Konferansa mesaj gönderen PAJK’tan ortak mücadele çağrısı
- 20:43 14 Şubat 2026
- Güncel
HABER MERKEZİ- Bogota’da yapılan konferansa mesaj gönderen PAJK, kadınlara yönelik küresel saldırılara karşı birlik vurgusu yaparken, “Rojava’yı savunmak için nerede olursak olalım mücadele etmeliyiz” dedi.
“Kadınlar Geleceği Örüyor” ağının, Kolombiya'nın başkenti Bogota'da Latin Amerika’daki kadın hareketleriyle birlikte düzenlediği “Çiçekleneceğiz Çünkü Savaş Köklerimizi Yok Edemez” Konferansı, 3. gününde. Konferans oturumu, Partiya Azadiya Jinen Kurdistan (PAJK) tarafından gönderilen görüntülü mesajla başladı.
PAJK Meclisi Üyesi Evindar Ararat, mesajında dünya genelinde kadınlara yönelik saldırıların her geçen gün şiddetlendiğine dikkat çekerek, buna karşı ortak mücadeleyi büyütmenin gerekliliğini vurguladı.
Evindar Ararat, Abya Yala ile aralarında 15 bin 300 kilometre mesafe olmasına rağmen mücadele ve acının ortak olduğunu belirterek, Kürt kadınlarının uzun yıllardır ağır bedeller ödeyerek direndiğini ifade etti.
‘Mücadelemizi tüm dünya kadınları adına verdik’
Evîdar Ararat, devamla şu mesajları verdi: “Kürdistan’a yönelik sömürgeci politikalar devam ediyor. Savaşta ağır bedeller ödedik. Kürt, Filistinli ve Afgan kadınlar şiddetin her çeşidi ve göçle karşı karşıya kaldı. Tüm bunlara rağmen özgürlük iddiamızdan vazgeçmeyip tüm zorlukları mücadelemizi büyütmenin gerekçesi olarak gördük. Savaş koşullarında düşmana karşı mücadele etmekle sınırlı kalmadık; iç mücadelemizi de en güçlü şekilde yürütmeyi esas alarak her yönüyle kendimizi eğitmeyi esas aldık. Komünal, demokratik, sosyalist bir yaşamı inşa etmeyi amaçladık. Kapitalist sistem, kadının ortak mücadelesini engellemek için kadını kadının düşmanı kılmak istedi. Buna karşı da savaştık; birbirimize güvendik, birbirimizi sevmeyi, güç vermeyi, birbirimizi büyütmeyi öğrendik. İçimizde birliği yarattık ve erkek egemen sistem gerçeğine karşı ortak yaşam felsefemizle güçlü bir mücadele verdik. Kadının özgürlüğünün güçlü bir kişilik yaratmakla mümkün olduğunu öğrendik. Sırtımızı hiçbir güce vermedik ve kendi ayaklarımız üzerinde durmayı esas aldık. Şehitlerimizi özgürlük felsefemiz olarak esas aldık. Mücadelemizi dünya kadınlarının mirası üzerinden geliştirdik. Mücadelemizi tüm dünya kadınları adına verdik. Her anımızda onları hissettik ve mücadelemizin değerlerini onlarla paylaşmayı esas aldık.
Rojava’yı savunalım
Kapitalist modernite güçleri, DAİŞ zihniyetine sahip olan HTŞ güçleri ve Colani’yi meşru göstererek iktidara getirdi. Yoldaşlarımıza yönelik savaş suçları işlendi ve bu saldırılar devam ediyor. Rojava Devrimi, demokrasi, halkların yoldaşlığı ve kadın öncülüğü ekseninde gelişen özgür bir alandır. Bu hedef alındı; kadın özgürlüğü, demokratik yaşam hedef alındı. Rojava, yeni bir yaşamın mümkün olduğunu, ulus devlete, erkek egemen sisteme mahkûm olmadığımızı gösterdiği için hedef alındı. Çünkü bu yaşam alternatifinin gelişmesini, halklara ve kadınlara umut olmasını istemiyorlar. Rojava’da Afganistan’da olduğu gibi din adı altında erkek egemen sistemi hâkim kılarak Kürt halkı ve Kürt kadınları kırımdan geçirilmek isteniyor. YPG, YPJ ve dostlarının direnişini selamlıyoruz. Faşizme karşı mücadele eden tüm dostlarımızı selamlıyoruz. Rojava Devrimi etrafında kenetlenmeli, özgürlük için mücadele etmeliyiz. Rojava’yı savunmak için nerede olursak olalım mücadele etmeliyiz. Özgürlükten asla taviz vermeyecek ve Rojava kadın devrimi kazanımlarını savunacağız. Tüm Kürt kadınları adına Abya Yala’daki tüm kadınları selamlıyoruz.”
PAJK’ın mesajı konferans delegeleri tarafından yoğun ilgiyle karşılandı. Konferans salonunda uzun süre “Jin jiyan azadî” sloganları yankılandı.
Atölyelerden çıkan öneriler
Abya Yala’da devam eden kadın konferansında oturum, ekonomi, kültür-sanat, sağlık, öz savunma-ekoloji, eğitim, iletişim-medya, kadın konfederalizmi ve jineoloji alanlarında oluşturulan çalışma gruplarının bir gün önce gerçekleştirdiği tartışma sonuçlarının ve önerilerinin aktarılmasıyla sürdü.
Kültür-sanat
Atölye sonuçlarında, erkek egemen sistemin en büyük saldırıları toplumsal değerlere ve kültüre yönelttiği vurgulandı. Kültür ve sanatın yalnızca sembolik bir alan olmadığı; kimliği ve özgürlüğü ifade eden bir direniş zemini olduğu ifade edildi. Kültürün halkların vicdanı ve hakikatiyle doğrudan bağlantılı olduğu belirtilerek, bu alana yönelik saldırıların varlığa yönelik olduğu ve mücadelenin sürekli ve toplumsal bir karakter taşıması gerektiği kaydedildi.
Eğitim
Eğitim alanında hakikat ilkelerinin esas alınması, çoğulculuğu ve toplumsal renkliliği yansıtan demokratik bir yaklaşımın geliştirilmesi gerektiği belirtildi. Eğitimin kapitalist sistemin saldırılarına karşı bir direniş alanı olduğu ifade edilerek, siyasi faaliyetlerin de pedagojik bir nitelik taşıması gerektiği vurgulandı. Eşitlikçi, hiyerarşi ve tahakküme karşı bir eğitim anlayışı önerildi. Deneyim paylaşımı ve hatalardan ders çıkarma kültürünün önemine dikkat çekildi.
Ekonomi
Ekonominin egemen güçlerin sömürüyü derinleştirdiği temel alanlardan biri olduğu ifade edildi. Kapitalist sistemin kâr ve tüketim merkezli anlayışına karşı paylaşımcı, doğayı koruyan ve doğal toplum değerlerini esas alan bir ekonomi anlayışı savunuldu.
Sağlık
Sağlık alanının ticarileştirilmesine karşı çıkılması gerektiği belirtilerek, tarihsel olarak kadınların bu alanda güçlü bir rol oynadığı hatırlatıldı. Sağlığın manevi, toplumsal ve ekolojik değerlerden koparılamayacağı ifade edildi.
Medya ve iletişim
Basının özgürlüğün siyasi ve kolektif bir alanı olduğu belirtilerek, sözün eyleme dönüşmesinde önemli bir rol oynadığı vurgulandı. Mevcut medya düzeninin toplumu kontrol aracı olarak kullanıldığı ifade edilerek, hakikati esas alan özgür basın anlayışının geliştirilmesi çağrısı yapıldı. Özgür basına yönelik sistematik saldırılara dikkat çekilerek, kadınların medya alanında örgütlenmesi gerektiği kaydedildi.
Öz savunma ve ekoloji
Öz savunmanın yalnızca fiziki değil; yaşamı, doğayı, tarihi ve toplumsal belleği kapsayan çok yönlü bir alan olduğu ifade edildi. Hukuki, ekolojik ve toplumsal savunma biçimlerinin birlikte ele alınması gerektiği belirtildi. Kadına, doğaya ve halklara yönelik saldırılar karşısında kolektif öz savunmanın zorunlu olduğu vurgulandı.







