9 yıldır toprağa şekil veriyor: Kültürümüzün zenginliğinde kayboldum! 2026-08-16 09:04:23   Neslihan Kardaş     ŞİRNEX - Şirnex’in Cizîr ilçesinde yaşayan Özlem Yıldırım, 9 yıldır açtığı seramik atölyesinde hem üretiyor hem de coğrafyanın kültürünü eserlerinde yaşatıyor. Özlem Yıldırım, "Sanat ruha iyi geliyor. Ben bu sanata ilk başladığımda kendi kültürümle başladım fakat ruhumda şunu da hissettim; ben geçmişe gittim ve kültürümüzün zenginliğinde kayboldum diyebilirim" dedi.    Kadınların üretim alanlarının daraltıldığı, emeğinin çoğu zaman görünmez kılınırken, bazı kadınlar ellerindeki toprağı dönüştürerek kendi alanlarını yaratıyor. Şirnex’in Cizîr ilçesinde yaşayan Özlem Yıldırım da 9 yıldır seramik sanatıyla uğraşarak, toprağı ellerinde şekillendiriyor. Çamura dokunduğu her an, yalnızca bir sanat eserine değil, emeğine, hayallerine ve yaşamına da biçim veriyor.   Seramiğin su, toprak ve ateşle buluşan yolculuğunda Özlem’in elleri sabrın izlerini taşıyor. Kimi zaman saatler süren emeğin ardından ortaya çıkan bir eser, kimi zaman fırından beklenmedik bir biçimde çıkan parça… Her biri onun için üretmenin başka bir anlamını taşıyor. Dokuz yıl önce başlayan seramik yolculuğu bugün ÖzlemYıldırım için yalnızca bir uğraş değil, kendisini ifade ettiği, ürettiği ve yaşamla bağ kurduğu bir alan oluyor.     Seramik: Toprağın hazfızası   Toprağın avuçlarında biçim değiştirmesini izleyen Özlem Yıldırım, yaptığı seramik sanatını anlattı. “Ben çamur sanatçısıyım” diye kendini tanıtan Özlem Yıldırım, yaklaşık 9 yıldır açtığı atölyede seramik yapıyor. Özlem Yıldırım, seramiğin, toprağın belleği olduğunu dile getirerek, “Benim için seramik sadece insanın biçim verdiği bir malzeme değil, toprağın belleğini bugüne taşıyan sanatsal bir dildir. Eserlerimde yaşadığım coğrafyanın kültürel belleğinden, Mezopotamya’nın kadim sembollerinden, geçmişten günümüze aktarılan gelenek ve izlerinden besleniyorum. Çünkü bir sanatçının üretiminin, ait olduğu topraktan ve o toprağın belleğinden koparılamayacağına inanıyorum” dedi.   Seramiğin dört temel elementle ilişkisi   Seramiğin en önemli özelliklerinden birinin de dört temel elementle olan ilişkisi olduğunu vurgulayan Özlem Yıldırım, “Toprak, su, hava ve ateş. Toprak biçim alır, su ona hareket verir, hava onu dönüştürür ve ateş son sözü söyler. Bu yüzden seramikte sanatçı her şeyi kontrol edemez. Ateş de eserin üzerinde kendi izini bırakır. Bazen bir çatlak, bir renk değişimi ya da beklenmedik bir yüzey dokusu eserin kusuru değildir. Onun hikayesinin bir parçası olur. Bu nedenle ben de eserlerimde kusursuzluk arayışından ziyade, izlerin peşine düşüyorum. Geçmişin izi, insanın izi, kadının izi ve yaşadığımız coğrafyanın belleği” diye belirtti.    Geleneksek motiflere çağdaş bir bakış    Özellikle geleneksel motifleri olduğu gibi tekrarlamak yerine, onları çağdaş bir sanat diliyle yeniden yorumlamaya çalıştığını söyleyen Özlem Yıldırım, “Bana göre kültürel mirası korumak, onu sadece geçmişte olduğu gibi muhafaza etmek demek değildir. Önemli olan, onu bugünün diliyle yeniden var edebilmek ve gelecek nesillere ulaştırabilmektir. Bir motif bazen yüzlerce yıllık bir hikayeyi içinde barındırabilir. Bir nazar boncuğu, bir tılsım, kadim bir sembol ya da toprağın üzerinde kalmış küçük bir iz bizden önce bu topraklarda yaşamış insanların korkularını, umutlarını, inançlarını ve hayata bakışlarını bize anlatabilir. Bu yüzden benim için seramik yapmak, aynı zamanda belleği görünür kılmaktır" ifadelerini kullandı.    Geçmiş ile bugün arasında köprü     Toprağa her dokunuşumda, geçmiş ile bugün arasında sessiz bir köprü kurduğunu söyleyen Özlem Yıldırım, "Eserlerime bakan kişinin sadece güzel bir şey görmesini istemiyorum. Durmasını, düşünmesini ve eserde kendi belleğinden bir parça ile yüzleşmesini istiyorum. Çünkü sanatın en büyük gücünün cevaplar vermek değil, insanların içinde yeni sorular yaratmak olduğuna inanıyorum. Ve eğer tüm sanat yolculuğumu tek bir cümleyle ifade etmek isteseydim, ‘Toprak geçmişi içinde saklar, ateş onu dönüştürür, sanatçı ise o belleğe yeniden ses verir’ derdim” dedi.    'Yüzümüzü sanata dönelim'     Özlem Yıldırım, bu sanata başlamasının temel nedenlerinden birinin de kendi toprağını, kültürünü yaşatmak olduğunu ifade ederek, "Kadınların bu sanatı bilmelerini isterdim. Çünkü ben bu atölyeyi açarken daha çok buradaki kadınların ilgi duymalarını istiyordum. Çünkü kadınların buna ihtiyacı var. Ama maalesef bu noktada eksik kalabiliyoruz. Kültürümüze, sanata yüzümüzü dönmüyoruz. Daha çok popüler kültürün etkisinde kalıyorlar. Kadınların gelip burada kendi çalışmalarını üretmelerini isterdi. Çamur, sadece bir geçim kaynağı değil, insan ruhu için de çok etkili. Sanat noktasında kendimizi daha fazla geliştirmemiz gerekiyor” ifadelerini kullandı.   ‘Kültürümüzün zenginliğinde kayboldum'     Yaptığı sanatın, ruhuna çok iyi geldiğini söyleyen Özlem Yıldırım, “Çünkü sanata başladığım günden bu yana daha sakin olabiliyorum. Kapıdan içeriye stresli girip, rahatlamış bir şekilde çıkıyorum. Çünkü insan eline çamuru aldığında etkisini ruhunda hissedebiliyor. Ben bu huzurun tüm kadınların ruhuna düşmesini istiyorum. Kadınların sanatla daha fazla uğraşmalarını istiyorum. Sanatın hangi alanıyla ilgilendiği fark etmez. Sanat ruha iyi geliyor. Ben bu sanata ilk başladığımda kendi kültürümle başladım fakat ruhumda şunu da hissettim; ben geçmişe gittim ve kültürümüzün zenginliğinde kayboldum diyebilirim. Ben Kürt kültürü ile sanatımda daha da ilerledim” diye konuştu.