'Kadınlar barış sürecinin kurucu öznesi olmalı'
- 09:06 7 Eylül 2026
- Güncel
Melek Avcı
ANKARA - KESK’in 3’üncü Kadın Kurultayı’nda barışın en önemli gündemlerden biri olduğunu belirten Dilek Atik, kadınların sürecin gözlemcisi değil, kurucu öznesi olması gerektiğini vurgulayarak, “İktidarın açtığı bir alan yok ama kadınların alternatif olarak açtığı alanlar var. Barışın ancak kadınların sözünü kurduğu ve inisiyatif aldığı bir süreçle kalıcı ve pozitif barışa evrileceğine dair dünyada çok sayıda örnek var” dedi.
Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK), “Mirasımız direniş, sözümüz mücadele” şiarıyla 4-5-6 Eylül tarihlerinde 3’üncü Kadın Kurultayı’nı düzenledi. Uluslararası sendikaların üyeleri ve temsilcileri ile sivil toplum örgütleri, siyasi parti temsilcileri ve çok sayıda kadının katıldığı kurultayda birçok başlıkta atölye çalışmaları gerçekleştirildi ve atölye grupları raporlarını sundu.
‘Kadın hakları sendikal çalışmalara yerleştirilmeli’
Sendikal hareketin kadın hakları açısından önemli bir rolü olduğunu belirten İsveç Kamu Çalışanları Sendikası Uluslararası İlişkiler Sorumlusu Karin Brunzell, kadın haklarının sendikal mücadelenin bütününde ele alınması gerektiğini söyledi. Karin Brunzell, “Kadın hakları, bir ya da iki mesele üzerinden ele alabileceğiniz bir şey değil. Bu, sendikal çalışmaların tamamının içine yerleştirilmesi gereken bir şey. Kesintiler olduğunda, değişiklikler olduğunda her zaman ilk sırada duran ve ilk kesintiye, en ağır kesintiye maruz kalanlar kadınlar oluyor. Aynı zamanda aileyle ilgilenmesi ve erkeklerin çalışmaya devam edebilmesini mümkün kılması beklenenler de kadınlar. Ama hiç kimse kadına kendi kariyerinde yardımcı olmuyor, onun hayallerini gerçekleştirebilmesini sağlamaya çalışmıyor. Dolayısıyla eşitlik için çalışmak her meselenin, her siyasi talebin içinde yer almalı. Kendimize şunu sormamız gerekiyor: Bu kadınları nasıl etkiliyor? Erkekleri nasıl etkiliyor? Toplumu ve çocukları nasıl etkiliyor?” dedi.
Örgütlenme çağrısı
Barış süreçlerinde sendikaların rolüne ilişkin örgütlenmenin önemine dikkat çeken Karin Brunzell, Kürt halkının uzun yıllardır maruz bırakıldığı baskı ile kadınların özgürlüğü arasında da bağ olduğunu belirtti. Karin Brunzell, “Örgütlenmemiz ve daha büyük, daha güçlü, daha iyi örgütlenmiş hâle gelmemiz gerekiyor. Bir kadın güvende değilse, özgür değilsiniz. Savaşın içinde yaşamak, özgür olmamak demektir. Savaş korkusuyla yaşamak, özgür olmamak demektir. Kürt halkının bu kadar uzun zamandır bu baskı altında olması ve bunun bir sonunun görünmemesi, bütün bir halkı kafese kapatmak gibi. Ve özellikle de kadınları” diye belirtti.
‘Asıl cevap dayanışma’
Uluslararası sendikal dayanışmanın önemine işaret eden Karin Brunzell, KESK ile yürüttükleri çalışmaları ve takip ettikleri davaları örnek verdi. Karin Brunzell, “KESK bizden bir davaya gelip duruşmayı izlememizi, yalnızca o salonda bulunmamızı istediğinde bunu yapmaya çalışıyoruz. Çünkü bu, dayanışmayı göstermenin, dünyanın olup biteni izlediğini göstermenin bir yolu. Bu, yalnızca o odada olup biten bir şey değil. KESK bünyesindeki sendikalarla birlikte yürüttüğümüz bir projemiz de var. Burada kadınların durumuna ve nelerin değiştirilmesi gerektiğine odaklanmaya çalışıyoruz. Bizim buraya gelip size bir çözüm sunmamız gerektiği gibi bir durum değil. Çünkü bu şekilde işlemiyor. Bence asıl cevap dayanışma, yan yana durmak. Ve biri yardım istediğinde, elinizden gelen en iyi şekilde yardım etmeye çalışmak” diye konuştu.
Eğitim Sen Ankara 2 No’lu Şube Kadın Sekreteri ve KESK Merkez Düzenleme Kurulu Üyesi Dilek Atik de katıldığı atölyeye dair değerlendirmelerde bulundu.Kurultaydaki “Dünyadaki Barış Deneyimleri, Emek Örgütleri ve Kadınların Barış Süreçlerine Katılımı” atölyesinde yer alan Dilek Atik, böyle bir atölye başlığının hangi ihtiyaçtan doğduğuna dair, “İçinde yaşadığımız ülkenin gerçekliği barış. Şu anda bir barış süreci yürütülüyor. Bu barış sürecinin özneleri de her birimiziz. Toplumdaki bütün bireyleriz. Dolayısıyla toplumun emekçiler açısından en örgütlü parçası olan Eğitim Sen ve KESK de bu süreçten bağımsız değil. Bu sürecin aynı zamanda içinde, aynı zamanda öznesi olduğunu söylüyoruz. Kadınların da barış sürecinin özneleri olduğu vurgusunu atölyede özellikle yaptık. Bu nedenle en önemli başlıklardan birisi olduğunu düşünüyorum. Çünkü toplumun en önemli gündemi barış. Bu barışı da kadınlar olarak biz KESK içerisinde, KESK’li kadınlar olarak nasıl kurucu özneleri olabiliriz, bu barışın nasıl oluşturucuları olabiliriz, bunun üzerinde tartıştık atölye boyunca” dedi.
‘Kamu emekçileri ve kadınlar pozitif barışın öznesi’
En çok negatif barış ve pozitif barış kavramları üzerinde tartıştıklarını belirten Dilek Atik, “Bildiğiniz gibi negatif barış tartışmaları çatışmaların son bulmasıyla ilgili kısmı kapsıyor. Şu anda bir negatif barış sürecini yaşıyor toplumumuz ve biz buradan yola çıkarak pozitif barış sürecine nasıl geçebiliriz, toplumun bütün kısımlarını, öznelerini bu sürecin içerisine nasıl dahil edebiliriz, barış masasında her birimizin sözünü nasıl yansıtabiliriz üzerinden bir tartışma yürütüyoruz. Çünkü emekçiler bu tartışmalardan bağımsız değil. Kamu emekçileri sadece özlük hakları üzerinden, sadece sınıf çatışmaları üzerinden, sadece ezen, ezilen paradigması üzerinden hareket etmiyor. Çünkü kamu çalışanları aynı zamanda bu toplumun geleceğinin de varlığının da bir parçası ve oluşturucusu. Dolayısıyla bundan sonraki pozitif barışın, toplumsal adaletin, eşitsizliklerin, kadın mücadelesinin de oluşturucuları ve özneleri olarak var olacaklar. Atölyede de genelde bu konu üzerinde tartışıldı” sözlerini kullandı.
‘Herkesin barışın öznesi olmaya niyeti ve isteği var’
Bu barışı kurarken en önemli noktanın ise toplumsal hafızanın da diri tutulması olduğunu söyleyen Dilek Atik, “Bir anlamda hafıza üzerinden gelen toplumsal adaletin, yüzleşmelerle yeniden oluşturulacağı ve tahakküm mekanizmalarının bu şekilde ortadan kaldırılarak bir anlamda kamunun, insanların vicdanının yeniden kurulmasıyla ilgili kısımlar da çok dikkat çekiciydi. Çok öğretici bir atölyeydi bu anlamda. Her birimiz bir anlamda birçok noktada da uzlaşarak çıktık. Bütün arkadaşların kendilerini ifade ettikleri alan; toplumsal cinsiyet eşitsizliğinden tutun da LGBTİ’lere kadar, işçilerden tutun da kadınlara kadar, herkesin barış üzerinden söyleyecek sözü ve barışın kurucu özneleri olmak konusunda niyetleri ve istekleri olduğunu da görmüş olduk.
Üzerinde uzlaştığımız şeylerden birisi KESK’in de bu barış sürecinin bir parçası olduğuyla ilgili ve yapması gereken, durması gereken noktada barışa müdahil olmak, barışın gözlemcisi olmak, barışın kurucusu olmak yönünde bir görevi olduğudur. İkincisi ise bir hafıza atölyesi oluşturularak bundan önceki duruma dönmemek gerektiği... İşte, savaştan önceki duruma geri dönmekle ilgili bir yol mu izleyeceğiz, yoksa yeni bir yol mu açacağız çatışmalardan sonra? Her birimizin, yani atölye bileşenlerinin her birinin üzerinde mutabık olduğu nokta, yeni bir yol açılması ve geçmişin izleriyle birlikte geleceğe yeni bir yön çizilmesi gerektiği yönündeydi” diye belirtti.
‘Kadınlar inisiyatifleri örecek’
İktidarın kadın komisyonu oluşturmamasını da eleştiren Dilek Atik, “Özellikle hakikatlerin araştırılması, adalet komisyonlarının oluşturulmasıyla ilgili taleplerimiz de olmuştu. Ancak bunların karşılık bulmasının zaman içerisinde nasıl gelişeceğini her birimiz göreceğiz. Şu anda somut anlamda bir komisyon oluşması gibi bir durum söz konusu değil. İktidarın açtığı bir alan yok. Ama kadınların alternatif açtığı alanlar var. Barışa İhtiyacım Var Kadın İnisiyatifi de bunlardan birisi. Ben bunların daha güçlenerek, iktidarın bu alanı görmesini sağlayacak şeyler yapacaklarını düşünüyorum. Bu çok acil bir ihtiyaç çünkü bütün dünyada birçok örnek var. Kolombiya’dan Ruanda’ya kadar, İrlanda’ya kadar barış masalarında kadınların olduğu, kadınların sözlerini kurduğu, kadınların inisiyatiflerinin oluşturduğu ve barışın ancak bu şekilde kalıcı ve pozitif barışa evrileceğine dair örnekler çok. Bence bu anlamda bir ihtiyaç var ve buna evrilecektir. Süreç bunu gerektirecektir ama zaten iktidar şu anda bizim beklediğimiz düzeyde de toplumun beklediği düzeyde de adımlar atmaktan çok uzak. Bunu aşağıdan, bizlerin, muhaliflerin, kadınların ördüğü bir inisiyatif olarak gelişeceğini düşünüyorum” ifadelerini kullandı.







