‘Tecride karşı örgütlü bir duruş sergilenmeli’
- 09:02 8 Haziran 2022
- Güncel
BATMAN - PKK Lideri Abdullah Öcalan’a yönelik uygulanan tecride ilişkin değerlendirmede bulunan HDP Batman İl Örgütü Yöneticisi Gizem Oğurlu, “Toplumdaki kaygıların giderilmesi için tecridi kırmamız gerekiyor” dedi.
İmralı Adası’nda tutulan PKK Lideri Abdullah Öcalan'a yönelik 23 yıldır uygulanan ağırlaştırılmış tecrit sürüyor. Avukatları bir yıldan fazladır müvekkillerinden hiçbir şekilde haber alamazken, görüşme için bulundukları başvurular ise farklı bahaneler gösterilerek reddediliyor.
Halkların Demokratik Partisi (HDP) Batman İl Örgütü yönetiminde yer alan Gizem Oğurlu, Abdullah Öcalan ve yaşamın her alanına sirayet eden tecrit politikasına ilişkin değerlendirmede bulundu.
‘Sayın Öcalan’dan haber alınmaması kaygılara neden oluyor’
PKK Lideri Abdullah Öcalan’ın 1999’da Türkiye’ye getirilmesinden bu yana kendisine yönelik uygulanan ağırlaştırılmış tecritte bir değişiklik olmadığını söyleyen Gizem, uygulanan tecridin insanlık suçu bir uygulama olduğunu ifade etti. Gizem, Nisan 2015'te yapılan görüşme sürecine de değinerek, “Nisan 2015’te çözüm sürecinin başlamasıyla birlikte tecrit bir nebzede olsa hafifletilmişti. Tecridin hafiflemesiyle topluma nasıl bir fayda sağladığını da görmüştük. Ancak sürecin bozulmasıyla birlikte tecrit daha ağır bir şekilde uygulanmaya başladı. Bu da toplumda kaygıların artmasına neden oldu. Ve bundan kaynaklı bir yıldır Sayın Öcalan'dan haber alınamıyor. Sayın Öcalan’ın durumuyla ilgili gündemde yer alan söylemler ise toplumda tekrardan büyük kaygılar yaratmaya neden oldu. Fakat avukatları ve ailesi kendisiyle görüşme sağlayamadığı için kimse bu durum hakkında net bir şey söyleyemedi” dedi.
‘Tecrit toplumda ciddi sorunlara neden oluyor’
Toplumdaki kaygıların giderilmesi ve Türkiye'de demokratik bir yaşamın inşa edilmesinin ancak Abdullah Öcalan üzerindeki tecridin kaldırılmasıyla mümkün olabileceğini dile getiren Gizem, “Sayın Abdullah Öcalan üzerinde uygulanan tecrit politikası tecrit uygulamasının en büyük fotoğrafıdır. Bunun diğer bir fotoğrafı ise Kürdistan, Ortadoğu ve Türkiye halkı üzerinde kendini gösteriyor. Öte yandan bu cezaevlerinde de uygulanıyor. Bundan en çok zarar görenler de durumu ağır olan hasta tutsaklar oluyor. Bu durum da cezaevinden cenazelerin çıkmasına neden oluyor. Devletin denetiminde olan bir yerde cenazelerin çıkması bir infialdir. Yine aynı şekilde tecritle beraber cezaevinde ciddi anlamda hak ihlalleri yaşanıyor. Bu da toplumda ciddi sorunların çıkmasına neden oluyor” sözlerine yer verdi.
‘Ortadoğu’da ve Güney’deki saldırılar tecritten kaynaklanıyor’
Gizem, Abdullah Öcalan üzerinde uygulanan tecridin yaşamın her alanına sirayet ettiğini de kaydederek, Türkiye ve bölge kentlerinde uygulanan özel savaş politikalarının tecritten bağımsız olmadığını ifade etti. Salgın süreciyle birlikte tecridin ve özel savaş politikalarının farklı bir ivme kazandığını da vurgulayan Gizem, “Bugün bir araya gelen ve basın açıklaması yapmak isteyen kitlenin engellenmek istenmesi dahi bir tecrittir. Özellikle pandemi sürecinde kadınların eve hapsedilmesi ve artan ekonomik krizden kaynaklı ilk olarak kadınların gözden çıkarılması da bundan biridir. Bugün Ortadoğu'da ve Güney’de devam eden saldırıların da tecritten kaynaklandığını biliyoruz. Özel savaş politikasının Kürdistan’da uygulanmasıyla birlikte bölgede bulunan kolluk kuvvetlerindeki sayıların da arttığını görüyoruz. Bu kolluk kuvvetlerinin çökertme planıyla kadın ve gençleri fuhuş, uyuşturucu ve ajanlaştırma politikalarına çekilmesinin tecritle bağlantılı olduğunu da biliyoruz. Kürdistan ve Türkiye'de artan kadın katliamlarının artması ve toplumun yozlaştırıldığını da görüyoruz” diye ifade etti.
‘Örgütlü bir duruş sergilemeliyiz’
Bölgede ve Türkiye'de yaşayan halkların tecritle beraber uygulanan özel savaş politikalarına karşı örgütlenmesi gerektiğini de belirten Gizem, tecridin ancak hakların bir araya gelmesiyle kırılabileceğini söyledi. Gizem, bu uygulamalara karşı özellikle kadınların bir araya gelerek mücadelelerini büyütmeleri gerektiğinin altını çizerek, “Sayın Abdullah Öcalan ve cezaevlerinde uygulanan tecridin kırılması için örgütlü bir duruş sergilemeliyiz. Ve toplumdaki kaygıların giderilebilmesi için tecridi kırmamız gerekiyor” diye vurguladı.







