Bir çocuğun adalet arayışında medyanın tercihi: Sessizlik 2026-10-25 09:06:28   Derya Ceylan    HABER MERKEZİ – Fatmanur Çelik yaşarken adalet istedi, Hifa İkra Şengüler’e yönelik tecavüz davasında fail beraat ettirildi. Fatmanur ve çocuğun şüpheli ölümlerini haberleştiren birçok medya kuruluşu bu kararı görmezden gelirken kimileri adalet arayanları hedef aldı, kimileri de faili “baba” kimliğinin arkasına sakladı. Böylece medyanın sessizliği ve kullandığı dil de, kadın ve çocuk odaklı haberciliğin nasıl ihmal edildiğini gösterdi.   Medya, kadın ve çocuk odaklı habercilikte sorumluluğunu ne kadar yerine getiriyor? Yaşarken adalet arayan kadınların sesini duyurmayan, yaşamlarını yitirdikten sonra da mücadelelerini takip etmeyen bir habercilik anlayışının kadınlara ve çocuklara karşı sorumluluğu nedir? Kadınların yaşadıklarını 8 Mart ve 25 Kasım gibi belirli günlerde sayılara indirgeyen medya, onların adalet taleplerini neden aynı ısrarla gündemine taşımıyor?   Kadınların ve çocukların şüpheli ölümlerini haberleştirmek, yaşarken yaptıkları çağrıyı, başvuruları ve karşılaştıkları engelleri araştırmadan ne kadar anlam taşıyor? Bir olayı görmezden gelmek, yaşanmadığı gerçeğini değiştirmiyor. Buna rağmen kimi medya kuruluşları, kadınların ve çocukların yaşadıklarından çok olayların yarattığı gündeme odaklanıyor; yargı süreçlerini ve kamu kurumlarının sorumluluklarını geri plana itiyor.   Bu yaklaşımın örneklerinden biri de annesi Fatmanur Çelik ile birlikte şüpheli şekilde yaşamını yitiren 8 yaşındaki Hifa İkra Şengüler’in dosyası. Fatmanur Çelik yıllarca adalet mücadelesi verirken çocuğuna yönelik tecavüz suçundan yargılanan Ayhan Şengüler’in beraat kararı birçok medya kuruluşunda yer bulmadı. Kararı haberleştiren kimi yayınlar ise tecavüzü açıkça adlandırmak yerine failin “baba” kimliğini öne çıkardı. Böylece bir çocuğun yaşadıkları ve annesinin adalet arayışı, medyanın sessizliği ve kullandığı dilin gerisinde bırakıldı.   Fatmanur Çelik yıllarca adalet aradı   Fatmanur Çelik ve 8 yaşındaki çocuğu Hifa İkra Şengüler, 2 Mart’ta İstanbul’un Zeytinburnu ilçesinde şüpheli şekilde yaşamını yitirmiş halde bulunmuştu. Fatmanur Çelik, çocuk yaşta Ayhan Şengüler tarafından tecavüze uğradığını, ardından kendisiyle evlendirildiğini ve çocuğunun da aynı kişi tarafından tecavüze uğradığını belirterek yıllarca adalet mücadelesi yürütmüştü. İstanbul Anadolu Adliyesi önünde haftalarca nöbet tutan Fatmanur Çelik, yaşamını yitirmeden önce “Başıma bir şey gelirse intihar demeyin” diyerek kamuoyuna seslenmişti.   Fatmanur ve çocuğunun şüpheli ölümlerinden aylar sonra, 14 Ekim’de İstanbul Anadolu 2’nci Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen davada Ayhan Şengüler hakkında beraat kararı verildi. Avukatların savunma için ek süre ve gizlilik kararının kaldırılması talepleri reddedildi. Avukatlar mahkemenin tutumuna itiraz ederken kadın örgütleri de karara tepki gösterdi.   Yeni Şafak, avukatları ve kadın derneğini hedef aldı   NTV, CNN Türk ve A Haber gibi televizyon kanalları ile Hürriyet, Sabah ve Milliyet gibi gazeteler, Fatmanur Çelik ve Hifa İkra Şengüler’in şüpheli ölümlerini ve ardından Gülben Ergen’in dijital medya paylaşımları nedeniyle ifade vermesini haberleştirdi. Ancak Ayhan Şengüler’in beraat kararı, bu yayın kuruluşlarının gündeminde yer bulmadı. Yeni Şafak ise diğerlerinden farklı olarak Fatmanur ve çocuğunun adalet mücadelesine destek veren Önce Çocuklar ve Kadınlar Derneği ile avukatları hedef aldı. Gazete, 6 Mart’ta “Anne kızı ölüme sürüklediler” başlığıyla yayımladığı haberde, dernek ve avukatları hedef alan bir dil kullandı. Fatmanur Çelik’in yıllarca sürdürdüğü mücadele ve kamu kurumlarının sorumlulukları ise haberin dışında bırakıldı. Yeni Şafak’ın erişilebilen haber arşivinde de Ayhan Şengüler’in beraat kararına ilişkin bir habere rastlanmadı.   Bir çocuğun şüpheli ölümünü haber değeri taşıyan gelişme olarak gören medyanın, aynı çocuğa yönelik tecavüz davasının sonucuna yer vermemesi, yayın önceliklerini ortaya koyuyor. Kadınların ve çocukların yaşadıklarından çok olayların yarattığı gündemi takip eden bu anlayış, adalet arayışını da görünmez kılıyor.   Tecavüz davalarını takip etmek, yargı kararlarını sorgulamak ve kamu kurumlarının sorumluluklarını araştırmak da gazeteciliğin görevi. Bir çocuğa yönelik tecavüz davasının sonucunu görmezden gelen medya, kimin sesini duyurduğu kadar kimin sesini duyurmadığıyla da yüzleşebilmeli.   BBC Türkçe ve soL Haber’in başlıklarında tecavüz değil, ‘baba’ var   Beraat kararını haberleştiren BBC Türkçe ve soL Haber’in kullandığı dil de kadın ve çocuk odaklı habercilikten uzaktı. BBC Türkçe, kararı “Annesiyle ölü bulunan Hifa İkra’nın istismar davasında baba beraat etti” başlığıyla duyururken soL Haber, “Hifa İkra ve annesinin ölümünden 7 ay sonra istismarcı babaya beraat!” başlığını kullandı.   BBC Türkçe ise Ayhan Şengüler’in adını gizleyerek “baba” kimliğini öne çıkardı. soL Haber de “istismarcı” sözcüğünü sanki bir meslek ya da sıradan bir özellikmiş gibi kullandı. Fatmanur Çelik’in çocuk yaşta tecavüze uğradığı kişiyle evlendirildiğini ve çocuğunun da aynı kişi tarafından tecavüze uğradığını yıllarca anlattığı bir dosyada, failin suçunu meşrulaştırarak aile bağlarını öne çıkarıyor.   Muhalif medyanın kullandığı bu dil de gazetecilik etiğiyle bağdaşmıyor. Kadın ve çocuk odaklı yayıncılık, failin aile içindeki konumunu değil, çocuğun yaşadıklarını ve adalet mücadelesini merkeze almayı gerektiriyor.   Muhalif ve özgür basın mahkemedeki itirazları aktardı   Fail hakkındaki beraat kararı, JINNEWS, Ajansa Welat, Mezopotamya Ajansı gibi özgür basın kuruluşlarının yanı sıra ANKA, bianet, Cumhuriyet, T24, Medyascope, Sözcü gibi muhalif basın kuruluşlarında yer buldu. Haberlerde Ayhan Şengüler’in tutuklu kalmadan beraat etmesi, avukatların taleplerinin reddedilmesi ve kadın örgütlerinin tepkileri aktarıldı. Özgür basın, Fatmanur Çelik’in adalet mücadelesini de gündemde tuttu.   Bir çocuğun sesi neden duyulmadı?   Fatmanur Çelik, yaşamından endişe ettiğini kamuoyuna açıkça duyurmuştu. Peki medya bu uyarıyı ne kadar ciddiye aldı? Yaptığı başvuruları, karşılaştığı engelleri ve kamu kurumlarının sorumluluklarını ne ölçüde araştırdı?  Fatmanur ve Hifa İkra’nın şüpheli ölümlerinin ardından bu soruların yanıtını aramak gazeteciliğin sorumluluğuydu. Ancak tecavüz davasının beraatle sonuçlanması bile birçok yayın kuruluşunun gündemine girmedi.   Fatmanur Çelik’in uyarılarını yeterince duyurmayan, Hifa İkra’nın davasını görmezden gelen ya da tecavüzü aile bağlarının arkasına saklayan medya, kadınların ve çocukların yanında durduğunu nasıl savunabilir?