Engelli çocukların eğitim hakkı için rehber

  • 20:24 11 Eylül 2026
  • Güncel
HABER MERKEZİ - İstanbul Barosu Engelli Hakları Merkezi, engelli çocukların okullarda karşılaşabileceği ayrımcı uygulamalara karşı veli rehberi yayımladı. Rehberde okul kaydından “gölge öğretmen” dayatmasına, akran zorbalığından erişilebilirliğe kadar yaşanabilecek hak ihlalleri ve bunlara karşı başvuru yolları yer aldı.
 
İstanbul Barosu Engelli Hakları Merkezi, yeni eğitim-öğretim döneminde engelli çocukların ve ailelerinin okullarda karşılaşabileceği hak ihlallerine karşı “Eğitimde Sağlamcılığa Hayır! Engelli Çocukların Eğitim Hakkı İçin Veli Rehberi” başlıklı çalışma yayımladı.
 
Eylül 2026 tarihli 68 sayfalık rehberde; okul kaydı, sağlık raporu talepleri, “gölge öğretmen” dayatması, başka okula ya da sınıfa yönlendirme, Bireyselleştirilmiş Eğitim Programı (BEP), destek eğitim odası, erişilebilirlik, yardımcı cihazlar, akran zorbalığı, ayrımcılık ve mahremiyet gibi başlıklar ele alındı. Ailelerin hak ihlalleri karşısında başvurabileceği idari ve hukuki yollar ile örnek dilekçelere de yer verildi.
 
‘Çözüm çocuğu eğitim ortamından uzaklaştırmak değil’
 
Rehberde, engelli çocukların okul kaydı sırasında karşılaştığı doğrudan ya da dolaylı ret uygulamalarına dikkat çekildi. Bir çocuğun engelli olmasının tek başına okul kaydının reddedilmesi için gerekçe oluşturamayacağı vurgulandı.
 
Okulların “Bu okul çocuğunuza uygun değil”, “Sınıf çok kalabalık”, “Öğretmenimiz bu konuda eğitimli değil” ya da “Başka okul daha iyi olur” gibi gerekçelerle çocuğu eğitim ortamından uzaklaştıramayacağı belirtildi.
 
‘Gölge öğretmen tutamazsanız okula alamayız’ denilemez
 
Rehberde dikkat çekilen bir diğer uygulama ise bazı ailelerden çocuklarının okula devam edebilmesi için kendi imkanlarıyla “gölge öğretmen” ya da destek personeli sağlamalarının istenmesi oldu.
 
Çocuğun sınıf içinde desteğe ihtiyaç duyması halinde öncelikle BEP, destek eğitim ve sınıf içi uyarlamalar gibi kamusal yükümlülüklerin değerlendirilmesi gerektiği vurgulandı. Okula kabulün, ailenin ücretini karşılayacağı bir personel bulmasına bağlanmasının eğitim hakkı ve ayrımcılık yasağı bakımından ciddi hukuki sorun oluşturabileceğine dikkat çekildi.
 
'Okul yönetimi tek başına karar veremez'
 
Engelli bir öğrencinin başka bir okula veya özel eğitim sınıfına gönderilmesine yalnızca öğretmenin ya da okul yönetiminin karar veremeyeceği belirtilen rehberde, çocuğun eğitim ortamının değiştirilmesinin eğitsel değerlendirme ve tanılama sürecine bağlı olduğu kaydedildi. Değerlendirmelerin Rehberlik ve Araştırma Merkezi (RAM) bünyesindeki kurul tarafından yapılması ve yerleştirme kararında velinin yazılı talebinin de dikkate alınması gerektiği belirtildi.
 
'Destek eğitim odası ayrıştırma aracı değil'
 
Tam zamanlı kaynaştırma ve bütünleştirme yoluyla eğitim gören öğrencilere yönelik destek eğitim odalarına da yer verilen rehberde, burada verilecek eğitimin öğrencinin haftalık toplam ders saatinin yüzde 40’ını aşamayacağı belirtildi.
 
Destek eğitim odasının öğrenciyi akranlarından soyutlamak veya genel eğitim sınıfından uzaklaştırmak amacıyla kullanılamayacağı vurgulandı. Okul yönetiminin “odamız yok” ya da “öğretmenimiz yok” demesinin de öğrencinin ihtiyaç duyduğu desteğin karşılanmamasını tek başına haklı hale getirmeyeceği kaydedildi.
 
'Zorbalığa karşı önlem okulun yükümlülüğü'
 
Rehberde engelli çocukların karşılaşabileceği akran zorbalığına da dikkat çekildi. Alay etme, hakaret, tehdit, dışlama, fiziksel şiddet, çocuğun eşyalarına veya kullandığı yardımcı cihazlara müdahale ile dijital ortamda rahatsız etme zorbalığın farklı biçimleri arasında sıralandı.
 
Okul yönetimlerinin zorbalığa yol açabilecek riskleri belirlemek, önleyici tedbirler almak ve rehberlik hizmetlerini işletmekle yükümlü olduğu hatırlatıldı. Ailelere ise yaşanan her olayı tarih, yer ve gerçekleşme biçimiyle ayrı ayrı kayıt altına almaları önerildi.
 
'Yardımcı cihazların kullanımı engellenemez'
 
İşitme cihazı, tekerlekli sandalye, beyaz baston, protez veya iletişim cihazı kullanan öğrencilerin bu araçlardan yararlanmasının engellenmesi de eğitim hakkı ve ayrımcılık kapsamında değerlendirildi.
 
Öğrencinin eğitime katılmak için kullandığı yardımcı cihazın kullanımının engellenmesinin ciddi bir hukuki sorun oluşturabileceği, somut olayın özelliklerine göre ceza hukuku hükümlerinin de gündeme gelebileceği belirtildi.
 
'Başvurulara 30 gün içinde yanıt'
 
Rehberde ailelerin hak arama yollarına ilişkin bilgilere de yer verildi. 3071 sayılı Dilekçe Hakkının Kullanılmasına Dair Kanun kapsamında idarenin başvurunun sonucu veya işlemin durumu hakkında en geç 30 gün içinde gerekçeli yanıt vermesi gerektiği hatırlatıldı.
 
Başvurunun yanıtsız kalması veya sorunun çözülmemesi halinde ilçe ve il milli eğitim müdürlükleri ile Milli Eğitim Bakanlığına; koşulların bulunması halinde ise Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu (TİHEK), Kamu Denetçiliği Kurumu (KDK) ve idari yargıya başvurulabileceği aktarıldı.
 
Velilere başvurularını mümkün olduğunca yazılı yapmaları, evrak kayıt numaralarını saklamaları, yaşananları tarih ve olay bazında somut biçimde anlatmaları ve taleplerini açıkça belirtmeleri önerildi.
 
‘Eğitim bir lütuf ya da ayrıcalık değil’
 
Rehberde, engelli çocukların eğitim hakkının yalnızca okula kayıtla sınırlı olmadığı; okulun kapısından sınıfa, ders materyallerinden sınavlara ve akran ilişkilerine kadar eğitim yaşamının bütününü kapsadığı vurgulandı.
 
Çalışmada, “Eğitim tüm çocukların hakkıdır; bu hakkın kullanılabilmesi bir lütuf, iyi niyet veya ayrıcalık değil, kamunun yerine getirmek zorunda olduğu bir yükümlülüktür” ifadelerine yer verildi.
 
Rehber, Av. Deniz Yazgan, Av. Mücahit Gün ve Av. Taha Enes Çağlar’ın katkılarıyla İstanbul Barosu Engelli Hakları Merkezi tarafından hazırlandı.