Adalet mücadelesi yerelden büyüyor

  • 09:03 8 Ekim 2026
  • Güncel
Beritan Tunç
 
İZMİR - KCDP İzmir Temsilcisi Tülin Osmanoğulları, Konak Belediyesi ile imzalanan işbirliği protokolünün şüpheli kadın ölümleri ve kadına yönelik şiddet davalarının takibi açısından önemli olduğunu belirterek, “Şüpheli kadın ölümlerinin hukukta bir yerinin olmasını istiyoruz” dedi.
 
Kadın katliamları ve şüpheli kadın ölümleri artarken, buna karşı adalet mücadelesi de büyüyor. Şüpheli kadın ölümlerinin “intihar” ya da “kaza” olarak değerlendirilmesine, delillerin etkin biçimde toplanmamasına ve davaların cezasızlıkla sonuçlanmasına karşı mücadele yürüten Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu (KCDP), Konak Belediyesi ile kadın katliamları, şüpheli kadın ölümleri ve kadına yönelik şiddet davalarının etkin biçimde takip edilmesi ve cezasızlıkla mücadele edilmesi amacıyla işbirliği protokolü imzaladı.
 
Yerel yönetimlerle dava takibi konusunda gerçekleştirilen ilk çalışmalardan biri olan protokol kapsamında, davaların birlikte takip edilmesi, kadınların haklarına ilişkin mahallelerde çalışmalar yürütülmesi ve şiddete maruz bırakılan kadınlara yönelik destek mekanizmalarının güçlendirilmesi hedefleniyor. KCDP İzmir Temsilcisi Tülin Osmanoğulları ile imzalanan protokolü konuştuk.
 
‘Aileler yasını yaşayamadan adalet peşine düşüyor’
 
İmzalanan protokolün özellikle şüpheli kadın ölümlerinin takip edilmesi açısından önemine dikkat çeken Tülin Osmanoğulları, kadın katliamları ve şüpheli kadın ölümü davalarının aileler açısından oldukça zorlu süreçler olduğunu hatırlattı. Tülin Osmanoğulları, “Şüpheli kadın ölümünde aileler yas sürecini yaşayamadan delil peşine, adalet peşine düşüyor. Bütün bu süreçler ailenin bütün fertleri için zorlu geçiyor. Bizim bu açıdan Konak Belediyesi’yle yaptığımız protokolün anlamı çok büyük. Konak Belediyesi Meclisi Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Komisyonu’ndan böyle bir öneri geldi. Biz de tabii çok severek kabul ettik. Sonra meclisten oy birliğiyle protokol geçti. Bu da çok kıymetliydi. Konak Belediyesi Meclisi’nin böyle bir protokole oy birliğiyle onay vermesi de çok kıymetliydi. Ayrıca kadın bir belediye başkanıyla, Nilüfer Çınar ile böyle bir şeyi imzalamak da çok kıymetliydi” dedi.
 
‘Bir yol açtık ve bütün ülkeye yayılmasını istiyoruz’
 
İlk aşamada protokol kapsamında Konak’ta katledilen kadınların, şüpheli kadın ölümlerinin ve şiddete maruz bırakılan kadınların davalarını birlikte takip edeceklerini ifade eden Tülin Osmanoğulları, bunun yanında mahallelerde de çalışma yürüteceklerini söyledi. Mahalle mahalle gezip kadınlara haklarını anlatacaklarını kaydeden Tülin Osmanoğulları, “Varsa şiddet mağduru kadınların bize ulaşmasını sağlayacağız. Yine bu kadınların ailelerinde psikolojik desteğe ihtiyacı olanların bu ihtiyaçlarının Konak Belediyesi tarafından karşılanması adına birlikte çalışacağız. Bu açıdan önemli. Tabii eksiklikleri de yolda göreceğiz. Biz bir yol açtık ve bunun bütün ülkeye yayılmasını istiyoruz. Takip ettiğiniz özellikle şüpheli kadın ölümlerinde ailelerin gerçekten samanlıkta iğne arar gibi delil peşine düştüğünü görüyorsunuz. İnanılmaz bir şekilde delil peşinde, herhangi bir şeyin peşinde oluyorlar. Bununla beraber de basının haberlerinin peşine düşüyor aileler. ‘Bir kadın bunalıma girdi, yüksekten atladı’, ‘Eşiyle tartıştı ya da kıskançlık krizine girdi, kendini astı’ gibi haberler çıkıyor. Gerçekten öyle ve bize ulaşan ailelerin en büyük sorunu da bu: Basının dili ve basındaki bu yalan yanlış haberler” diye konuştu.
 
‘Kamuoyu ailelerle olduğunda adalet sağlanabilir’
 
Basının olayı ilk nasıl aktardığının kolluk ve yargının bakışını da etkileyebildiğini dile getiren Tülin Osmanoğulları, “Basın, ‘Bir kadın bunalıma girdi’, ‘Kıskançlık geçirdi’, ‘Şundan bundan intihar etti’ ya da ‘Kazayla düştü’ diyorsa, kolluk da öyle bakıyor ve o dosya öyle ilerliyor. Kolluğun, yargının da dosyaya bakış açısı intihar ya da kaza diye oluyor. Biz bunu nerede biliyoruz? Rojin’de biliyoruz. Yani ilk elden. Gülistan’da biliyoruz ki bunlar yine ülkenin gündemine oturan davalar. Hiç ülkenin gündemine hiçbir şekilde giremeyen bir sürü şüpheli kadın ölümü davası var. Bu süreçler çok zor geçiyor. Ben hep şunu söylüyorum: Kadın cinayeti ve şüpheli kadın ölümlerinde gerçekten basın çok önemli. Basının dili çok önemli. Çünkü basının sayesinde biz kamuoyu oluşturuyoruz. Ne yazık ki bizim ülkemizde o kadar uzun zamandır ki artık insanlar o adaleti, kamuoyunu arkasına alabiliyorsa sağlayabiliyor. O yüzden Türkiye’de hem kadın cinayeti davalarında hem de şüpheli kadın ölümlerinde basının dili yine mağduru haksız ya da mağduru suçlu çıkaracak bir dil. Bu da gerçekten hem yargı hem kolluk tarafından buradan yola çıkılmasına ve dosyaların o şekilde ilerlemesine neden oluyor” ifadelerini kullandı.
 
‘Aileler delil peşinde’
 
Yerel yönetimlerin adalet mücadelesinin içinde yer almasının aileler açısından önemli olduğunu vurgulayan Tülin Osmanoğulları, aynı zamanda yerel yönetimlerin desteğinin davaların kamuoyuna yansımasını da güçlendirebileceğini belirtti. Tülin Osmanoğulları, “Tam olarak dediğim gibi, bu Türkiye’de bir ilk ve biz bir yol açtık. Biraz da yolda göreceğiz neyi, ne kadar birlikte yapabileceğimizi. Ama bir kere şunu çok önemsiyoruz: Öldürülen bir kadının ailesi, yanında gerçekten belediye başkanını görüyorsa ya da adalet aradığımız o dövizlerde, o pankartlarda belediyenin logosunu görüyorsa, inanın o yalnız olmadıkları duygusu çok kıymetli. Bir kere ailelerin yalnız olmadığını hissettirmeyi biz zaten önemsiyoruz ama böylesine bir yerel yönetimle birlikte bunu o aileye hissettirmek çok başka bir şey. Dediğim gibi, bunun kamuoyuna da daha fazla mal olacağını düşünüyoruz. Yaşananların kamuoyuna yansımasını sağlamak için elimizden geleni yapıyoruz. Ama bununla birlikte tabii ki yanımızda bir Konak Belediyesi başkanının ya da meclis üyelerinin ya da başkan yardımcılarının olması, o olayın kamuoyuna yansımasını gerçekten değiştirecektir” dedi.
 
Şüpheli kadın ölümleri
 
Protokol hazırlanırken Konak Belediyesi hukukçularıyla birlikte çalışma yürüttüklerini ifade eden Tülin Osmanoğulları, belediye avukatlarının kadın katliamı ve şüpheli kadın ölümü davalarında daha etkin rol almasını hedeflediklerini belirtti. Tülin Osmanoğulları, “Bununla birlikte yine belediyeyle, belediyenin Kadın Aile Müdürlüğü ile birlikte mahallelere gireceğiz. Geçmişte biz bunu yaptık. Yine Konak Kadın Aile Müdürlüğü ile birçok mahalleye gittik. Kadınlara haklarını anlattık. Nereye ulaşabileceklerini dahi bilmeyen kadınlar gerçekten orada öğrenmiş oldu. Bu yüzden de ilk hedefimiz bu şekilde ilerlemek. Protokolü hazırlarken Konak Belediyesi’nin hukukçuları da bizimle birlikte bunun ön çalışmasını yaptı. Örneğin bu tür davalarda belediye avukatları doğrudan müdahil olamıyormuş. Biz olsun istiyoruz. Belediye avukatları da bu ilçede bir kadın öldürüldüğünde onun avukatlığını yapabilsin. Bunu hedefliyoruz. Dediğim gibi, geride kalanların, şiddet mağduru kadınların en çok istihdam, iş diye bir dertleri var. Yani ekonomik özgürlükleri olmadığı için şiddet gördükleri evlere geri gidiyorlar. Mevcut sığınma evlerinin koşulları belli” dedi.
 
‘Protokolü genişletmek istiyoruz’
 
Protokolü ilerleyen dönemlerde genişletmek istediklerini belirten Tülin Osmanoğulları, şiddete maruz bırakılan kadınların istihdama erişiminin de önemli olduğunu söyledi. Tülin Osmanoğulları, “İlerleyen dönemlerde şiddet mağduru kadınların istihdam edilmesini sağlayabilirsek, yani bu protokolü böyle genişletebilirsek ya da bu anlamda bizimle başka belediyeler protokol imzalamak istiyorsa, imzalarız. Çünkü şiddet mağduru kadınların istihdamı da çok önemli. O şiddet gördükleri evlerden kurtulabilmeleri için. Yine olabilirse, öldürülen kadınların gerçekten çocukları ortada kalıyor. Yani baba gidiyor, cezaevine giriyor. Zaten büyük bir ihtimalle müebbet alıyor. Anne yok. Onların eğitimlerini burs anlamında desteklemek... Yani bu şekilde tabii ki bizim amacımız genişletmek. Dediğim gibi, bugün Kadifekale’deki bir kadın valiliğe ulaşmayı bilmez ama oradaki bir belediyenin semt evini, orada bir hukukçu varsa o semt evini, bir psikolog varsa çok daha rahat bulabilir ve ulaşabilir. Bu anlamda tabii ki büyütmek istiyoruz. Bu protokolü genişletmek istiyoruz ama bu hâliyle bile çok kıymetli” diye belirtti.