Paradigmanın örgütlediği direniş komployu boşa çıkardı

  • 09:06 15 Şubat 2026
  • Güncel
Rozerin Gültekin
 
WAN - Komplonun boşa düşürülmesinin somut sonucunun paradigmanın dünyanın her yere yayılmış olması olduğunu söyleyen DBP Wan İl Eşbaşkanı Gönül Uzunay, tecridin son bulması ve  Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın fiziki özgürlüğünün sağlanması gerektiği çağrısında bulunarak “Dört parçanın tek bir ağızdan Sayın Abdullah Öcalan'ın özgürlüğü için çabalamalı” dedi.
 
Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’a yönelik 15 Şubat Uluslararası Komplo 27’nci yılını geride bıraktı. Abdullah Öcalan’ın şahsında gerçekleştirilen komplo ile Kürt halkının özgürlük mücadelesi tasfiye edilmeye çalışılmasına karşı Kürt halkı direnişini 27 yıldır sürdürüyor. Duygusunu ve düşüncesini mücadeleye kanalize eden Kürt halkı Abdullah Öcalan’ın fiziki özgürlüğü için direnişini büyütüyor.
 
Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) Wan İl Eşbaşkanı Gönül Uzunay, gerçekleşen komploya ve direnişe dair değerlendirmelerde bulundu.
 
Öndersiz bırakılmak istenen halk 27 yıldır mücadele ediyor
 
Komplo ile birlikte Kürt meselesinde çözümsüzlüğün derinleştirilmesinin ve Kürt Özgürlük Hareketi'nin tasfiyesi planlandığını ama komplonun direniş ile boşa düşürüldüğünü dile getiren Gönül Uzunay, “Planlanan aslında bölgedeki iç savaşı körüklemek ve Kürt-Türk savaşını körüklemekti. Kürtlerin ilk defa bir liderin öncülüğünde hem milli varlığı hem de siyasi varlığı için mücadelesini tasfiye etme girişimiydi. 27 yıldır Sayın Abdullah Öcalan sadece Kürt önderi değil, halklar önderi olarak İmralı'da hukuksuz bir şekilde tutuluyor. Kürt halkının ve dostlarının Sayın Abdullah Öcalan'a sahip çıkması komployu boşa çıkardı. O süreçte ‘Güneşimizi karartamazsınız’ eylemleri gerçekleşti, her yerde halk ayağa kalkmıştı, cezaevlerinde tutsaklar yaşananları kabul etmiyordu. Güneşi karartamazsınız eylemleriyle Sayın Abdullah Öcalan etrafındaki ateş çemberi komployu boşa çıkardı. Burada da bu arkadaşları minnetle ve saygıyla anmak da isterim. Sayın Abdullah Öcalan nezdinde Kürt özgürlük hareketini tıkamak, bitirmek, halkın özgürlük ve barış sistemini, evrensel haklarını yok etmeye çalışan hegemonik devletlere bu komplo boşa çıkarıldı. Sistemin amacı Kürt halkını öndersiz bırakıp parçalamaktı. O süreçte muazzam bir sahiplenme çıktı ve 27 yıldır kesintisiz olarak Sayın Abdullah Öcalan'ın fiziki özgürlüğünü kendi fiziki özgürlüğü olarak gören bir halk gerçekliği var” dedi.
 
Paradigma artık her yerde…
 
Abdullah Öcalan’ın sadece birey olarak İmralı’da tutulmadığını tüm dünyaya umut olan paradigmanın yaratıcısı olduğunu belirten Gönül Uzunay, “Hedeflenen bir kişi şahsında bir hareketi, halkı, hakikati yok etmekti. Ama bugün baktığımızda Sayın Abdullah Öcalan sadece bir birey olarak değil bir paradigmanın yaratıcısı olarak her yerde. Özgürlüğü, demokrasiyi, hukuku arayan her yerde bu paradigma gelişti. Orta Doğu çok renkli, çok dilli, çok dinli, birçok ulusu içinde barındırdığı çok renkli bir alan. Hegemonik güçlerin ön planda tuttuğu ise tekçilik. Bunun karşısında Sayın Abdullah Öcalan'ın demokratik, ekolojik, kadın özgürlükçü paradigması 3’ncü yol olarak ortaya çıktı. Paradigma sömürgeci güçlerin çıkar ilişkilerine göre bir dengeyi sunmayacağından dolayı hedef oldu. Sayın Abdullah Öcalan bugün 3’ncü dünya savaşı gerçekliği içerisinde çölde bir çiçek açmaya çalıştırıyor. Paradigması hem Rojava'da, hem Bakur'da hem Rojhilat’ta hem Başur'da hem de dünyanın birçok yerinde yaşatılmaya çalışılan ve yaşatılan bir hakikat.”
 
‘Tecrit barışa vurulan darbedir’
 
27 yıldır İmralı’da tecridin uygulanmasını barışa vurulan bir darbe olarak değerlendiren Gönül Uzunay, tecridin sadece fiziki olarak uygulanmadığına paradigmanın yayılmasının önünde de tecrit uygulanmaya çalışıldığını ifade etti. Gönül Uzunay, “Sayın Abdullah Öcalan'ın çoğu zaman kitapları yasaklandı ki halen de birçok yerde yine de yasaklı olarak lanse edilmeye çalışılıyor. Çoğu yerde röportajları yasaklı oldu. Tecrit sadece bedenen Sayın Abdullah Öcalan üzerinden yürütülmedi.  Çünkü insanların Sayın Abdullah Öcalan’ı görmediğin de aslında hakikatten etkilenebileceği biliniyordu. Tecrit Kürt meselesindeki çözümsüzlüğün ısrarını geliştirdi. Çünkü Kürt meselesi 1993'te 1999'larda çok rahatlıkla çözülebilen bir meseleydi ama tutsaklık sürecinin başlaması, tecridin gittikçe derinleşmesi aslında Kürt meselesinin çözülemez bir yumağa dönüşmesine neden oldu. Sayın Abdullah Öcalan tüm imkansızlar arasında bulduğu en ufak noktada dahi bir ışık olarak bu meselenin çözümünde arayış kararını sürdürdü. Tecridin en ağır olduğu dönemlerde dahi Kürt meselesinin demokratik zeminde çözümü için ısrarcı oldu” dedi.
 
‘Varlığına karşı bir savaş açılmışsa sonuna kadar da direneceksin’
 
Uluslararası komplonun 1999 ve 2026 yıllarında aynı amaçla paradigmaya yönelik gerçekleştiğinin altını çizen Gönül Uzunay, sistemin istediği gibi bir Kürt yaratmaya çalışmasına karşı komplonun boşa düşürüldüğünün altını çizdi. Gönül Uzunay, “Komplodaki hedef Kürtleri hem statüsel olarak hem de varlıksal olarak bir soykırımı açmak ve Kürt coğrafyasını ticari alana açmaktı. Dört parça Kürdistan ve diasporadaki Kürtler, dünyanın her yerinde Kürtleri tanıyan dostlarında muazzam bir tepki gelişti. Bu tepki bir serhıldana dönüştü. Yıllardır Kürtlerin hasret olduğu ulusal birlik alanda kuruldu. Bunu halk başardı siyasilere rol düşmeden halk inisiyatif aldı. Burada direniş hattını kuranda aslında paradigmaydı. Paradigma bir yandan müzakere, demokrasi diyor ama diğer taraftan da eğer ki varlığına karşı bir savaş açılmışsa sonuna kadar da direneceksin diyor. Yani paradigmanın getirdiği o zihinsel güçle, iradeyle aslında o direniş gelişti” sözlerini kullandı.
 
‘Söylemde olan umut hakkı artık pratiğe geçmeli’
 
Gönül Uzunay, son olarak Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın artık fiziki olarak özgür olması gerektiğinin vurgusunu yaparak Kürtlerin Abdullah Öcalan etrafından birlik olması gerektiğini belirtti. Gönül Uzunay, “Dört parçanın tek bir ağızdan Sayın Abdullah Öcalan'ın özgürlüğü için çabalamalı. Kürt meselesinin gittikçe derinleşmesi Türkiye halklarına da kazandıran bir yol ve yöntem değil. Ekonomik krizin artık toplumu felç ettiği noktadayız. Ekonomik krizle birlikte ahlaki, siyasal çöküşün, hem iç politika hem dış politikada güvensizliğin Türkiye'yi getirdiği olumsuz yönleri de tartışacak olursak aslında bir bütün Türkiye halklarının da Sayın Abdullah Öcalan'ın fiziki özgürlüğü için çabalamalı ve ses çıkarmalı. Kürt meselesinin çözümü Sayın Abdullah Öcalan'ın fiziki özgürlüğünden geçer. 100 yıldan bir gelen bir fırsat var bugün Türkiye'nin önünde. Sayın Abdullah Öcalan'ın bir an önce fiziki özgürlüğüne kavuşması gerekiyor. Umut hakkının bir an önce gerçekleştirilmesi gerekiyor. Söylemde umut hakkının olması ama eylemde umut hakkının gerçekleştirilmemesi tepkiyi oluşturuyor. Başat taleplerimizden birisi toplumun da talebi olan umut hakkının bir an önce gerçekleştirilmesi. Siyasilerin de mecliste konuştuğunun arkasında durup pratiğe geçmesi gerekiyor” ifadelerini kullandı.