DEM Parti: Rojava protestolarında tutuklanna tüm çocuklar serbest bırakılsın

  • 23:33 12 Şubat 2026
  • Güncel
ANKARA - DEM Parti Çocuk Komisyonu, Rojava protestoları kapsamında tutuklanan çocuklara ilişkin açıklama yaptı. Komisyon, çocukların tutuklanmasının “çocuğun üstün yararı” ilkesine aykırı olduğunu belirterek serbest bırakılmaları istedi.
 
Halkların Eşitlik ve DEmokrasi Partisi (DEM Parti) Çocuk Komisyonu, İzmir’de dijital medyada saçlarını ördüğü video gerekçe gösterilerek tutuklanan 16 yaşındaki lise öğrencisi ve Rojava protestoları gerekçe gösterilerek tutuklanan çocuklara ilişkin yazılı bir açıklama yayımladı. Açıklamada, çocukların tutuklanmasının çocuk adalet sistemi ve hukuk devleti ilkeleri açısından kabul edilemez olduğu vurgulanarak çocukların serbest bıraklıması istendi.
 
Açıklamada şu ifadelere yer verildi:
 
“Çocukların yaşamları cezaevine sığdırılamaz. A.K., R.S. ve Rojava protestolarında tutuklanan tüm çocukları serbest bırakın.
 
Hukukun yerini cezalandırıcı siyasal reflekslerin, adaletin yerini ise vicdansızlığın aldığı karanlık bir dönemden geçiyoruz. İzmir’de yaşayan 16 yaşındaki lise son sınıf öğrencisi A.K., yalnızca sosyal medya üzerinden paylaştığı bir saç örme videosu, bir fotoğraf ve bir şarkı gerekçe gösterilerek ‘örgüt propagandası’ iddiasıyla tutuklanmıştır. Bununla beraber yine R.S. ve onlarca çocuk Rojava protestoları gerekçe gösterilip tutuklanarak özgürlükleri gasp edilmiştir.
 
Bir çocuğun eğitim hayatından, hayallerinden ve ailesinden koparılarak cezaevine gönderilmesi, çocuk adalet sistemi ve hukuk devleti ilkeleri açısından asla kabul edilemez bir karardır.
 
Çıplak arama ve şiddet bir hak ihlali değil, insanlık suçudur. A.K. ve R.S.’nin tutukluluk sürecinde yaşananlar, Türkiye’deki cezaevi gerçeğinin ne kadar korkutucu boyutlara ulaştığını bir kez daha gözler önüne sermiştir. İzmir Aliağa Şakran Çocuk Cezaevi’ne girişte ve sonrasında A.K.’nin üstü çıplak şekilde aramaya maruz bırakıldığı bilgisi ailesi tarafından aktarılmıştır. Bununla da kalmamış; kaldığı koğuşta diğer çocuklar tarafından darp edilmiş, başı duvara vurulmuş ve fiziksel şiddete maruz kalmıştır. 16 yaşındaki bir çocuğun devlet koruması altında olması gereken bir kurumda bu denli ağır hak ihlalleriyle karşılaşması, devletin koruma yükümlülüğünü tamamen terk ettiğinin kanıtıdır.
 
Unutulmamalıdır ki ifade özgürlüğü salt yetişkinler için değil, çocuklar için de esastır ve tartışma götürmez bir haktır. BM Çocuk Haklarına Dair Sözleşme’ye göre çocuğun özgürlüğünden yoksun bırakılması ancak ‘son çare’ olmalıdır. Oysa A.K. ve R.S. nezdinde görüldüğü üzere yargı makamları ‘çocuğun üstün yararını’ gözetmek yerine tutuklamayı bir cezalandırma ve gözdağı aracına dönüştürmüştürmüştür.”