‘Ortadoğu’daki çözümsüzlüğe en büyük çözüm Abdullah Öcalan’dır’
- 09:01 9 Nisan 2026
- Güncel
AGIRÎ - Kürt sorununun demokratik çözümü ve toplumsal barışın inşası için Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın fiziki özgürlüğünün elzem olduğunu vurgulayan Çiğdem Gür, “Sayın Öcalan sadece bir şahıs değil, Ortadoğu’daki krizin reçetesi olan bir felsefedir; bu nedenle AİHM kararları derhal uygulanmalı ve 'umut hakkı' kapsamında fiziki özgürlük şartları sağlanmalıdır” dedi.
Dünya siyasetinin ve Ortadoğu dengelerinin yeniden şekillendiği bir süreçte, "Demokratik Toplum" modelinin inşası, bölgesel barışın en temel anahtarı olarak öne çıkıyor. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM), 2014 yılında Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan için verdiği, "tahliye ihtimali olmaksızın ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verilmesinin İnsan Hakları Sözleşmesi'ne aykırı olduğu" yönündeki tarihi kararı, Türkiye’nin hukuk sisteminde uygulanmayı bekleyen en kritik veri olarak duruyor. Uluslararası hukukta "umut hakkı" olarak tanımlanan ve bir tutsağın cezasının 25. yılında durumunun yeniden değerlendirilerek tahliye imkanının tanınması gerektiğini belirten bu hükmün hayata geçirilmesi, demokratik bir toplumsal sözleşmenin tesisi için yasal bir zorunluluk teşkil ediyor.
Agirî Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eşbaşkanı Çiğdem Gür, Demokratik ve Toplum Barış Çağrısı”na dair değerlendirmelerde bulundu.
‘Sürecin aktörü Sayın Abdullah Öcalan’dır’
Çiğdem Gür, Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın sürecin ve çözümün en büyük anahtarı olduğunu vurgulayarak, “Çünkü şimdiye kadar Demokratik Toplum çağrısından tutalım, kurucusu olduğu partisi PKK’nin feshedilmesi, silahlı eylemsizlik kararının alınması ve silahların temsili olarak Süleymaniye’de yakılmasının öncülüğünü ve kararını İmralı’da tutsak haldeyken verdi. Partisi de iyi niyet göstergesi olarak tüm adımları tek taraflı olarak yerine getirdi. Karşılıklı güven ve samimiyetin tam anlamıyla sağlanması, topluma ve kamuoyuna güven duygusunun aşılanması açısından fiziki özgürlük elzem ve vazgeçilmezdir. Bir de sürecin bir tarafının muhatabı olan aktör Sayın Abdullah Öcalan’dır. Bu bakımdan kendisinin ‘özgür yaşar ve özgür çalışır’ koşullarının sağlanması gerekir; sürecin sağlıklı yürümesi ve kararların hızlı alınıp uygulanması için Sayın Öcalan’ın hem partisi ile kolayca diyalog kurması, hatta halkla buluşması gerekir. Aynı zamanda devlet yetkilileri ile de fiziki olarak denk düşecek şartlarda yaşaması ve demokratik toplumun inşası olan demokratik siyaseti de yürütmesi gerekir” dedi.
‘Devlet somut adımlar atmalı’
Devlet ve hükümetin geç kaldığını belirten Çiğdem Gür, Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın fiziki özgürlüğünün sağlanması için gerekli siyasal ve hukuki zeminin oluşturulması gerektiğini ifade etti. Çiğdem Gür, “Devlet, Sayın Bahçeli’nin çağrısına uyup derhal bu konuda fiziki özgürlüğün sağlanması için gerekli siyasal ve hukuki zeminin oluşturulması için çaba göstermeli. Çünkü savaşta cesaretli olmak kadar barışta da ısrarcı ve cesaretli olmak gerekir. Başta Türkiye halklarının ve Ortadoğu’da yaşanan krizin ve çözümsüzlüğün reçetesi olan Demokratik Toplum manifestosu, ancak onun mimarı olan Sayın Öcalan’ın fiziki özgürlüğüne kavuşması ile mümkündür. Barışı, çözümü ve Öcalan’ın fiziki özgürlüğünü birbirinden ayrı ve kopuk değerlendirmek büyük bir gaflettir. Yine Sayın Abdullah Öcalan’ın fiziki özgürlüğü, mitinglerde, Newroz alanlarında halkın en büyük talebi olarak ortaya çıktı. Halk, sürecin muhatabı olan Sayın Öcalan’ın fiziki özgürlüğünü isterken ve meydanlarda haykırırken, devletin, komisyonun ve hükümetin bu denli kayıtsız kalması kabul edilemez” şeklinde konuştu.
‘Sayın Abdullah Öcalan bir felsefe’
Son olarak Çiğdem Gür, Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın Kürt ulusal birliğini güçlendireceğini ve toplumun tüm kesimleri için önemini vurgulayarak, “Yine Sayın Öcalan’ın fiziki özgürlüğü demek, kadınların, gençlerin, toplumun her kesiminin ve doğanın özgür olması demektir. Sayın Öcalan’ın fiziki özgürlüğü, Ortadoğu’daki çözümsüzlüğe en büyük çözüm olacaktır. Çünkü o sadece bir şahıs değil, bir felsefe, bir yaşam biçimi ve bir kolektif anlayıştır. Bu durumda devletin bir an önce AİHM kararlarını uygulamasını istiyoruz; umut hakkının ve fiziki özgürlüğün derhal gerçekleştirilmesi gerekir” diye belirtti.







