Çocuğunu özgürlük mücadelesinde yitiren anne: Fiziki özgürlük sağlanmalı 2026-07-29 09:04:18   AGİRÎ- Askerde oğlunun Kürt olduğu için hakarete uğradığını ve bu nedenle Kürt özgürlük mücadelesine katıldığını söyleyen Marifet Gökdağ, kalıcı barış için cezaevlerinin boşaltılması ve Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan'ın fiziki özgürlüğünün sağlanması çağrısında bulundu.   Kürt sorununun demokratik çözümüne dair tartışmalar sürerken, çocuklarını yitiren anneler barış, adalet ve eşit yurttaşlık taleplerini yinelemeye devam ediyor. Agirî'nin Panos ilçesine bağlı Gêncelî köyünde yaşayan 10 çocuk annesi Marifet Gökdağ, oğlu Ömer Gökdağ’ın (Ararat Serhad)  askerlikte maruz kaldığı ayrımcılığı ve sonrasında yaşadıklarını anlatarak, cezaevlerinin boşaltılması, Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan'ın fiziki özgürlüğünün sağlanması ve kalıcı barış için gerekli adımların atılması çağrısında bulundu.   Kürtlere zulüm yaptıkları için oğlum saflara katıldı’   Marifet Gökdağ, 10 çocuk annesi olduğunu belirterek, “65 yaşındayım. Oğlumu askerliğe gönderdim. 7 ay askerlik yaptı. Bana telefon açtı ve dedi ki: 'Bir tane uzman çavuş, Ordulu, her gün bana hakaret ediyor, Kürtlere hakaret ediyor. Ben bunu kabul etmiyorum.' Ben de gidip o uzman çavuştan Patnos'taki şubede şikâyetçi oldum. Devlet bu zorluğu, zulmü ediyor. Oğlum buna katlanmadı. Sakladılar. Bir gün sabah kalktım, eşimin  telefonunu çaldırdılar. Dediler ki: 'Hacı, oğlun firar etmiş, yanına gelmiş.' O da, 'Hayır, ben oğlumu askerliğe gönderdim. Benim oğlum nasıl gitti?' dedi. Devletin askerde Kürtlere yaptığı zulüm nedeniyle oğlum askeriyenin silahını alıp saflara katıldı” dedi.   ‘Kürt ve Kürdistani insanlarız’   Kürt kimliğine, diline ve kültürüne sahip çıkarak barış içinde yaşamak istediklerini söyleyen Marifet Gökdağ, hiçbir annenin yüreğinin yanmamasını istediğini ifade ederek, “Biz Kürdüz. Dilimiz Kürtçe. Eskiden beridir böyle gördük. Türkçe bilmiyoruz. Devlet daima gençlerin peşinden gidip geliyor. Gençleri korkutuyor. Devlet bizlere zorluk çektiriyor. Barış olsun istiyoruz.  Hiçbir annenin yüreğinin yanmasın istemiyoruz. Türk, Kürt, Laz, Çerkez fark etmiyor; barış olsun istiyoruz. Biz gördük, kimse görmesin. Biz barış istiyoruz. Hiçbir annenin canı yanmasın. Başımız dik, kötü bir şey yapmadık. Her ne sorun olmuşsa onlardan ötürü olmuş. Oğlum hep diyordu ki: 'Ben kabul etmiyorum, her gün Kürtlere hakaret ediliyor.' Çocukken çok akıllı, becerikli, çalışkan biriydi. Hakareti kabul etmiyordu. Her şeyi biliyordu, çok bilgiliydi. Kendini bilen biriydi. Biz daima partiye bağlıyız. Biz Kürdüz, ayakta durmak istiyoruz. Zulmü kabul etmiyoruz. Eskiden beri de Kürt ve Kürdistani insanlarız. Bana çok bağlıydı. Halkını çok seviyordu, ailesini çok seviyordu. Herkese yardım ederdi. Bütün şehidlerin annesiyim; şehidim tek değildir. Annelerin hepsi ağlıyor, annelerin hepsi barış istiyor. Ben Kürdüm, Kürtlüğümden de razıyım” şeklinde konuştu.   ‘Abdullah Öcalan serbest bırakılmalı’   Barışın kalıcı hale gelmesi için cezaevlerinin boşaltılması ve Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan'ın serbest bırakılması gerektiğini dile getiren Marifet Gökdağ, şunları söyledi: “Ben de barış istiyorum. PKK silahlarını yaktı, 'biz barış taraftarıyız' dediler. Binlerce annenin çocukları zindanlarda tutukludur. Bir o kadar da şehid düşmüş. Neden? Çünkü halkların arasına nifak sokmuşlar. Bu yüzden barış istiyoruz. Biz sadece barış diyoruz. Cezaevindekiler suçsuz, günahsız kişiler; onlar da bırakılsın. Bizim ciğerimiz yandı, onların ciğeri yanmasın."