Emekleriyle yaşamlarını yeniden kurdular 2026-07-16 09:01:13     ÊLIH – Emine Kayar ve Esra Sincar, yıllar süren emek mücadeleleriyle kendi yaşamlarını kurdu. Kadınların ekonomik bağımsızlığının önemine dikkat çeken iki kadın, "Kadınlar mutlaka kendi ayakları üzerinde durmalı" dedi.   Çocuk yaşta çalıştırılmak zorunda bırakılan kadınlar, aradan yıllar geçse de yoksulluk, güvencesizlik ve toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin yükünü taşımaya devam ediyor. Emine Kayar ve Esra Sincar, çocuk yaşta çalıştırıldıkları yıllardan kadın emeğinin görünmez kılınmasına uzanan yaşam öyküleriyle, sömürüye rağmen ayakta kalma mücadelelerini sürdürüyor.   ‘Kimseye muhtaç olmuyorsun’   Çocuk yaşta başladığı terziliği 35 yıldır sürdüren, son sekiz yıldır ulusal kıyafetlerin yer aldığı bir dükkanı işleten Emine Kayar, “İşin zorluklarına rağmen en büyük kazancım ekonomik bağımsızlık. Her işte olduğu gibi bu mesleğin de zorlukları var ama en güzel yanı kimseye muhtaç olmaman. Zahmetli olsa da kendi emeğinle ayakta durabiliyorsun. Bu yüzden kadınlara hep çalışmaları ve kendi ayakları üzerinde durmaları gerektiğini söylüyorum. Kadın emeğiyle geçimini sağlarsa kimseye muhtaç olmaz, başı da öne eğilmez" diye belirtiyor.    Aile destek oldu   Çocuk yaşta dikiş-nakış kursuna gittiğini söyleyen Emine Kayar, o süreci şu sözlerle anlatıyor: “O dönemde birçok ailenin kız çocukları kurslara gönderilmiyordu. Babam bizi destekliyordu. Hiçbir zaman önümüzü kapatmadı. Annem de ihtiyaçlarımı karşılamam için bana destek oldu. Kurslarda dikiş ve nakışı öğrendim. Ardından 15 yaşında evlendirildim. Bir kızım oldu, daha sonra eşimi kaybettim. Çocuğumla yalnız kalınca kendi emeğimle yaşamımı kurmaya karar verdim. İnsan bir yere kadar başkalarına dayanabiliyor.”   ‘Mahallede elbise dikerek başladım’   Mesleği sayesinde yeniden hayata tutunduğunu dile getiren Emine Kayar, “İlk olarak mahalledeki kadınların elbiselerini ve genç kızların çeyizlerini dikmeye başladım. Bana göre piko işi çok inceydi. Bazen gece saat 02.00'ye kadar çalışıyordum. Kendi emeğinle kazandığında kimseye muhtaç olmuyorsun. Kadının ekonomik gücü elindeyse daha güçlü oluyor. Paran cebindeyse istediğin yerde rahat konuşabiliyor, istediğin yere özgürce gidebiliyorsun. Belki aç kalmazdım ama başkalarına muhtaç olurdum. Ben yorulmayı tercih ettim. Ne ben ne de kızım kimsenin eline baksın istemedim. Bugün kızım ve torunlarıma destek olabiliyorsam bunu kendi emeğime borçluyum. Bu yüzden bütün kadınlar mutlaka kendi ayakları üzerinde durmalı" sözlerine yer veriyor.    Üretmek güçlendiriyor   Artan maliyetler, yüksek kira giderleri ve müşteri kaynaklı sorunların işlerini zorlaştırdığını kaydeden Emine Kayar, “Çalışma alanımızda bazen sorunlarla karşılaşabiliyoruz. Ama tüm bu zorluklara rağmen kadınların mutlaka çalışması gerektiğine inanıyorum. Her kadının bir mesleği olmayabilir ama mutlaka yapabileceği bir iş vardır. Evde el işi yapabilir, üretim yapabilir, kendi geçimini sağlayabilir. Yeter ki kendi emeğiyle ayakta dursun" ifadelerini kullanıyor.   ‘Çalışmaktan korkmayın'   Esra Sincar ise çocuk yaşta tekstil sektöründe çalıştırıldığını belirterek, sonrasında ise 18 yaşında evlendirildiğini söylüyor. Bir süre çalışmaya ara veren Esra Sincar, daha sonra mesleğine yeniden döndüğünü ifade ediyor.  Tekstil sektörünün yorucu olduğunu, ancak bir meslek sahibi olmanın, kendisine güç verdiğini kaydeden Esra Sincar, “Şu an perde ve yastık kılıfı dikiyorum. Eskiden penye, şalvar, etek ve tişört dikiyordum. İşimiz zor ama kolay meslek de yok. Eve gidip gelmek, iş ve ev sorumluluğunu birlikte yürütmek, kadınlar için daha zor oluyor. Buna rağmen kendi ayaklarımızın üzerinde durabiliyorum. Bir mesleğimin olması, bana güven veriyor” diye ekliyor.    Kadınların çalışmaktan korkmaması gerektiğini vurgulayan Esra Sincar, "İlk zamanlar ben de korkuyordum. 'Ne yapacağım?' diye endişeleniyordum. Ama çalışmaya başladıktan sonra kendi evimi geçindirebilmek, kendi ayaklarımın üzerinde durabilmek bana büyük bir mutluluk verdi. Kadınlar cesaretli olsun, korkmadan çalışsın" ifadelerini kullanıyor.   ‘Kadınlar güçlü’   Êlih’e taşındıktan sonra farklı kurslara katılarak kendisini geliştirdiğini anlatan Esra Sincar, eğitimini yarıda bırakmak zorunda kaldığını ancak sonradan bunu telafi etmeye çalıştığını belirtiyor. Esra Sincar daha sonra şunları anlatıyor: "Adana'da yaşarken bu imkânlarım yoktu. İkinci sınıfta okulu bırakmak zorunda kaldım. Batman'da Kur'an, aşçılık ve sanat kurslarına katıldım. Ardından yeniden tekstil sektöründe çalışmaya başladım. İlk zamanlar zordu ama şimdi işimi severek yapıyorum. Bir kadın her şeyi yapabilir. Yeter ki kendine güvensin. Kadın hem anne hem baba olabiliyor. Bence kadınlar erkeklerden daha güçlü. Tek fark, omuzlarımızdaki yükün daha fazla olması. Ben bugün çocuklarım için çalışıyorum. Onları iyi bireyler olarak yetiştirmek en büyük amacım. Bu yüzden kadınlara tavsiyem, korkmadan kendi ayakları üzerinde durmayı öğrenmeleri."