Nagihan Akarsel Ankara’da anıldı

  • 20:24 2 Ekim 2026
  • Güncel
ANKARA - Dört yıl önce Silêmanî’de katledilen Jineoloji Dergisi editörü, gazeteci ve yazar Nagihan Akarsel için yapılan anmada konuşan Zuhal Tekiner, “Nagihan hayatımıza değen bir yerde olmasıyla beraber bizi kendi yaşamında yürüttüğü mücadeleye katıyordu” dedi.
 
Güney Kürdistan’ın Silêmanî kentinde 4 Ekim 2022’de katledilen gazeteci, Jineoloji Akademisi Üyesi ve Jineoloji Dergisi Yayın Kurulu Üyesi Nagihan Akarsel için Ankara’da anma programı düzenlendi.
 
Mezopotamya Kadın Gazeteciler Derneği (MGK), Anatolia Kültür Sanat ve Edebiyat Derneği ile Dicle Fırat Gazeteciler Derneği (DFG) tarafından düzenlenen anma, Anatolia Derneği’nde gerçekleştirildi.
 
Anmada Nagihan Akarsel için özel bir köşe oluşturuldu. Köşede Nagihan Akarsel’in kullandığı fotoğraf makinesi, fotoğrafları, üniversite diploması, basın kartları ve kişisel eşyaları ilk kez sergilendi.
 
Anma, Nagihan Akarsel şahsında yaşamını yitiren ömzgür basın emekçileri anısına yapılan bir dakikalık saygı duruşuyla başladı. Ardından Nagihan Akarsel’in yaşamını konu alan sinevizyon gösterimi yapıldı.
 
‘Tanıdığı her insanı yaşamının merkezine koyardı’
 
Sinevizyon gösteriminin ardından Nagihan Akarsel’in jineolojiden çalışma arkadaşı Zuhal Tekiner, söz aldı. Zuhal Tekiner, “Nagihan tanıdığı her bir insanı yaşamının merkezine oturtarak bir samimiyet yoldaşlık kurdu. 2009’dan bu yana değişmeyen bir şekilde bir samimiyetimiz oldu. Yoldaşlarının sadece dostluk kurmakla yaşamına girmiyordu. Sevinci, acıyı, hüznü yoldaşıyla birlikte yaşardı. Nagihan’ın anmalarında en çok dikkatimi çeken bu samimiyeti sadece benimle kurmamıştı” dedi.  
 
‘Bir miras olarak bırakacağını bilmeden yazdı’
 
"Nagihan hayatımıza değen bir yerde olmasıyla beraber bizi kendi yaşamında yürüttüğü mücadeleye katıyordu" diyen Zuhal Tekiner, şöyle devam etti: “Okuduğu kadar okutmak yazdığı kadar yazdırmaya çabalayan bir yerde durdu. Yaşadığı süre içeresinde her şeyi yazdı. Bir miras olarak bırakacağını bilmeden yazdı. Ama şu an kaleme aldığı her cümle müthiş etkiler bıraktı. Gerçekten birilerinin yaşamından konu alarak yazmaya çabalıyordu. Gerçek yaşamanın içerinde var olanları yazardı. Tartışırdı, kafasında tam oturduğu zaman yazardı.” 
 
Zuhal Tekiner'in ardından Nuray Çevirmen, Nagihan Akarsel’in Nisan kitabında yer alan şiirlerini seslendirirken Reyhan Yıldırımcı da Nagihan Akarsel’e yazdığı mektubu okdu.
 
Nagihan Akarsel'e mektup: Attığım her adımda, baktığım her yerde senin izini sürüyorum
 
Reyhan Yıldırımcı, Nagihan Akarsel’e yazdığı mektupta şöyle seslendi:
 
“Hani sen cezaevindeyken sayfalarca, uzun uzun mektup yazardım. Dört duvar arasında değilmişsin, dışarıda yanı başımdaymışsın gibi anlatırdım. Çiçeği, böceği, kelebeği, toprağın kokusunu, gökyüzünü ve yıldızlarımızı. Sen de yazdığın mektuplarda dışarıdaki hayatı solur, benimle birlikte yaşardın günleri.
 
Yine yokluğunda aynı özlemle benden upuzun bir mektup istemiştin. Sözleşmiştik. Yazacaktık birbirimize. Sen bana yazabildin mi? Şimdi bir yerlerden yazmış olabileceğin, yollarda veya zamana takılı kalmış mektubunun bir gün gelip beni bulmasını bekliyorum.
 
Yazamadıysan da geride bıraktığın yazılarına, hatıralarına, ‘Kül Kokusu’ öykü kitabını da mektubum sayar, yüreğime basarım. Bak, sana verdiğim sözü tutuyor, kalbinden dökülen her şeyi sana yazıyorum. Belki sen okumayacaksın ama sana gönül veren, yoldaşlık yapan arkadaşlarımızın huzurunda senin gözlerinin içine bakıyormuşçasına bakıp okuyacağım onlara.
 
Onlar da aramızdaki o sarsılmaz sezgisel bağa şahitlik edecekler. Şimdi attığım her adımda, baktığım her yerde senin izini sürüyorum. Jineoloji çalışmalarında, kadın hafızasında, kattığın o eşsiz değerlerde, kaleme aldığın her cümlede ve ardında bıraktığın mirasta.
 
Jinwar’ın emektar toprağında kadınların sesini ve hafızasını geleceğe taşıma gayretine, senin bitmeyen hakikat arayışını hissettikçe aramızdaki bağın ne kadar derin sezgilerle örüldüğünü şimdi daha iyi anlamlandırabiliyorum.”
 
‘Nagihan bize bir yol açtı’
 
DFG’den Diren Yurtsever de konuşmasında şunları kaydetti: “Özgür basında çalışmak ateşten bir gömlek giymek diye söyleriz bazen yaşamını feda edersin bazen cezaevine konulursun. Tüm bunlara rağmen bir yol açarsın Nagihan’da bize bir yol açtı. Onların bu yolda ulaşmak istedikleri hedefleri bizim içinde ona doğru yürümenin mücadelesidir. Şimdi biz bu yolda yürüyoruz. Nagihan ve bütün basın şehitlerinin katkıları çok fazlaydı. O hakikate ulaşmanın hedefindeydiler ki bir kimlik yarattılar bize, bize ölçü oluşturdular. Yaşamda bir ölçü bıraktı arkadaşlarımız. Güçlü bir maneviyat oluşturdular.”
 
‘Mirası özgür basın emekçilerine yol gösteriyor’
 
MGK’den Melek Avcı ise Nagihan Akarsel’in kadın özgürlük mücadelesinde güçlü bir mücadele yürüttüğünü söyleyerek “Yarım bıraktığı hayali kadınları özgürleştirmek. Kadın özgürlüğünden söz ediyor bütün yazı ve şiirlerinde. En büyük isteklerinden bir tanesi de kadınların kendi hafızasını ve kendi dilinde yazmasaydı. Bu bir anma ama olmasından kaynaklı çok fazla geçmiş zaman kullandık.  Onun bıraktığı mücadelenin hakikatin, emeği ve  kadın basınına katkılarıyla  mirası özgür basın emekçilerinin ve jineolojide ki arkadaşlarına yol gösteriyor” ifadelerini kullandı.
 
Konuşmaların ardından anma programı Nagihan Akarsel'in Nisan ismiyle çıkan şiir kitabı ve öykülerinin yer aldığı Kül Kokusu kitabı Nuray Çevirmen ve Zuhal Tekiner tarafından imzalanması ile son buldu.