğle yemeğini ve çaylarını aynı sofrada bölüşen kadınlar, komün yaşamının ve dayanışmanın en canlı örneklerinden birini oluşturuyor. Onların güçlü mücadelesi, yalnızca toprağı değil, bir yaşam biçimini de geleceğe taşıyor. Her tütün yaprağında yılların birikimi, ortak emek ve görünmeyen bir direniş saklı duruyor.     ‘Her işi yapıyoruz’   Yaklaşık 40 yıldır tütün işi ile ilgilendiğini söyleyen Perihan Şakar, köyde sadece tütüncülük yapmadığını, berivanlık ve köy işlerini de yaptığını dile getirdi. Perihan Şakar, “Köyde ekmek pişirmekten tutun tütün ekimine kadar her işi biz kadınlar yapıyoruz. Yazın hava çok sıcak oluyor. Buna rağmen sabah erken saatlerde uyanıp ev işlerimizi bitirdikten sonra yaylaya gidiyoruz. Yayladan döndükten sonra tütün ekmek için tütün bağına geliyoruz. Haziran aylarında tütünü ekiyoruz, Eylül ayında ise biçmek için geliyoruz. Tütün 80 gün boyunca toprakta kalıyor, sonra topluyoruz, kurutuyoruz ve satmaya başlıyoruz” diye belirtti.   ‘Kadınlar bütün köy işleri ile ilgileniyor’   Kadınların tütünün ekiminden biçimine ve toplanmasına kadar her aşamada büyük emek verdiğini söyleyen Perihan Şakar, köy işleri, bahçe işleri ve ekim işleriyle de kadınların ilgilendiğini söyledi. Perihan Şakar, “Emeğimizin karşılığını çok alamıyoruz ama mecburuz. Köylerde yapabileceğimiz başka iş yok. Bizim işimiz tütüncülük, bahçe işleri ve yaylaya gitmektir. Köyde her gün bir komşumuzun tütününü ekiyoruz. Hepimiz birbirimize yardımcı oluyoruz; hem işi erken bitirmek hem de işimizi kolaylaştırmak için” dedi.   ‘Tütün işi yaparak geçimimizi sağlıyoruz’     Köyde yaşamlarının zor olduğunu, her saatlerinin dolu dolu geçtiğini dile getiren Seyhan Şakar, köyde bahçesi veya tütün tarlası olanların o işlerle meşgul olduğunu, tarlası olmayanların ise ev işleriyle ilgilendiğini belirtti. Seyhan Şakar, “Yıllardır tütün yaparak geçimimi sağlıyorum. Eşim cezaevinde. Ben de tütün satarak hem eşime hem de çocuklarıma bakıyorum. Tütün işini yapmak zor. Ektikten üç ay sonra topluyoruz ama iki günde bir sulamak için tarlaya geliyoruz. Satmamız için birçok aşamadan geçiyor. Ekiyoruz, suluyoruz, topluyoruz, kurutuyoruz, sonra hepsini üst üste bırakıp kullanım için kesiyoruz ve satıyoruz. Tütünün üç çeşidi var. Sarı tütün en iyisi, kırmızı normal, sarısı da biraz iyi. Köyde olduğumuz için mecburen sadece bu işleri yaparak geçimimizi sağlıyoruz. Başka çaremiz yok” ifadelerini kullandı.   Dayanışma örneği    Tütün satış fiyatlarının da her sene arttığını, zam yapılmasına rağmen emeklerinin karşılığını alamadıklarını söyleyen Seyhan Şakar, “Ben evimde tek olduğum için komşularım bana yardıma geliyor, ben de komşularıma yardıma gidiyorum. Yıllardır hepimiz birbirimize yardımcı oluyoruz. Her gün birinin tarlasına gidiyoruz. Hepimiz bir oluyoruz, araç tutuyoruz, tarlaya geliyoruz. Tütünleri ekerken şarkılar söylüyoruz. Bir taraftan yorucu, bir taraftan da keyif veriyor. Birbirimize yardım etmemizin sebebi birlik olmamız. Birlik olunca işimiz hafifliyor” dedi.     ‘Kadınlar bütün zorluğu yaşıyor’   Yaklaşık 50 yıldır tütün işi ile uğraştığını söyleyen Menica Şakar, birçok aşamadan geçen tütüne verilen emeğin çok olduğunu, ancak bunun karşılığını alamadıklarını dile getirdi. Menica Şakar, “Ekiminden kurutmasına kadar çok zorlanıyoruz ama bu işi yapmaya da mecburuz. Başka çaremiz yok. Tütün tarlamız yaylamıza yakın. Su yok, jeneratör yardımıyla tarlaya su getirebiliyoruz. Köy yaşamı güzel olduğu kadar zordur. Sabahın erken saatlerinde çalışmaya başlıyoruz, akşama kadar hiç oturamıyoruz. Kadınlar bütün zorluğu yaşıyor” diye belirtti.